Merhabalaaar :)
Kitaba başladığımdan ortalarına kadar zorlanarak okuduğum hatta yarım bırakmayı çok düşündüğüm bir eser oldu. Bunun nedeni ise kitabın betimlemelerle dolu olmasıdır. Betimlemeleri bir yere kadar okurum severim ama bu kitaptaki betimlemeler full tarihi mekan(Paris) betimlemeleri olduğu için çok sıkıldım ve zar zor okudum. Amaaa lütfen bırakmayın kitabı, 200. sayfalarından sonra bir olay örgüsünün içinde buluyorsunuz kendinizi. Bundan dolayı siz değerli okurlardan ricam ilk sayfalardan kitabı yarım bırakmayın kesinlikle sabrınızın sonuna değecek bir hikaye, eser.
19. yüzyılın başlarında bakımsızlığından ötürü Notre Dame Katedrali yıkılmak istenir. Victor Hugo, halkın ilgisini, yıllar önce içinde dolanırken bir duvarında Grek harfleriyle yazılmış “kader” kelimesini gördüğü bu katedrale çekmek için yazar bu romanı. Hugo, şehrin o dönemini adım adım, duvar duvar, tarih tarih, o olağanüstü zengin diliyle anlatmış, Paris'in, diğer karakterlerden rol çalmasına yol açmıştır. Ve istediği etkiyi de görür roman. Kitaptan sonra Katedral yıkılmaktan kurtarılmış ve yenilenmiş. Bu yüzdendir ki bu roman 'Paris kentinin romanı' diye geçiyor.
Hugo, belki de bu katedral kadar “bakımsız” bir insan tipi çıkarır karşımıza: Kilisenin, bir ayağı diğerinden kısa, tek gözlü, sağır, kambur zangocu Quasimodo. Yine de Quasimodo bu dış görünüşüne rağmen insanüstü bir güce de sahiptir; tıpkı yıllara meydan okuyarak ayakta kalabilmeyi başaran Notre Dame gibi. Bu sıra dışı görünüm ve insanüstü güç ise onun hakkında çeşitli söylentilerin çıkmasına yol açar: “Şeytan Quasimodo!”, “Hain Quasimodo!”
Kitabın içeriğine çok girmek istemiyorum çünkü girsem çıkarmayacağım gibi aklımda özet gibi kalana hafif değinmek istiyorum ;
Paris'de yaşayan Quasimodo çok çirkin, kambur, sağır ve ucube bir