Adı:
Agnes Grey
Baskı tarihi:
2007
Sayfa sayısı:
217
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944860284
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Agnes Grey
Çeviri:
Azize Bergin
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Merkez Kitap
Baskılar:
Agnes Grey
Agnes Grey
Agnes Grey
Agnes Grey'de Anne Brontë, Viktorya dönemi İngiltere'sinde, bir mürebbiyenin toplumsal sınıflar arasına sıkışmış yaşantısını anlatır. Romancı olan diğer kardeşleri Emily ve Charlotte'a göre, daha doğrudan ve naif bir üslupla yazan Anne, kendi hayat hikâyesinden sahneleri de malzeme olarak kullanır. Katı bir sınıf sistemine sahip, okuryazarlık oranının düşük olduğu Viktorya döneminde Brontë kardeşler, aldıkları eğitime rağmen mütevazı bir yaşam sürdürmüşlerdi. Romanlarını pastoral yaşam, ilişkilerdeki görünmez kurallar, kaba, doğal ama özgür ruhlar, ahlaki yargılar üzerine kurmuş, yazdıklarıyla toplumlarının dönüşmesine de katkıda bulunmuşlardı. Entelektüel yoğunluk, duygusal açlık ve ahlâki sorumluluk arasında kurulmaya çalışılan dengenin yansıtıldığı Agnes Grey, toplumsal yaşama dâhil olmaya çalışan kadınlar üzerine gerçekçi gözlemleriyle, romantik bir klasiğin ötesine geçmektedir.
217 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Bronte kardeşlerin en küçüğü olan Anne Bronte'nin yazdığı iki romandan biri. Ablaları Charlotte ve Emily'nin yazdıkları ''Jane Eyre'' ve ''Uğultulu Tepeler''in gölgesinde kalarak pek öne çıkmayı başaramamış olması çok üzücü geldi bana. Oysa her iki roman kadar muhteşem ve harika bir kitap. En az onlar kadar okunmayı ve beğenilmeyi hak eden bir eser.

Kitabı okurken insan düşünmeden yapamıyor. '' Bu derece yetenekli olan bu kardeşlerin genç yaşta ölmeleri sonucu bize daha fazla okuyacak muhteşem eserler bırakmalarının engellenmesindeki hikmet nedir acaba ? '' diye. Bunun cevabını bizim verme gücümüzün olmadığına göre, bize ''vardır bunun da elbet bir sebebi ''diyerek konuyu geçmek düşüyor sanırım.

Kitabın konusu, Agnes ismindeki bir kızın mürebbiyelik yaptığı sırada başından geçen olayların anlatılmasıdır. Dönemin İngiltere'sindeki yaşam şartları, sınıflar arası ayrılıklar, mürebbiyeliğin zorlukları, tabiat güzellikleri, duygusallıklar ve en önemlisi insanların psikolojik ve sosyolojik olarak değerlendirilmeleri sonucu yapılan muhteşem tespitler.

Kitap aslında Anne Bronte'un kendi hayatından kurgulayarak yazdığı bir kitap. Kitaptaki Agnes ise Anne'in neredeyse tıpa tıp kendisi. ''Charlotte Bronte'nin Gizli Günlükleri'' kitabını okuyanlar bilirler orada anlatılan Anne'ın karakterleri aynen Agnes'te yaşıyor. Çok sakin, her şeye iyilikle yaklaşmayı seven, dindar , kimse hakkında kötü düşünmeyen, sabırlı, kendi halinde sessizce yaşamını sürdüren, aşkını bile sadece kendi içinde yaşayan bir iyilik meleği yapısında. Bu yüzden kitaptaki konu da aynı şekilde devam ediyor.

Akıcı, sakin, heyecan ve gerilimden uzak, duygusal bir anlatım var. Okurken insan, hep güzel şeyler düşünerek ve büyük keyif alarak okuyor. Burada ne ''Uğultulu Tepeler'deki gerilim, ne de ''Jane Eyre'daki Jane'in güçlü kişiliği var. Sadece, sessiz, sakin bir Agnes var.

Her satırını çok büyük keyifle ve beğeniyle okuduğum bu muhteşem kitabın mutlaka okunması gereken klasiklerden biri olduğu kanaatini taşıyor ve okunmasını da kesinlikle tavsiye ediyorum.
217 syf.
·6 günde·Beğendi·7/10
İngiliz edebiyatının incileri olan üç kız kardeş, Bronté kardeşler. Hepsinin yazdığı kitaplar tarih sayfalarına karışıp bizimle buluşunca, hiç değilse iki kelamlarını etmekte farz oldu sanıyorum ki.
Ama bizim şimdi ki konumuz bu üç kız kardeşlerin arasında en naif, en kibar, en ince ruhlu olanı ve onunla aynı özelliklere sahip kitabı.
Anne Bronté, Charlotte Bronté'nin Gizli Günlükleri isimli sevilesi kitapta da gördüğümüz gibi gerçekten naif bir insan. Hani, bu durumun garipleştiği anlar oldu kimi zaman, esasında sevmediği insanlara karşı ısrarla susması gibi. Çünkü cidden ağzından olumsuz kelimeler çıkıyor mu, emin değilim. Tabi bu bizim kitaptan öğrendiğimiz. Ama bu bahsettiğim Gizli Günlüklerin ardından çok rahat bir şekilde şu tespitte bulunabilirim sanıyorum. Karakterleri ne ise kitapları da tamamen o. Charlotte Bronté'nin ne Jane Eyre'den ne de pek sevilesi diğer bir kitabı Villette'nin baş karakteri Lucy Snowe'dan bir farkı var. Hepsinin karakter ve kişilik özellikleri öyle benzer ki. Buna şahit olduktan sonra Anne Bronté'nin incisi olan Agnes Grey'in naif bir kitap olacağı fazla barizdi benim için.
Anne Bronté eşittir Agnes Grey yani.
Karakter benzerlikleri değil yalnızca tabi. Bütün romanlar ve ağzınızda bıraktığı tatta yazarlarla eşleşmekte. Charlotte Bronté'nin hayatı, Jane'nin hayatı, Lucy'nin hayatı bir. Mücadeleleri, duruşları. Çevreleri. Hayatlarının geneli.
En huysuz kardeş olan Emily için de bu geçerli tabi. Uğultulu Tepeler harika bir roman olmasının yanında son derece huzursuz ve huysuz bir roman. Emily'nin karakteri kitapta.
Ki bu da olması gereken şeydir belki de.
Erken yaşta ölen Anne'in yansıması olan Agnes hiç değilse mutluluğu yakaladı, içim bu konuda rahat pek şükür. Anne gibi kibar bir kalbin dünyadan erken ayrılması üzücü.
Kitabı edebi olarak yorumlamak gerekirse de; naif olan kitapta duygular yetersiz gelebilir, kimi yerler sıkabilir, kimi yerler beni düşünme de anlat her şeyi Agnes! diyerek okuyabilirsiniz. Sonda ki mutluluk bile tam sizi kavrayamadan bırakıp terk ediyo. Kurgusu esasında ayıla bayıla okuyabileceğiniz bir şey iken yazım ve anlatım öyle hafif kalıyor ki duyguları derinden hissedemiyorsunuz kimi yerlerde. Agnes'ın güzel duygularından emin oluyorsunuz lakin biraz daha biraz daha istemeden de yapamıyorsunuz.
Sanıyorum ki bu romanı beğenenler Jane Eyre okuyunca mutluluk gözyaşları falan dökeceklerdir.
Ne olursa olsun güzel mi güzel bir kitap idi.
Anne gibi narin, naif ve kibar.
Yanağa kondurulan bir buse gibi.
217 syf.
·7/10
Kitaba başlarken ve sonunda değerlendirme yaparken ilk hatam yazarı diğer Brontelerle karşılaştırmamdı. Sonuçta kardeşleri farklı romanlar yazmış olabilir ancak bu yazarın amacı belki de; o zamandaki bir mürebbiyenin hayatını bize sunmak istemesidir. Jane Eyre'in başına gelenler mi yoksa Agnes Grey'in başına gelenler mi daha gerçekçi? Kitabın arka kapağında da denildiği gibi 'kadınlar üzerine gerçekçi gözlemleriyle, romantik bir klasiğin önüne geçmektedir.' Bu şekilde kardeşleriyle karşılaştırma yapılmadan okunduğunda gerçekten zevk alınacak ve o dönemin İngilteresi'ne dair bilgi edinilebilecek bir kitap olduğunu düşünüyorum.
217 syf.
·10 günde·8/10
Öncelikle romanın, yazarın kısa ve fiziksel anlamda dar ama ruhsal anlamda bir hayli geniş olduğu anlaşılan dünyasından önemli izler taşıdığını ekleyerek başlamak istiyorum.

Çoğunlukla evin içerisinde geçmiş, dış dünyanın, özellikle büyük şehirlerin, kasabaların telaşından uzak bir hayatın etkisiyle mi yoksa bir din adamı olan babasının kendisine ve ablalarına uyguladığı eğitimin etkisiyle mi bilemiyorum, belki de ikisinin de etkisiyle, Anne Bronte’ın kısa yaşamı boyunca ortaya koyduğu birkaç eserden birisi olan ‘Agnes Grey’ çok sade bir anlatıma sahip olduğu gibi romanın başkahramanı Agnes Grey’in etrafına telkinlerde bulunduğu düşünceler, hisler ve görüşler de saflığı, duruluğu ve dinginliği temsil ediyor. Dadı olarak gittiği malikânelerde mutluluğu yanlış yerlerde arayan varlıklı ev sahibelerine ve öğrencilerine elinden geldiğince öğütlerde bulunuyor ve onları iyilikle daha yüce olduğuna inandığı şekilde davranmaya çağırıyor. Ancak ne yaşça büyük ev sahipleri ne de Agnes Grey’in öğrencileri, söylediklerini uygulatma gücü bulunmayan özel öğretmenlerinin öğütlerini tatbik etmeye değer buluyorlar. Ancak romanın sonlarına doğru görüyoruz ki elindekilerinin sadeliğine karşın gerek iç dünyasında gerekse de Tanrının kendisine bahşettiği üstün ve anlayışlı aşk sayesinde dış dünyasında mutluluğu Agnes Grey yakalarken eski öğrencileri içinde bulundukları zenginliğe rağmen mutluluktan çok uzak bir konumda kalıyorlar.

Sanıyorum ki bu kitap sayesinde Anne Bronte, ablaları Emily ve Charlotte’nin yanına ve İngiliz edebiyatının diğer önemli yazarları arasına adını yazdırmayı başarmıştır. Özellikle kitabın ikinci yarısında çok hoş, sade ve akıcı bir anlatım vardı. Zaten çok hacimli olmayan kitap bu sebeple zorlanmadan ve kısa sürede okunabilecek bir eser.
217 syf.
·3 günde·10/10
İngiliz edebiyatına biraz göz aşinalığı olan her insan Bronte kardeşleri bilir. Tabi ki en bilindik kardeş Emily Bronte'dir. Anne Bronte, Emily Bronte'nin küçük kardeşidir.
Bu ikili arasında hoşuma giden bir birliktelik var aslında. Agnes Grey adlı roman Uğultulu Tepeler'in üçüncü cildi olarak karşımıza çıkmış zamanında. En sonunda kardeşlerin ölümünden sonra ablaları Charlotte Bronte Agnes Grey'i tek ciltlik bir kitap olarak ayırmış.
Daha önce Uğultulu Tepeler'e başlamıştım fakat kitabın ruhsal buhranını yakalayamadığım için yarım bıraktım. Agnes Grey'de buna kapılmadım. Bunun en büyük sebebi ise açık ara Anne Bronte'nin çok daha yumuşak huylu bir karakterde yazması olduğunu düşünüyorum. Zaten kitabı okudukça da gördüm ki Anne Bronte diğer kardeşleriyle kıyaslayınca biraz daha saf düşünceler iyiliği getirir modunda kalıyor.
Agnes Grey'i kesinlikle gönülden tavsiye edebilirim. Özellikle de toplumdaki belirgin çizgileri sağlam bir şekilde eleştirmiş. Mürebbiye olarak çalışan Agnes birçok kez insanların onu görmediğini düşünüyor. Herkesten birkaç adım geride yürüyerek ve kimsenin onun yokluğunu fark etmediğine şahit olunca da bunu kanıtlıyor.
Anne Bronte şair olarak da bilinir. En kısa zamanda şiirlerini de okumak istiyorum.
Ama bir kadın güzel değil de iyi bir insansa, kendi halinde sakin bir hayat sürüyorsa, en yakınlarının dışında hiç kimse onun iyiliğini öğrenemez ; tam tersine, başkaları onun kafası, huyları konusunda hoş olmayan bir takım inançlara kapılırlar, bunu da tabiatın bu derece küçümsemiş olduğu bir kimseye karşı içlerinde nefret uyanmasına haklı bir neden olarak gösterirler.
Anne Brontë
Sayfa 151 - Merkez - Eylül - 2007
Bir kadın güzelse, sevimliyse, bu iki özelliği yüzünden de övülür, ama erkek cinsinin büyük bir çoğunluğu daha çok birinci özelliğine önem verir. Bunun tersine, bir kadın dış görünüşü, yaradılışı bakımından sevimsizse çirkinliği en büyük suçu olarak yüzüne vurulur, çünkü yalnız karşıdan seyretmekle yetinenler için bu büyük bir tiksinti kaynağıdır.
Anne Brontë
Sayfa 150 - Merkez - Eylül - 2007
Güzelliği bu derece kötü şekilde kullananlara neden bu kadar çok güzellik bağışlandığını, buna karşılık da güzelliklerinden kendileri kadar başkalarını da yararlandıracak olanlardan niye esirgendiğini merak ettim.
Anne Brontë
Sayfa 136 - Merkez - Eylül - 2007
Sonra düşüncelerimi Tanrı'nın her şeyi daha iyi bileceği kanısıyla sonuçlandırdım. Sanırım, bu kız kadar gururlu, bencil, kalpsiz erkekler de vardır, böyle kadınlar da onların cezalandırılmalarına yardımcı oluyorlardır.
Anne Brontë
Sayfa 136 - Merkez - Eylül - 2007
Davranışları hep gözlerimizin önünde, sözleri hep kulaklarımızda olan kişiler elbette bizi, istemesek de, kendileri gibi davranıp konuşmaya zorlarlar. Bu karşı konulamaz gücün nereye kadar varabileceğini söylemek cesaretini göstermeyeceğim; yalnız, uygar bir adam, on iki yıla yakın bir süre, vahşiler arasında yaşamak zorunda kalsa, vahşileri eğitme gücü yoksa, bu sürenin sonunda kendisi hiç değilse bir barbar olmaz mı?
Anne Brontë
Sayfa 128 - Hayat Neşriyat, 1970
Bu dünyada bana mutluluk yoksa, çevremdeki insanların iyilikleri için çalışacağım; ondan sonra da, yaptıklarımın karşılığını alacağım.
Anne Brontë
Sayfa 215 - Hayat Neşriyat, 1970

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Agnes Grey
Baskı tarihi:
2007
Sayfa sayısı:
217
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944860284
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Agnes Grey
Çeviri:
Azize Bergin
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Merkez Kitap
Baskılar:
Agnes Grey
Agnes Grey
Agnes Grey
Agnes Grey'de Anne Brontë, Viktorya dönemi İngiltere'sinde, bir mürebbiyenin toplumsal sınıflar arasına sıkışmış yaşantısını anlatır. Romancı olan diğer kardeşleri Emily ve Charlotte'a göre, daha doğrudan ve naif bir üslupla yazan Anne, kendi hayat hikâyesinden sahneleri de malzeme olarak kullanır. Katı bir sınıf sistemine sahip, okuryazarlık oranının düşük olduğu Viktorya döneminde Brontë kardeşler, aldıkları eğitime rağmen mütevazı bir yaşam sürdürmüşlerdi. Romanlarını pastoral yaşam, ilişkilerdeki görünmez kurallar, kaba, doğal ama özgür ruhlar, ahlaki yargılar üzerine kurmuş, yazdıklarıyla toplumlarının dönüşmesine de katkıda bulunmuşlardı. Entelektüel yoğunluk, duygusal açlık ve ahlâki sorumluluk arasında kurulmaya çalışılan dengenin yansıtıldığı Agnes Grey, toplumsal yaşama dâhil olmaya çalışan kadınlar üzerine gerçekçi gözlemleriyle, romantik bir klasiğin ötesine geçmektedir.

Kitabı okuyanlar 42 okur

  • Didem Özalp
  • Esranur Sarıgül
  • piktobet
  • LALE
  • B.Şeyma Özcan
  • Eslem Saatçi
  • Mustafa Ateş
  • ESER TANRIKULU
  • Nihan Şahin
  • Ayşen

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (5)
9
%13.3 (2)
8
%13.3 (2)
7
%20 (3)
6
%6.7 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0