#kitapyorumu #juvenil #cemtunçer #cevizyorumluyor
#holdenkitap tan çıkan Juvenil aslında kısa kısa yazılardan oluşuyor. Beğendim mi hayır. 30 dakikada filan bitti zaten. Bana bir şey kattı mı hayır. @birkutukitapcom ile yollanmıştı. Tasarım filan çok güzel ancak hüzünlü olması amaçlanmış yazılar bir vuruculuğa sahip olmadı gözümde. Bazı yazılarda kendi hayatımdan izler buldum tabi "bu bende de böyle ya" ya da "evet ya" dediğim oldu. Ama bence bir otobüste metroda vakit geçirip daha sonra koltukta bırakacağınız kitaplardan. Göz önünde bulundurmamız gereken tek şey bu yazıların özneleri yazarın hayatındaki insanlar ve sanıyorum ki gerçekler. Bu anlamda çoğu acı dolu. Yürek burkan bir detay ise yazarın kitabı balkondan düşüp ölen kardeşine ithaf etmiş olması içinde birkaç yazı da var bunu anlatan. Bu arada gökdelen yazısının diğer yazılardan daha dar ve yüksek hizalanması baya hoş. Sessizlik isimli hikaye oldukça hüzünlü. Kitabı tavsiye etmememin en büyük sebebplerinden biri ise "sen düştükten sonra kaan" yazısında 12. Madde : "bir yerlerde Atatürk'ü sevmeyi öğrendim." Pardon? Sevmiyordun yani. Sonradan sevmiş bile olsa "Türk" bir yazarın sevmeme ihtimali ben iğrendirdi. Bu kısma kadar yine bu tarzı seven okusun diyecektim ama diyemem artık.
#kısakısaokuyoruz 90 sayfa ve #harflerle okuyoruz J harfi gruplarım için okudum.
Ayrılığımızın üzerinden iki yıl geçmesine rağmen, hiç bir şey olmamış gibi "Naber?" diye mesaj atıyor. Rüya görüyor olmalı, uyanacak şimdi.
Üzerinde sekiz adet mum bulunan pasta odaya girdi ğinde, yıllar sonra doğum günü kutlayan kadının ne yapacağı merak konusu. İyi ki doğdun diye bağıracak ilk kişi olmak istemiyor kimse. Sessiz bir doğum günü. Pastanın üzerinde mumlar yavaştan erimeye başladı.
Kahve fincanını ahşap masaya koydu ve kalıcı bir iz bıraktı orada. Yıllar sonra, yanımda başkası varken bile, o ize bakıp gülümsüyorum ve bu aldatmak değilse nedir?