Kimse hüzünlü olmasın
Sırası değil hüznün daha
Bir gün bir şehrin alanında
Bir mermer yığınının gözlerine
Omuzlarına düşerse bir çınar yaprağı
Hüzünlensin yaşayanlar o zaman
Sırası değil hüznün daha.
Edip Cansever 💙
Öncelikle yorumun için teşekkürler Ahmet Karakuş 😉
Her şairin şiirinde yer verdikleri duyguları bizzat yaşayıp üzerine yazdıkları fikrine katılmıyorum aslında ben.
Şiirin tecrübelerden ziyade his ve düşünce yapısı ile ilgili olduğunu düşünüyorum ve tıpkı Murat ile konuştuğumuz inanç mevzusu gibi hatırlarsınız...
Hani çok istersen her şey mümkün dercesine. Bazen bir şeyin hayalini veyahut düşüncesini öyle çok kurarsın ki yaşamamış olup yaşamış hissi uyandırıp, öyle içselleştirip benimsersinki bir süreden sonra adeta kalemine sen yaşamışçasına geçer sen dahi yaşamış olduğuna inanıverirsin; tadı gelir, rengi gelir, nefes alır, vücut bulur.
Sadece kendini inandırmakla kalmayıp karşındaki insanları da kaptırıveririrsin o rüzgara (tıpkı hepimizin şahit olduğu münazara örneklerimizde olduğu gibi; iş bu 'mesela yani'yi tutturabilmek de😂)
Belki de şairin yaşayıp yaşamadığından ziyade bizim ne aldığımızdır önemli olan.
'Şairin ve şiir okurunun şiirde buldukları sadece kendi uçkunluklarıdır,' der
İsmet Özel ne de güzel der ben buna inanırım en nihayetinde. Yazar veya şair kaleminden damıtır sözcüklerini okurunda yerini bulur o sesler, sözcükler, noktalar kendine göre şekillenir anlamlanır bütünleşir. Şairin değil de okurun ürünü, oluverir. Budur aslolan okuyucuda ne hissettirip ne yaşattığı..
Bugün iki kedinin öldüğünü gördüm
Bir değil, tam tamına iki kedi
Ve bugün iki insan yüzükoyun yere düştü
Yine bir değil, tam iki kişi
Bilmiyorum zamanı mıydı ama
Hüzünlendim
Belki de hüzünlenmemeliydim
Tıpkı diğerleri gibi