Hayatlarımız evriliyor. Zaman değişiyor. Beklentiler artıyor ya da azalıyor. Değişen her şey gibi edebiyat da zaman içinde evriliyor; klasikler, çağdaşlar, post-modernler,...
Juvenil de kendi zamanına uygun bir öykü kitabı bence. Minicik bir kitap fakat yetmiş üç öykü var içinde. Bazısı beş satır, bazısı yarım sayfa, bazısı iki,... Derdi olan kitaplar diyoruz ya çoğu zaman, öyle de diyebiliriz her bir öyküye. Öykülerin büyük bir kısmında kendi hayatına yer veriyor ve küçükken vefat eden kardeşi Kaan'a bir özür ve yıllar sonra bunu bütün cesaretini toplayarak dile getiriş var bu öykülerde. Okudukça kitap kapağında olan ve -genellikle- yuva sıcaklığını yansıtan çamaşır ipindeki mandallar tek tek kırılıyor bir yerlerde, paramparça ediyor hem okuru hem de kendini.
Öykülerle ilgili önemli nokta şu ki her biri zekice yazılmış. Sarkastik cümleler de var, acıısnı en derinden anlatan da. Novella yazsa Cem Tunçer ya da roman, merak eder, alır okurum. Yazsın bence, okuyalım hep birlikte.
Not: Bu kitabı tavsiye etmek zor çünkü her okurun kitabı değil diye düşünüyorum. Gidin bir kitabevine, inceleyin kitabı. Okuyup okuyamayacağınıza siz karar verin.