Puan vermedi·725 syf.··Beğendi
···Okunma: 16 Temmuz 2022 21:23 6.
Merhabalaaar :)
Türk edebiyatının ilk postmodernist romanı olarak nitendirilen 'Tutunamayanlar' ile karşınızdayım :)
Genç bir mühendis olan Turgut Özben, yakın arkadaşı Selim Işık’ın kendini bir tabancayla vurarak intihar ettiğini gazetelerden öğrenir ve bundan çok etkilenir. İntiharın nedenini merak ederek araştırmaya başlar.
Turgut, araştırmaları sırasında kendi benliğini de tanımaya başlamıştır. Turgut, Selim’in yaşamını irdeledikçe; hayatın sonsuz olasılıklarını ve onlara tutunmanın faydasızlığını hissetmeye başlamıştır. Selim’i intihara götüren bu buluşlar, Turgut’u da sarsmaya başlamıştır. Kendinin de tutunamayanlardan biri olduğunu anlar. Bu gerçek Olric’le yaptığı içsel konuşmalarda iyice belirginleşir.
Kitabın “zorluğu” da buradan geliyor aslında. Kurmaca içinde kurmaca, diyalog içinde diyalog barındıran kitabı okurken “Bu cümleyi Turgut sesli mi söylüyor yoksa iç sesiyle mi konuşuyor?” dediğim çok oldu. Anlatıcı tek kişi değil çünkü. Birden fazla anlatıcı ve birden fazla bakış açısıyla oluşturulan kitap alışık olmadığımız bir tür.
Romanda denenen anlatım tekniklerinin biri bilinç akımı tekniğidir. Romanda olay zinciri olmadığından anlatım daha çok iç konuşma, özellikle de Turgut’un iç konuşmalarında, onun ruh dünyasında yoğunlaşır. Herhangi bir konuda düzgün ve tutarlı düşünceler değil, gerçek hayatta olduğu gibi insanın aklından geçenler, bazen şaşırtıcı atlamalar ve çağrışımlarla oluşan bir akım halinde yansıtılır.
Yazarın denediği bir başka anlatım tekniği de hiçbir noktalama işaretine yer vermeyen, art arda dizili, konudan konuya atlayan bir tarz. Bu anlatım tarzı 70 sayfalık bir bölümü kapsıyor. Turgut, arkadaşı Selim’in hayat hikâyesini, onun hakkında öğrendiklerini değerlendirerek kompozisyon biçiminde yazıyor. Bu yazıda anlatıcılar bazen Selim, bazen de nişanlısı Günseli’dir. Bu da ortak yaşanmış bir hayat diliminin göstergesi olarak karşımıza çıkıyor.
Tutunamayanlar, hayatın kendisi kadar karmaşık, çoğu zaman hayatın kendisi kadar anlaşılmaz, kişilik analizleri ve ayrıntılarla dolu bir romandır. Herkesi bir bakıma tutunamayanlığa çağırıyormuş gibi bir izlenim bıraktı ben de.
Peki ben bir tutunamayan mıyım?
Peki siz bir tutunamayan mısınız?
Tutunamayanlar ile ilgili incelememi Sevgili beyin yakan yazarımız Oğuz Atay'ın bir röportajda kendi eseri ile ilgili yaptığı konuşmasını paylaşmak istiyorum.
Gazeteci: "Tutunamayanlar ile ne yapmak, neyi vermek istediniz?"
Oğuz Atay: Tutunamayanlar ile çok basit bir iş yapmak istedim; insanı anlatmayı düşündüm. Kapalı dünyalar içinde yaşayan yazarların bile bu cümleye hemen isyan edeceğini, “Peki herkes ne yapıyor?” diye öfkeleneceğini bildiğim halde bu basit gerçeği söylemekten kendimi alamıyorum. Ben, kahramanlarımın iplerini istediği gibi oynatarak insanlardan kuklalar yaratan büyük romancıların yeteneklerinden yoksunum. Roman kahramanlarına uygulayacak büyük nazariyelerim, onları peşinden koşturacağım büyük ülkülerim yok. Ya da insanlara, özellikle tutunamayanlara saygım büyük olduğu için, acıyorum onlara; böyle büyük büyük meselelerin makale, inceleme, deneme gibi yazı türlerinin konusu olduğunu sanıyorum..
.
Kesinlikle okunmasını tavsiye ediyorum bakın ben 2 defa okudum :)
Keyifli Okumalar
Kitaplarla Kalın