Gogol'dan okuduğum ilk eser. Kısa ve gayet akıcı bir kitap. Dönemin Rusya'sı ve toplumun insana bakış açısı son derece eleştirel bir tavırla anlatılmış. Üst tabakadaki insanların alt tabakadaki insanlara aşağılayıcı bakış açısını, mevkinin getirdiği gücün insanı nasıl bir hale sokabileceğini, fakirliğin insanların yaşayış tarzına etkisini, yalnızlık ve bunun beraberinde getirdiği içe dönük bir yaşamı anlatan güzel bir eserdi.
Konusu ana karakterimiz Akakiy Akakiyeviç' in yaşamı üzerinden gidiyor. Kendisi bir devlet dairesinde memur. Mektupları temize çekmekle görevli. Karakterimiz gerek iş hayatında gerek normal hayatında durağan bir karakter. İşinde yükselmek istemiyor, ekstra sorumluluklardan kaçınıyor. İçe dönük bir karakter olması sebebiyle iş yerindeki diğer çalışanlar arasında zayıf halka olarak görülüyor. İş yerindeki arkadaşları onunla dalga geçip türlü hikayelere onu konu ediyorlar. Akakiy Akakiyeviç' in çok eski bir paltosu var. Paltonun eski ve yırtık pırtık olmasına bakmadan paltosunu giyip iş yerine geliyor. Paltosunun yırtık olmasına bakmaksızın giymeye devam ediyor. Palto onu soğuktan koruyamadığını anladığında paltoyu değiştirmeyi bile düşünmüyor, tamir yaptırır öyle kullanırım diyor çünkü aldığı 400 ruble maaş ile anca geçiniyor, palto alacak durumu yok. Paltonun miladını doldurduğunu bir şekilde anlayınca yeni bir palto almaya karar veriyor. Veriyor vermesine de nasıl alacak kundura tamircisine olan borcu, alması gereken pantolon, üç gömlek ve birkaç çamaşır derken paltoya sıra gelmiyordu.
Karakterimizin içinde bulunduğu sefaleti kitapta çok iyi anlatan bir bölüm var onu sizinle paylaşmak istiyorum. Paltoyu almak için bazı fedakârlıklarda bulunuyor. Ayrıca düşündüklerine bakınca sefaletin insanlarda yarattığı ruhsal çöküntüyü de anlamış oluyoruz.
''Günlük harcamalarını kısmak zorunda olduğuna karar verdi; en azından bir sene boyunca bunu yapması şarttı. Akşamları çay içmeyi bırakacak, mum da yakmayacaktı; eğer çalışması gerekiyorsa, ev sahibesinin odasına gidecek ve işini onun mumunun ışığında görecekti. Dışarı çıktığında ağırlığını ayaklarına vermeden, neredeyse parmaklarının ucunda basarak yürüyecek ve elinden geldiği kadar adımlarını, düzgün kaldırım taşlarına denk getirmeye çalışacaktı, böylece ayakkabılarının tabanları hemen aşınmayacaktı. Çamaşırlarını da yıkamaya daha seyrek gönderecek, böylece onların da hemen yıpranmasını engelleyecekti. Eve döner dönmez eskimesinler diye derhal giysilerini çıkaracak, sadece, umarsızca geçip giden zamanın bile merhamet ettiği eski pamuklu gecelik entarisiyle oturacaktı. Doğrusu ya, başlarda bu sıkıntılara alışmak Akakiy Akakiyeviç’e oldukça zor geldi, ama bir süre sonra teker teker hepsine alıştı ve işler rayına girdi; hatta akşamları aç açına uyumak bile onu rahatsız etmemeye başladı.''
Palto bana Fyodor Dostoyevski 'den Ezilenler kitabını hatırlattı. Ezilenler eseri de sefillik ve toplumun alt tabakasının üst tabakasıyla çatışmasını harika bir şekilde anlatmıştı. Paltoyu beğendiyseniz Fyodor Dostoyevski'nin Ezilenler kitabını da okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Herkese iyi okumalar.