k

Kitapsal Mevzular

0 üye
Takip
10/10
·1552 syf.··
Beğendi
·
2023 39. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 24 Ekim 2023 23:22
Merhabalaaar :) Sanırım Martin Eden'den sonra Monte Cristo Kontu 'na da aşık oldum. Karakterlere aşık olmaya devam :) #KitapsalMevzular grubu ile Eylül-Ekim de okuduğumuz eser Monte Cristo Kontu oldu. Grup okuyalım demeseydi kim bilir ne zaman okuyacaktım ve daha ne kadar mahrum kalacaktım bu şaheserden. Ama iyi ki #KitapsalMevzular.. Çok beğendiğim kitapların incelemesini bir türlü yapamıyorum. Ne desem az kalacakmış gibi. Nasıl öveceğimi abartacağımı bilemiyorum. Monte Cristo Kontu yani Edmond Dantes bir iftiraya uğrar ve bunun sonucunda özgürlüğünü, sevdiği kadını, yaşlı babasını kaybeder. Hapishanede tam on dört yıl hapis kalır. Oradan çok farklı bir şekilde çıkar ve oradan kurtulduğunda düşündüğü tek şey intikam ve adaletin yerini bulmasını sağlamaktır. Böyle kısa bir şekilde özetlenen bir eser nasıl olurda 2.cilt olur diye düşünmüştüm okumadan önce ama inanın daha uzun olmasını çok isterdim. Çünkü hikaye o kadar etkileyici bir şekilde kurgulanmış ki sıkılmak imkansız. Olaylar o kadar güzel, olması gerektiği hızda ilerledi ki sıkıldığım tek bir yer dahi olmadı. Kitabı okurken çok heyecanlı, kendine bağlayan, devamlı bir sonraki bölümünü merak ettiğim bir dizi izliyor hissine kapıldım. Sürekli bir sayfa daha bir sayfa daha diye diye bazen saatlerce okuyordum. Yazarın anlatımına, üslubuna, çizdiği karakterlere ve ustaca işlediği olay örgüsüne hayran kaldım. Monte Cristo Kontu okuyucuya, tadı damakta kalacak bir okuma deneyimi sunuyor. . Kitapla ilgili konuşacak o kadar şey var ki ama bu ancak kitabı okuyanlarla konuşulur. Ben anlatmaya başlasam bir cilt de ben eklerim gibi :)) Siz sevgili klasik severler bu eseri hâlâ okumadıysanız kesinlikle en kısa zamanda başlayın. Daha fazla mahrum kalmayın bu şaheserden. . Sevgili Okurlar Sevgi ve Saygı ile Kalın
Kitapsal Mevzular
Monte Cristo Kontu (2 Cilt Takım)Alexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202537,1bin okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2023 21. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2023 00:00
Merhabalaaar Peyami Safa' dan okuduğum 5. eser. Daha önce Biz İnsanlar, Cingöz Recai, Sözde Kızlar ve Dokuzuncu Hariciye Koğuşu kitaplarını okudum. Genel olarak yazarın kalemini okumayı seviyorum. Doğu-Batı çatışması, toplumsal değişmeler ve manevi değerleri ve inancı ön planda tutması kitaplarında sürekli karşımıza çıkan konulardır Esere gelecek olursam; Yalnızız romanındaki karakterlerin çoğu birbiri ile ilişkili ama hepsi de birbirinden çok farklı ve zıt karakterler. Her bir karakter ayrı bir dünya.. Kitapta olaylardan çok karakterlerin içsel düşünceleri ve içsel hesaplaşmaları ilgi çekici. Ana karakterlerden olan Meral 'in intihar mektubu buna örnektir. "Kendi kendimden nefretimin çerçevelediği ve çirkinleştirdiği bir dünyada yalnızım." Romanın genel yapısı yalan-gerçek, iyi-kötü, akıl-duygu mana-madde, doğru-yanlış gibi zıt kutuplar üzerine kurulmuştur. Bu durum romana felsefi bir özellik kazandırmıştır. Yalan, eserin başından sonuna kadar sürekli işlenen bir konu. Özellikle romanın her bölümünde yalan sözcüğünü ve yalanla paralel olarak şüphe unsurunu da dile getirmiştir. Kişi yalan söylediği zaman karşısındakini kandırdığını onu aldattığını düşünür. Fakat dikkatli biri kişi, karşısındaki kişinin hal ve hareketlerinden, duruşlarından bakışlarından, sözlerinden yalan söylediğini anlayabilirler. Samim karakteride Meral'in yalan söylediğinin farkında ve bu yalanları sadece kendisine değil kendi kendisine de söylediğinin farkında. Kitapta değinilen çok farklı konular da vardı. Bunlardan biri, insanların içinde olan farklı kişilikler. Bir insanın içinde birden fazla 'ben'in olması ve bunların genellikle birbirinden farklı olması ve bazı insanların bu benleri içlerinde öldürdüğü.. Diğeri kadın-erkek eşitsizliği/normu. Bu konuyu daha çok Meral ve Ferhat kardeşlerde
Kitapsal Mevzular
YalnızızPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202227,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·656 syf.··
Beğendi
·
2023 17. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2023 18:08
Merhabalaaar Ülkenin yaşadığı büyük depremden beri ilk kez inceleme yapıyorum. O zaman beri 3  4 kitap okuyabildim sadece. Deprem bölgesinde değildim o anı yaşamadım ama acısını çok hissettim ve hala hissediyorum. O anı yaşanlara çok geçmiş olsun diliyorum. O depremde kayıpları olan herkese baş sağlığı ve sabırlar diliyorum. Umarım bir daha böyle bir felaketi hiç kimse yaşamaz. . İncelememe gelecek olursam, Steinbeck 'ten okuduğum 3. kitap ve her Steinbeck okuduğumda tekrar tekrar hayran kalıyorum. Toplumsal olaylara, tarihlere, ilişkilere o kadar güzel değiniyor, o kadar güzel anlatıyor ki hayran kalmamak elde değil. Kendisi bu kült eser için; "Bugüne kadar yazdıklarım, bu kitap için bir hazırlık niteliğindeydi" diyor. ' Cennetin Doğusu ' , Yaşamları çok farklı iki ailenin Salinasta yaşamlarına, yaşayışlarına değinen bir kitap. Trask ve Hamilton ailelerinin bireylerinin hayatları ayrı ayrı kitap olacak tarzda. Birini okurken diğerini merak ediyordum. Bu aile fertlerinin tercihleri, birbirlerinin hayatlarını nasıl etkilediğini görüyoruz. Kitap 656 sayfalık ama okununca hemen bitecek cinsten. Ben hemen bitiremedim ama okuyunca da oturup kitap üstüne baya düşünüyordum.   Kötülüğün kaynağı ne?   Soydan kandan gelen bir şey mi?   Kötülük yaptığımızın farkında mıyız? Bunu değiştirebilir miyiz? Ben böyle böyle düşüncelere kapılıyordum. Kitabın içeriğinden, karakterlerden bahsetmeyi çok isterim ama birinden bahsetsem diğerlerindende bahsetmem lazım   ama ben okumak isteyenler için spoiler vermek istemiyorum. Kesinlikle okunmasını gereken bir eser, herkese tavsiye ediyorum. Kitaplarla Kalın ve Sevgiyle Kalın :)
Kitapsal Mevzular
Cennetin DoğusuJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 201711,4bin okunma
10/10
·147 syf.··
Beğendi
·
2023 13. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 05 Şubat 2023 19:56
Merhabalaaar ;)) Fakir Baykurt'tan gerçek bir hikaye ile okumaya dewamkee :) Mustafa Güzelgöz’ün hikayesini, gerçek bir hikayeyi anlatıyor Fakir Baykurt Eşekli Kütüphaneci adlı biyografik romanında. Evet kim bu Mustafa Güzelgöz? Fakir Baykurt neden önemli bulup hasta yatağında hikayesini kaleme almış? Mustafa Güzelgöz, kimsenin aklına gelmeyeni, üstelik hiçbir çıkarı olmadan yaparak cehalete karşı savaş açıyor. Tek derdi ise “insanların kafalarının içini kitapla aydınlatmak”. Bunun için de kitap okumaya, kütüphaneye gelmeyen insanlara o eşeğiyle kitap götürüyor. Ve kitap okutturuyor. Bunu büyütüyor tabii bir tane eşeği 36 eşek yapıyor bunun yanında at ve katır da var hatta bir ara bir ciple bile yapıyor bu işi. Yeter ki kitap okusun halk, yeter ki cahil kalmasın, bilinçlensin.. Yaptıklarıyla günden güne bir halk kahramanına dönüşen Mustafa Güzelgöz’ün ünü, bir yarışmayla ülke sınırlarının dışına da çıkıyor. Amerika’da düzenlenen “halkına gönüllü olarak hizmet eden kahramanları” konu alan dünya çapında bir yarışmada Eşekli Kütüphaneci yaptığı hizmetlerle birinci oluyor ve ödül konuşmasında “Köye kitap götürmek, çöle su götürmek gibidir.” diyor.. Mustafa Güzelgöz’ün hikayesi sadece bununla ibaret değil. Köy için, köylü için Ürgüp için yaptıkları say say bitmez. Mustafa Güzelgöz’ün yanında bide oğlu Aziz ve onun kan kardeşi olan Yunan/Larisalı Dimitrios var. Dimitrios ve Aziz ve ailesinin yanında kalarak Ürgüp'ü gezmiş dolaşmış ve oranın hem coğrafyasını hem yemeklerini hem de kültürünü öğrenmiş ve bunların hepsini not almış. Onun yanında Mustafa Güzelgöz’ün de hikayesini de öğrenip not almış ve ülkesine dönünce öğrendiklerinin hepsini tanıdıklarına aktarmış. Ve ülkesine dönmeden önce kan kardeş olduğu Aziz'le hayalleri olan Ürgüp'le Larisa 'yı "kardeş şehir" yapma
Kitapsal Mevzular
Eşekli KütüphaneciFakir Baykurt · Literatür Yayınları · 201018,3bin okunma
10/10
·579 syf.··
Beğendi
·
2023 7. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2023 22:55
Merhabalaaar :) Kitaba başladığımdan ortalarına kadar zorlanarak okuduğum hatta yarım bırakmayı çok düşündüğüm bir eser oldu. Bunun nedeni ise kitabın betimlemelerle dolu olmasıdır. Betimlemeleri bir yere kadar okurum severim ama bu kitaptaki betimlemeler full tarihi mekan(Paris) betimlemeleri olduğu için çok sıkıldım ve zar zor okudum. Amaaa lütfen bırakmayın kitabı, 200. sayfalarından sonra bir olay örgüsünün içinde buluyorsunuz kendinizi. Bundan dolayı siz değerli okurlardan ricam ilk sayfalardan kitabı yarım bırakmayın kesinlikle sabrınızın sonuna değecek bir hikaye, eser. 19. yüzyılın başlarında bakımsızlığından ötürü Notre Dame Katedrali yıkılmak istenir. Victor Hugo, halkın ilgisini, yıllar önce içinde dolanırken bir duvarında Grek harfleriyle yazılmış “kader” kelimesini gördüğü bu katedrale çekmek için yazar bu romanı. Hugo, şehrin o dönemini adım adım, duvar duvar, tarih tarih, o olağanüstü zengin diliyle anlatmış, Paris'in, diğer karakterlerden rol çalmasına yol açmıştır. Ve istediği etkiyi de görür roman. Kitaptan sonra Katedral yıkılmaktan kurtarılmış ve yenilenmiş. Bu yüzdendir ki bu roman 'Paris kentinin romanı' diye geçiyor. Hugo, belki de bu katedral kadar “bakımsız” bir insan tipi çıkarır karşımıza: Kilisenin, bir ayağı diğerinden kısa, tek gözlü, sağır, kambur zangocu Quasimodo. Yine de Quasimodo bu dış görünüşüne rağmen insanüstü bir güce de sahiptir; tıpkı yıllara meydan okuyarak ayakta kalabilmeyi başaran Notre Dame gibi. Bu sıra dışı görünüm ve insanüstü güç ise onun hakkında çeşitli söylentilerin çıkmasına yol açar: “Şeytan Quasimodo!”, “Hain Quasimodo!” Kitabın içeriğine çok girmek istemiyorum çünkü girsem çıkarmayacağım gibi aklımda özet gibi kalana hafif değinmek istiyorum ; Paris'de yaşayan Quasimodo çok çirkin, kambur, sağır ve ucube bir
Kitapsal Mevzular
Notre Dame'ın KamburuVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202242,1bin okunma
Puan vermedi·725 syf.··
Beğendi
·
2022 22. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 16 Temmuz 2022 21:23
6. Merhabalaaar :) Türk edebiyatının ilk postmodernist romanı olarak nitendirilen 'Tutunamayanlar' ile karşınızdayım :) Genç bir mühendis olan Turgut Özben, yakın arkadaşı Selim Işık’ın kendini bir tabancayla vurarak intihar ettiğini gazetelerden öğrenir ve bundan çok etkilenir. İntiharın nedenini merak ederek araştırmaya başlar. Turgut, araştırmaları sırasında kendi benliğini de tanımaya başlamıştır. Turgut, Selim’in yaşamını irdeledikçe; hayatın sonsuz olasılıklarını ve onlara tutunmanın faydasızlığını hissetmeye başlamıştır. Selim’i intihara götüren bu buluşlar, Turgut’u da sarsmaya başlamıştır. Kendinin de tutunamayanlardan biri olduğunu anlar. Bu gerçek Olric’le yaptığı içsel konuşmalarda iyice belirginleşir. Kitabın “zorluğu” da buradan geliyor aslında. Kurmaca içinde kurmaca, diyalog içinde diyalog barındıran kitabı okurken “Bu cümleyi Turgut sesli mi söylüyor yoksa iç sesiyle mi konuşuyor?” dediğim çok oldu. Anlatıcı tek kişi değil çünkü. Birden fazla anlatıcı ve birden fazla bakış açısıyla oluşturulan kitap alışık olmadığımız bir tür. Romanda denenen anlatım tekniklerinin biri bilinç akımı tekniğidir. Romanda olay zinciri olmadığından anlatım daha çok iç konuşma, özellikle de Turgut’un iç konuşmalarında, onun ruh dünyasında yoğunlaşır. Herhangi bir konuda düzgün ve tutarlı düşünceler değil, gerçek hayatta olduğu gibi insanın aklından geçenler, bazen şaşırtıcı atlamalar ve çağrışımlarla oluşan bir akım halinde yansıtılır. Yazarın denediği bir başka anlatım tekniği de hiçbir noktalama işaretine yer vermeyen, art arda dizili, konudan konuya atlayan bir tarz. Bu anlatım tarzı 70 sayfalık bir bölümü kapsıyor. Turgut, arkadaşı Selim’in hayat hikâyesini, onun hakkında öğrendiklerini değerlendirerek kompozisyon biçiminde yazıyor. Bu yazıda anlatıcılar bazen Selim,
Kitapsal Mevzular
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202074,9bin okunma