Gecenin Sonuna Yolculuk kitabının henüz yarısındayım fakat karakterin itirafta bulunduğu bir paragraf beni derinden etkiledi. Ferdinand ruhunda beslediği o her yerden defolup gitme hissini bir türlü yenemediğinden bahsediyordu paragrafta. Kendini durduramıyordu. Birinin sevgisine ve ilgisine katlanamıyordu belki de. Yine de karakter bana baktığı her noktada kadınları fiziksel objeler olarak değerlendiren bir imaj çizdi. Bir girişimde bulunamayacak kadar korkak çekingen ama düşüncelerini doldurmaktan da geri durmayan. Çok fazla yorum yapmadan açıklamam gerekirse: Birçok kişinin olduğu gibi analizini yapıp güzel bir karakterle bu kişilere ayna tutmuş yazar. Şöyle bir dönüp bakarsanız çevrenizde bolca Ferdinand görürsünüz. Louis Ferdinand Celine
Bu adam bir dahi. Coşku dokulu üslubun mucidi. Kendi treninde seyahat, kendi icadıyla farklı raylar, uzun uzadıya yolculuk. Profesör y ile konuşmaları da okuyun, otobiyogrofisiyle ışığın ortasında celine.