Beğendiğin, hayranlık duyduğun bir şeyin karşısında hissettiğin şey; yani tek kelimeyle, 'Evet' deyişin. Bu onaylama, bu kabul, bu kabullenme. İşte o 'Evet' bir tek şeye cevap olmakla kalmıyor, hayata bir 'Amin' niteliği kazanıyor. O şeyi barındıran dünyaya, onu yaratan düşünceye, görebildiğin için de kendine. Ama 'Evet' ya da 'Hayır' diyebilme yeteneği zaten bütün sahipliklerin ruhudur. Kendi egonun sahibi oluşun da bundan gelir. Ruhunun, diyelim istersen. Ruhunun bir tek temel işlevi vardır, o da bu değerlendirme işidir. 'Evet' ya da 'Hayır,' 'İstiyorum' ya da 'İstemiyorum'. İnsan 'Ben' diyemeden "İstiyorum' diyemez. Ortada onaylayan insan yoksa, onaylama da olamaz. Bu açıdan baktığında, sevgini verdiğin her şey senindir.