Düşler ile gerçekler arasında masalsı bir roman sunmuş bize Anar. O kadar akıcı, etkileyici ve pürüzsüz bir dili var ki yazarın, gözlerinizi kapadığınızda siz de kendinizi romanın bir parçası olarak "düşlüyorsunuz" adeta. Tüm karakterlerin hayat hikâyelerini, romanda gelişen olaylar ile inanılmaz bir şekilde bağlantı kurarak anlatıyor. Kendisi de felsefeci olan yazar felsefe ile bezenmiş cümleleri ve düşünceleri Uzun İhsan Efendi'nin ağzından iletiyor. Ve belki de kendisi bizle bu şekilde konuşuyor. Düşlerin ve gerçeklerin masalsı anlatımı sonunda, " hangisi gerçekti, hangisi düştü?" gibi zihnimizdeki sorularla bizi "gerçek dünyada" bırakıyor. Yazarın diğer romanlarını da okumak için sabırsızlanıyorum... Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar