Serenad
Puan vermedi·414 syf.··
2022 3. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 15 Ağustos 2022 22:24
Öncelikle kitap hakkında genel bilgiler verip sonrasında spoiler sayılabilecek içeriğinden söz edebilirim. Eğer spoiler almak istemiyorsanız sonuna kadar okumamanızı tavsiye ederim. İlk incelemem olacağı için bir hatam olursa şimdiden affola. O halde başlıyorum. Kitabı okurken hiç bitmesin istedim. Çok güzel şeyler anlattığı için değildi tabii ki, aksine hiç bilmediğim tarihi acıları yüzüme tokat gibi çarptığı için. Kitap şunu anlatıyordu: Maya Duran isminde 36 yaşında, İstanbul Üniversitesinde Halkla ilişkiler uzmanı olarak çalışan bir kadının hayatına bir prof. giriyor. Bu kişi hayatına girdikten sonra başı beladan kurtulmuyor ve inanılmaz gerçekleri öğrendikçe kendi hayatında da değişiklikler oluyor. Bu profesör Harvard üniversitesinden Türkiye'ye yıllar sonra ziyarete gelmiş. İsmi Maximilian Wagner. Maya, üniversiteye gelen diğer akademisyenlerle ilgilendiği gibi bu profesörle de ilgileniyor. Onu karşılamaya ve oteline yerleştirmeye gidiyor ve fark ediyor ki onları sürekli takip eden birileri var. Takip edildiklerini ve Wagner'in ajan olmasından şüpheleniyor. Bir zaman sonra onları takip eden kişiler Maya'ya gelip o adamı izlemesi gerektiğini söylüyorlar. O da neden Wagner'i izlememi istiyolar diye merak edip oğluyla birlikte onu araştırıyorlar. Araştırdıkça birçok şey öğreniyor. Bi yandan da kendi ailesindeki tarihi gerçekleri öğreniyor. Anneannesi ve babaannesinin hayat hikayeleri gibi... Bu hikayelere benzer bi hikaye Wagner'in de başına gelmiş. Kitapta şu cümle vurgulanıyordu: "Hiçbir hükümet masum değildir." Wagner bu cümleyi söyleyince Maya anlam verememişti. Wagner ise ona şöyle karşılık veriyor. "Eğer sen de bir devletin başına gelsen sen de masum kalamazdın." Maya bunun böyle olmayacağını söylese de kitabın sonlarına doğru Wagner'e hak veriyor. Kitabı okurken sürekli Struma diye bir gemiyle karşılaştım. Ama içinden böyle bir hikaye çıkacağını asla tahmin etmiyordum. O kadar tüyler ürperticiydi ki gerçek olabilir mi diye düşündüm ve araştırdım. Evet bu anlatılanlar gerçekmiş! İşte o zaman insanların ne kadar acımasız ve vahşi olduğunu bir kez daha anladım.. Gemide yaşananlar Yahudi katliamıyla ilgiliydi. Hitler döneminde Nazilerin yaptığı katliam. Düşünsene sevdiğin birini sırf ırkı için, yahudi olduğu için elinden alıyorlar ve tam da kaçıp bunlardan kurtulduğunu sanarken elinden kayıp gidiyor. Tam 70 gün boyunca o geminin içinde milyonlarca insan tıkış tıkış, insani olmayan koşullarda yaşamaya çalışmış. Bu insanların arasında sevdiğin kişi de senin için o acılara katlanmış ve intihar etmemiş. Yıllarca kavuşmak için çırpınıyorsunuz ve o an geldi işte gemi karşında, el sallıyorsunuz birbirinize. Ama o eli tutup kendine çekemiyorsun. Kitabın sonunda hıçkıra hıçkıra ağladım çünkü anlam veremedim. İnsan insana neden bunu yapar? Senden farklı diye onu yok etmeye çalışmak ne kadar da insandışı bir şey. Belki de biz insan olmayı başaramıyoruz diye düşündüm. Hitler kendi ırkını üstün gördüğü için kendinden farklı olan yahudileri yok etmek istemişti. Maya'nın babaannesinin yaşadığı şeyler de buna benzer bir olaydı. Ama anneannesinin hayatına gelince, o türk ve müslümandı. İnsan düşünmeden edemiyor, ondaki farklılık neydi de onları da katlettiler. Anlam veremedim. Maya gibi sorgulamaya kalktığında ise vatan haini ilan ediliyorsun.. En çok ağladığım yer ise Wagner öldükten sonra küllerini, o patlamanın yaşandığı ve eşinin de içinde bulunduğu Struma gemisinin bulunduğu denize dökülmesini istemesi... Maya, onun küllerini o denize boşaltırken mahvoldum. Ve yine Wagner'in eşine serenad yaptığı ve yıllarca sakladığı kemanını, Maya'nın oğluna hediye etmesi beni ağlatan şeylerden biriydi. İçeriği o kadar farklı ve derindi ki hepsini tek tek ele alamıyorum ama asla unutamayacağım duyguları yaşattı bana.. Kitaptan çıkardığım ders ise şu oldu: Maya'nın tüm yaşadıklarından hatta iftiraya bile uğramasından sonra bu olanların belki de hayalini bile kuramayacağı bir yola girmesini sağlaması oldu. Çünkü her insan bazen umutsuzluğa kapılır, bu benim yaşamak istediğim hayat değil, ben kendimi bu yere ait hissetmiyorum, benim yolum başka ama bu yolun ne olduğunu bilmiyorum, bu yola nasıl gideceğimi ya da nasıl ilerleyeceğimi de bilmiyorum. Her şey çok üstüme geliyo ve ben bunun altından kalkabilecek miyim? Bu beni nereye götürecek, bunların üstesinden nasıl gelirim bilmiyorum, neden bunlar benim başıma geliyor dediğimde gördüm ki Maya da bunları düşündü ama yolun sonunda onu mutsuz eden, onu belki de rezil eden her şey onun hayatında yeni bi sayfa açmasını sağlıyor. O an düşündüm ki "Bazı şeyler yaşayacağım, bunlar ne kadar zor ve acı olsa da beni olmam gereken noktaya götürmek için yaşanmış olacak."
Edebiyat
SerenadZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 2021164bin okunma
·
179 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.