Kitapta iki tane başkarakter var. Biri zengin bir ailenin 12 yaşında olan kızı Paloma Colombe, diğeri ise aynı apartmanda kapıcılık yapan Renée Michel.
Paloma, yüksek zekaya sahip bir kız. Zengin ailesinin ve etrafında ki insanların davranışlarını onaylamayan nasıl desem yavan bulan, hayatın anlamsızlığından bunalan ve on üç yaşına gelince intihar etmeyi düşünen bir kız.
Renée, 27 yıldır kapıcılık yapan, 54 yaşında dul bir bayan. Edebiyata, felsefeye, müzik ve sanata ilgi duyan ama kapıcı kimliğinin arkasına saklanan bir kadın.
Kitabın yarısına kadar bu iki karakterin hayat ve diğer insanlar ile ilgili düşüncelerini felsefik olarak ayrı ayrı dinliyoruz. Şöyle bir düşününce farklı statü ve yaşlarda olan iki karakter aslında aynı hayat görüşünü benimsiyor gibi. İkisi de insanlardan saklanıp, kendi kimliklerini gizlemek zorunda hissediyorlar. Apartmana yeni taşınan Japon asıllı Kakuro Ozu’nun hayatlarına girmesi ve bu karakterleri fark etmesi ile de kitap yeniden bir şekil alıyor.
Kitap dönüşümlü olarak her iki karakterin gözünden anlatıldığı için adapte olana kadar biraz yavaş ilerliyor. Paloma gibi 12 yaşında bir kızın sürekli intiharı düşünmesi beni de düşündürmedi değil. En güzel tarafları sanırım Madam Michel’in bölümlerini okurken edebiyata, müziğe, resme olan ilgisi ve bilgisi ile beni kendine hayran bırakmış olması.
İnsanların konumuna bakıp önyargı ile yapıştırdığımız etiketler ne kadar doğru olabilir, etrafımızda ki insanları ne kadar fark ediyoruz? İşte bunu Madam Michel ile bir kez daha görüyoruz. Kitabı bittikten sonra filmini de bulup izledim, açıkçası en güzel sahnelerin eksik olması beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. Bu arada filmin adı “Yaşamaya Değer”
Kitap düşündürücü bir anlatıma sahip, hızla sürüklemiyor adım adım yol almanızı sağlıyor. Ve içerik derinliğini anlamak için sakin bir kafa ile sessiz bir ortam da lazım.
Kirpinin Zarafeti