·544 syf.··Beğendi
···Okunma: 19 Temmuz 2022 17:13 Bir süre önce keşfetim de gezerken bir kitap önerileri videosu izlemiştim ve ilk defa orada #ruhlarevi ni görmüştüm. Okumadan ölmeyin diyecek kadar iddiayla bahsediliyordu bu kitaptan. Yazarın kalemini ise daha önce okuduğum #kışortasında kitabından biliyordum. Kitabı okumaya başladığımda okuduğum diğer kitabından farklı ve çok sevdiğim bir yazım tarzıyla karşılaştım. Sanki #gabrielgarciamarquez in #yüzyıllıkyalnızlık ının bir uzantısını okuyor gibiydim. #ruhlarevi yazarın ilk kitabı olmasına rağmen Latin Amerika Edebiyatının #büyülügerçekçilik tarzı oldukça başarılı bir şekilde kullanılmış. Ki yazarın kendisi de zaten Şili doğumluymuş. Kitapta seçimle başa getirilip, askeri darbeyle öldürülen Şili 'nin ilk Marksist lideri Salvador Allande 'den, Nobel Ödüllü büyük şair Pablo Neruda 'dan ve onun cenaze töreninden detaylarla bahsediliyor.
Kitap 70 yıllık bir zaman içerisinde üç kuşağın yaşadıklarını anlatıyor. Şili'nin toplumsal, siyasal ve ekonomik değişimini ve gelişimini bu aile ve etrafında şekillenen olaylardan okuyoruz. Köylü ve şehirli , işçi ve işveren arasındaki o geçilmez bentin insanları nasıl isyana sürüklediğini, kin ve nefretin nasıl büyüdüğünü görüyoruz. Ve tüm bu sınıf farklarına inat yaşanan aşklar... Yazar erkek egemen toplumda kahramanlarını hep kadınlardan seçmiş. Perde arkasında olayları şekillendiren güçlü ve kararlı kadınlar var. Anlatıcı bazen kim olduğu bilinmeyen bir üçüncü şahıs, bazense olayların merkezindeki Estaban Trueba Garcia 'ydı. Bazı okurları bu geçiş rahatsız etmiş ama ben asla bundan rahatsızlık duymadım. Ayrıca içinde o toplumun ve zamanın gerçeği olan , bazı okurları rahatsız edecek sahneler de vardı. #gabrielgarciamarquez den alışık olduğum için bu konuda da rahatsız olmadım. Kitaba tam puan verirken, "en" lerime girdiğini belirtmek isterim. Tarzı sevenlere mutlaka okuyun diyorum. 10/10