Dudaklarım yaprakta, gözümü hafifçe kaldırıp göğe baktığımda enginliklerdeki Çoban Yıldızı 'nın göz kırptığını görüyorum. O an fark ediyorum ki kızıl güneş sayısız kez doğmuş, sayısız kez batmış ve yüz yıl gelip geçivermiş.
Aklımdan çıkmak bilmeyen ve geceleri -sonbaharın ağaç dallarını yakaladığı hazin son gibi, benim de boğazıma takılan düğümün kaçınılmazlığından- uyuyamadığım, artık bir sonu olsun diye dualara sığındığım, mum ışığından bile korktuğum, katlanılacak gibi olmasa da dayanmaya çalıştığım anları nasıl unutabilirdim?