Azize Bergin

Azize Bergin

YazarÇevirmen
8.2/10
682 Kişi
·
2.718
Okunma
·
1
Beğeni
·
629
Gösterim
Adı:
Azize Bergin
Unvan:
Yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1932
1932 yılında İstanbul'da doğdu. Çocukluğu Bursa'da geçti. Arnavutköy Amerikan Kız Koleji'nde öğrenim gördü. 1950 yılında gazeteciliğe başladı. 1952 yılından beri gazetecilikle çevirmenliği sürdürüyor. Çeşitli yayınevlerinde yayınlanan çeviri kitaplarının sayısı 200'den fazladır.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
217 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Bronte kardeşlerin en küçüğü olan Anne Bronte'nin yazdığı iki romandan biri. Ablaları Charlotte ve Emily'nin yazdıkları ''Jane Eyre'' ve ''Uğultulu Tepeler''in gölgesinde kalarak pek öne çıkmayı başaramamış olması çok üzücü geldi bana. Oysa her iki roman kadar muhteşem ve harika bir kitap. En az onlar kadar okunmayı ve beğenilmeyi hak eden bir eser.

Kitabı okurken insan düşünmeden yapamıyor. '' Bu derece yetenekli olan bu kardeşlerin genç yaşta ölmeleri sonucu bize daha fazla okuyacak muhteşem eserler bırakmalarının engellenmesindeki hikmet nedir acaba ? '' diye. Bunun cevabını bizim verme gücümüzün olmadığına göre, bize ''vardır bunun da elbet bir sebebi ''diyerek konuyu geçmek düşüyor sanırım.

Kitabın konusu, Agnes ismindeki bir kızın mürebbiyelik yaptığı sırada başından geçen olayların anlatılmasıdır. Dönemin İngiltere'sindeki yaşam şartları, sınıflar arası ayrılıklar, mürebbiyeliğin zorlukları, tabiat güzellikleri, duygusallıklar ve en önemlisi insanların psikolojik ve sosyolojik olarak değerlendirilmeleri sonucu yapılan muhteşem tespitler.

Kitap aslında Anne Bronte'un kendi hayatından kurgulayarak yazdığı bir kitap. Kitaptaki Agnes ise Anne'in neredeyse tıpa tıp kendisi. ''Charlotte Bronte'nin Gizli Günlükleri'' kitabını okuyanlar bilirler orada anlatılan Anne'ın karakterleri aynen Agnes'te yaşıyor. Çok sakin, her şeye iyilikle yaklaşmayı seven, dindar , kimse hakkında kötü düşünmeyen, sabırlı, kendi halinde sessizce yaşamını sürdüren, aşkını bile sadece kendi içinde yaşayan bir iyilik meleği yapısında. Bu yüzden kitaptaki konu da aynı şekilde devam ediyor.

Akıcı, sakin, heyecan ve gerilimden uzak, duygusal bir anlatım var. Okurken insan, hep güzel şeyler düşünerek ve büyük keyif alarak okuyor. Burada ne ''Uğultulu Tepeler'deki gerilim, ne de ''Jane Eyre'daki Jane'in güçlü kişiliği var. Sadece, sessiz, sakin bir Agnes var.

Her satırını çok büyük keyifle ve beğeniyle okuduğum bu muhteşem kitabın mutlaka okunması gereken klasiklerden biri olduğu kanaatini taşıyor ve okunmasını da kesinlikle tavsiye ediyorum.
399 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
#spoiler#
Kitap bitti...ve ben kendimi dinlemekteyim şu an ,elinde kahvesiyle yumuşacık battaniyesi dizlerinde örtülü okunacak kitaplardan mıdır? bu kitaplar? ?
Bir yazar ..kimdi adı aklımda yok _Soljenitsin ,okurken takım elbise giyecek kadar saygı gösterilmesi gerektiğini söylemişti...
sanırım "Kiev deki adam"da iyi yazarlar rafinda kendine bir yer edindi benim dünyamda ...
Bernard Malamud Brooklyn doğumlu bir Amerikan yazar öncelikle beni şaşırtan bir detaydı bu ..uzun zamandır hiç bir kitaba inceleme yazmak gelmemişti içimden, ama bu hikayeyi es geçmek hak yemek olacaktı. .bir rus aklıyla, bir rus kalemiyle yazılmış gibi ..eleştirmenlerin onda Dostoyevski ,Çehov,Joyce etkisini bulduğunu öğrendim ..ve ayrıca su bilgiler dahilinde okudum romanı "Kan iftirası"denilen zaman içerisinde bir çok kez tekrarlanmış gerçek olaylardan yola çıkılarak romanlastirilmis ..Romana asıl kaynağı oluşturan olay ise "Beiliss davası"
Burada çok eziyetli bir mahkumiyet dönemini "Tamirci" ile birlikte yaşıyorsunuz ,bedensel eziyetin dışında ruhunuza yapılan bu saldırıyı ,tek başınıza buz gibi bir hücrede günde altı kez soyularak aranma, açlık ,tecrit gibi insanin insan olmaktan bıktığı ..ama "masum"olmanın getirdiği haklılığına son nefes gibi sarıldığı inatçı, dirençli, kızgın bir özgürlük özlemi ....
Yazarın bize
Asıl bahsetmek istediği belkide "yahudi düşmanlığı "idi ..ama benim kitaptan aldığım "masum olan bir insana kast"oldu

Insan olmak ve öyle kalabilmek için tarafsız- ca okuyunuz efendim
Sevgiyle kalın...
592 syf.
·10 günde·9/10
Anlatımı su gibi akıcı, betimlemeler gerçekten çok başarılı. Kitabı okuduktan sonra filmini izlemek ne kadar mantıklı olur bilmiyorum ama kafamda tasarladıklarımı biraz daha görsel hale getireceğini umuyorum. Kitap gibi olamaz kesinlikle farkındayım, zaten aynı tadı beklemiyorum.
Küçücük bir kız çocuğunu, genç bir kızı, çırak bir geyşayı, yetişkin bir geyşayı, olgun bir kadını nefis bir şekilde aktarmayı başarıyor kitap size.
175 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Okuduğum en efsanevi kitaplardan birisiydi diyebilirim. Çoğu kişiye göre kitapta yazar Charles kendi hayatını anlatmış.
Çocukluk dönemiyle başlayan kitap gençlik ve yaşlılık dönemiyle devam ediyor. David'in yaşadığı hüzün dolu olayları anlatırken istemsizce beni büyük bir buhrana soktu.Nedensiz bir şekilde kitapta ne kadar güzel bir olay gelişse sonrasında kötü bir olay oluyor.
İncelemek istediğim tek karakter ise David'in Çocuk-eşi. Bi insan bu kadar aptal olabilir mi ya?
Okurken ben delirdim yani. Resmen barbie'nin vucut bulmus hali diyebilirim.
Ama genel olarak kitap mükemmeldi ve son sayfalari efsaneydi. Böyle etkili bi son görmedim ben.
Kitap beni o kadar çok etkiledi ki bu etkilediği konular ilişkiler,aşk ve sevgi...
Kitap o kadar çok etkiledi ki bu saatte bile olsa eğer hoşlandığım ya da sevdiğim birisi olsa ona direk açılmak için mesaj atardım o derece etkiledi beni :)
Herkesin okuması gerekir bence.
592 syf.
Küçük bir kız çocuğu düşünün ailesi tarafından satıldığı ve küçük yaşında geyşa olmak için yetiştirildiği Sayuri'nin hayatını okuyoruz. Yaşadıkları çok üzdü çok etkilendim, sanki okumuyorda dinliyormuşum hissi yarattı. Yazar asıl hikâyeyi çarptırarak ünlü geyşa, Mineko Iwasaki'nin hayatından esinlenerek yazmış olsa da severek okudum. Baskıda hata vardı yazım hataları ama buna rağmen sıkılmadım okurken.
592 syf.
·7 günde·9/10
Okumaya başladığınız anda bitirmek isteyeceğiniz, Japon kültürü ve geyşalık kavramı üzerine çok farklı ve yeni şeyler öğreneceğiniz müthiş bir hayat hikâyesi.
Ailesi tarafından satılarak geyşa olmaya zorlanan küçük bir kızın, acılarla olgunlaşması ve sevdiği erkeğin gözleri önünde farklı farklı erkeklere hizmet etmek zorunda kalması çok etkileyici bir dille anlatılmış. Taa ki... Gerisi sürpriz!
Ben çok etkilendim, merak ediyorsanız size de tavsiye ediyorum.
592 syf.
·Beğendi·8/10
Küçük bir kız. Annesinin ölümü üzerine babası onu geyşa olabilmesi için yaşadığı balıkçı köyünden gönderir.
Ve kızın geyşa evinde yaşadıkları...sürükleyici bir eser.
592 syf.
Oldukça akıcı bir dille anlatılmış sanki yüz yüze hikayeyi dinlemişim gibi hissettim.bir yaşam kültürü olan geyşalık tüm ayrıntılarıyla anlatılmış.
155 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
O kadar heyecanlı ilerliyor ki, acaba cinayeti kim işledi diye sürekli okuma isteği içinde oluyorsunuz. Kitapta zengin bir genç ve fakr bir kızın yapacağı mecburi evlilik öncesi çocuğun öldürülmesi ve bunun perde arkasını araştırıyor. Yazarın dili gerçekten güzel ve akıcı. Sonunda da aşırı şaşırıyorsunuz.

Yazarın biyografisi

Adı:
Azize Bergin
Unvan:
Yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1932
1932 yılında İstanbul'da doğdu. Çocukluğu Bursa'da geçti. Arnavutköy Amerikan Kız Koleji'nde öğrenim gördü. 1950 yılında gazeteciliğe başladı. 1952 yılından beri gazetecilikle çevirmenliği sürdürüyor. Çeşitli yayınevlerinde yayınlanan çeviri kitaplarının sayısı 200'den fazladır.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 2.718 okur okudu.
  • 22 okur okuyor.
  • 1.229 okur okuyacak.
  • 33 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları