Tolstoy, bir konttur ve ailesi Tolstoylar, Rusya tarihinde Romanovlar'dan da eski bir yere aittir. Tolstoylar'dan Rusya tarihi içerisinde önemli birçok isim çıkmıştır: kontlar, vikontlar, generaller, yazarlar ve devlet adamları...
Tolstoy, bir mistiktir ve savunduğu felsefe dolayısıyla maddiyatın hüküm sürdüğü her tür ilişkiye, kurum ve kurulaşa karşıdır. Bu açıdan bakıldığında Tolstoy'un hayatı içinde şekillendiği yumurtanın kabuğunu kırmaya benzer. Hatta Tolstoy, topraklarını emri altında çalışan köylülere dağıtmak ister fakat karısı Yasnaya Polyana, bu girişimine karşı çıkar. Neticede karı koca arasındaki ruh ve hayat görüşü karşıtlığından doğan bu mülkiyet kavgası, günümüzde varlığını sürdüren Tolstoy Vakfı'nın mülkleri ve karşıladığı burslara kadar sirayet eder.
Tolstoy, "Luzern" adlı hikayesinde Rousseauvari bir bakışla aristokrat ve burjuva hayatının panaromasını bizlere sunar.Hikayenin izleminci anlatıcısı, Tiroll şarkılarını icra etmekte yetenekli bir sokak şarkıcısını, Avrupa aristokrasinin ve İngiliz burjuvalarının İsviçre'nin Luzern kentinde yer alan bir otelde bir şeyler yiyip içmek için davet eder.İzlenimci anlatıcının Otel'de karşılaştığı durum, tam da beklediği durumdur; sokak şarkıcısının kıyafetleri yüzünden daha öncesinde ona saygı gösteren otel çalışanları artık laubalileşmiştir.Tolstoy, izlenimci anlatıcıya yaşattığı bu olay üzerinde İsviçre Kanunları'nı, Avrupa'nın medenileşme ve medeniyet olgusunu ve algısını, ve eşitliğin hakikat analizini yapar. Rousseavari bakış bu analizde yükselir: "İnsanlar özgür doğar.Oysaki her yerde zincire vurulmuşlardır." Nasreddin Hoca'nın da dediği gibi "ye kürküm ye".
Anlatıcı için izlenimci karakter diyorum; çünkü anlatıcıyı sokak şarkıcısını aşağılanacağını bilmesine rağmen otele davet etmesindeki neden, aristokrat yaşamı ve burjuva mentalitesini sokaktaki bir kalabalıkta dahi göremeye tahammül edemeyecek kadar tiksinmesidir.Fakat izlenimci anlatıcı, duyduğu bu tiksintinin hikayenin sonunda "Evrensel Ruh" tarafından planlanan ve henüz kavrayamadığı bir zıtlıktan kaynaklandığı anlar. "Evrensel Ruh"un planlandığı zıtlık karşısındaki kavrayış eksikliğinden dolayı anlatıcı, kendini bir "solucan" gibi hisseder. "Solucan" tabiri Ahlâk Felsefesinde ve ahlâk temalarını işleyen edebî metinlerde olgulaşamamış ve kemâle erememiş karakterin ve insanlık durumunun anlatımı için kullanılır.Mesela Hegel, kaleme aldıgı "Mantık" metnini "solucan gibi yerlerde gezen insanlığı ayağa kaldırmaya" adamıştır.
Üç ÖlümLev Tolstoy