Brontë kardeşlerin en sevdiğim üyesi Anne Brontë’nin okuduğum ikinci kitabı oldu. Yazarın kendi hayatından izler taşıdığı hatta çoğunlukla okurken Agnes’i değil de Anne’yi görüyormuşsunuz gibi hissedeceğiniz bir roman ‘Agnes Grey’.
Babasının birikimlerini bir yatırımda kaybetmesi sonucu ekonomik olarak ailesine destek olmak isteyen Agnes’in aynı zamanda hayata ve özgürlüğe adım atışını okuyorsunuz bu romanda. Agnes üst sınıf ailelerin yanında mürebbiye olarak çalışır. Ancak bu yeni işi ona zorluklara göğüs germeyi, sabretmeyi öğretecektir. Aynı zamanda çalıştığı yer olan Horton Lodge’da aşkı da tanıyacak olan Agnes’in saf ve masum duygularını en samimi şekilde okuyacaksınız. Mr. Weston’ a temkinli yaklaşması, kendini her davranışında eleştirmesi ve ona olan en içten duyguları Agnes’i mutluluğa götürecektir.
Anne Brontë’nin çok sevdiğim diğer kitabı ‘Wildfell Konağı Kiracısı’ndaki Helen Graham gibi Agnes Grey de sakin, olgun, değişimi kendi içinde yaşayan, iyi kalpli bir karakter. Kitabın ilk sayfalarında yazarın ve ailesinin kronolojik olarak hayatı anlatılmıştır. Yazarın ortaya çıkardığı Agnes karakteri yazarın hayatının resmi gibidir aynı zamanda. Yaşadığı semt, yaşam tarzları ve kardeşi Mary’den bahsetmesi adeta Anne Brontë’nin günlüğünü okuyormuş hissi bırakıyor insanda. Yazarın insanlığa, ilişkilere yaptığı eleştiri üzerinizde derin izler bırakacak.
Agnes GreyAgnes GreyAnne BrontëAgnes GreyAgnes Grey