Beğendiğin, hayranlık duyduğun bir şeyin karşısında hissettiğin şey; yani tek kelimeyle, 'Evet' deyişin. Bu onaylama, bu kabul, bu kabullenme. İşte o 'Evet' bir tek şeye cevap olmakla kalmıyor, hayata bir 'Amin' niteliği kazanıyor. O şeyi barındıran dünyaya, onu yaratan düşünceye, görebildiğin için de kendine. Ama 'Evet' ya da 'Hayır' diyebilme yeteneği zaten bütün sahipliklerin ruhudur. Kendi egonun sahibi oluşun da bundan gelir. Ruhunun, diyelim istersen. Ruhunun bir tek temel işlevi vardır, o da bu değerlendirme işidir. 'Evet' ya da 'Hayır,' 'İstiyorum' ya da 'İstemiyorum'. İnsan 'Ben' diyemeden "İstiyorum' diyemez. Ortada onaylayan insan yoksa, onaylama da olamaz. Bu açıdan baktığında, sevgini verdiğin her şey senindir.
··
86 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
MimarMaya
Gönderi Sahibi
"Bu bakımdan, her şeyi başkalarıyla paylaşıyorsun yani." "Hayır. Bu paylaşma değil. Ben çok sevdiğim bir senfoniyi dinlediğimde, ondan bestecisinin aldığı mesajları almam. Onun 'Evet'i, benimkinden farklıdır. O benimkine hiç ilgi duymaz, kafasında öyle bir kavram da bulunmaz. Cevap her insan için son derece kişisel ve özeldir. Ama istediği şeyi kendine verirken, bana da çok güzel bir tecrübe kazandırmıştır. Ben bir evi tasarımlarken tek başımayım, Gail. Benim o eve ne derece sahip olduğumu sen asla bilemezsin. Ama eğer sen de kendi 'Amin'ini demişsen, o ev aynı zamanda senindir ve ben de senin olduğu için memnunum."