Kitabımız Jaguar yayınlarından ve Haruki Murakami'nin sonsözüyle 213 sayfa. Özellikle de sonsözde yazanlarla anladığımız kadarıyla bahsi geçen yazar kendi döneminin çok ilerisinde bir eser ortaya koyup belki de modern Japon edebiyatına bir giriş yapmış durumda ancak bunu da bilinçle değil tesadüfen yapıyor. Kitapta geçen olaylar gerçek bir hayat hikayesine dayanıyor. Olaylar dediğime bakmayın. Kitap baştan sona ruhsal tahliller ile ilerliyor. Dış dünyada olan olaylardan çok iç dünyaya ve iç dünyanın dış dünyaya karşı tutumlarını okuyoruz.
-Spoiler Sayılabilecek Alan-
Kitabın ilk yarısında karakterimizin madenci olmak uğruna göze aldıklarını ve madene olan yolculuğunu okuyoruz ki bizim karakterimiz kitabın her noktasında belirtildiği gibi madenci olabilme potansiyele sahip değil. Çünkü kendisi Tokyo'da ömrünü geçirmiş ve üst sınıf diyebileceğimiz biri. Ancak o yaşadığı bazı olaylardan dolayı (çok az bahsedilen karmaşık bir aşk hayatı) kendisine hiçbir şekilde uymadığını bildiği halde madenci olmayı göze alan biri.
Kitabın sonraki yarısında ise karakterimiz madene ulaşmıştır ve hem maden hayatını hem diğer madencileri hem de madenin bulunduğu köy ile yüzleşme yaşar. En başından beri bu dünyaya ait olmadığı çok bellidir ve birçok kişi bunu ona söyleyerek onu bu işten alıkoymaya çalışır -elbette onun iyiliği için-. Karakterimiz madenci olmakta kararlıdır ancak işler onun beklediği gibi gitmez ve sağlık kontrolünde madende çalışmak için yeterince sağlam olmadığı ortaya çıkar. Bu durum elbette onun bir işte çalışması için engel değildir. Kendisine masa başı bir iş verilir ve yaklaşık 5 ay kadar çalıştıktan sonra istifa ederek ait olduğu topraklara yani Tokyo'ya geri döner.
-Kitaptan Alıntı-
-Olduğum yerde öylece durup bir ağaca dik dik baksam daha iyi olacak sanırım, bakalım ilk kim gülecek?
MadenciNatsume Soseki