Hepimiz Gogol'un Palto'sundan çıktık.!
Fyodor Dostoyevski
Gogol, Palto’ yu yazarken gerçek bir hikayeden yola çıktığı iddia ediliyor. Arkadaşının sohbet arasında anlattığı bir hikâye ona ilham kaynağı olmuş ve dinlediği hikâyeyi kendi görüşleriyle birleştirince ortaya etkileyici bir yapıt çıkmış. Arkadaşının anlattığı hikayede ise palto yerine av için bir silah alan memurdan bahsediliyor, memur gittiği ilk avda tüfeği suya düşürüyor ve kaybediyor daha sonra bunun sıkıntısına dayanamıyor hasta oluyor ve sonrasında maalesef hayata gözlerini yumuyor.
Hikâye, baş karakter olan Akaki Akakiyeviç’in paltosu üzerine kurulmuştur. Akaki, oldukça sıradan, silik, sakin bir hayat süren bir devlet memurudur. Her gün sadece işe ve evine gidip geliyor. İş arkadaşlarıyla da çok ilişkisi olmayan, kendi iç derinliğinde yaşayan bir kişi(Kendisine yapılan bir sürü acımasız şakaya rağmen).
Kitap baskısına değişmekle beraber yaklaşık 40-60 sayfa arasında bir uzunluğa sahip. Kitap okuyorum diyen herkesin ömründe mutlaka bir kere okuması gereken bir kitap bence. Kışın soğuk bir günde okursanız daha da etkili olacağını düşünüyorum.
Nikolay Gogol’ün 1842’de yayımlanan “Palto”su, Rus edebiyatının sadece bir klasiği değil; aynı zamanda insan ruhunun soğuğa karşı verdiği en çıplak direnişlerden biridir. Ne tesadüf ki kahramanımız Akakiy Akakiyeviç de tıpkı bu direniş gibi, hayatı boyunca sesi çıkmayan ama yere düşünce büyük bir yankı bırakan bir adamdır.
“Palto”, sıradan bir devlet memurunun, eski püskü paltosunu yenilemek istemesiyle başlayan ama onun tüm hayatını altüst eden trajikomik bir süreci anlatır. Kahramanımız Akakiy, alışkanlıklarının içine sıkışmış, alay konusu olmuş, sesi kısılmış bir “küçük adam”dır. Gogol bu karakteriyle, o dönemin Rus bürokrasisinin insan öğüten çarklarına ışık tutar. Bir paltoyu dert edinmek, bize anlamsız gelebilir ama o palto aslında Akakiy'in görünür olma çabasıdır.
Gogol, “Palto”da hem gülümsetir hem de canımızı acıtır. İnce ironisi, dildeki melodisi ve karakter derinliğiyle; edebiyatın sadece yüceltilmiş kahramanlara değil, “küçük” görünen ama büyük anlamlar taşıyan insanlara da ev sahipliği yapabileceğini gösterir. Dostoyevski’nin meşhur “Hepimiz Gogol’un Paltosundan çıktık” sözü de boşuna değildir. Bu eser, Çehov’dan Tolstoy’a, Kafka’dan Camus’a kadar pek çok yazarı doğrudan ya da dolaylı etkilemiştir.
“Palto”, sadece bir hikâye değil; yoksul bir memurun omzunda taşınan bütün bir insanlık hâlidir. Ve o palto hâlâ kayıptır… Belki biz de hâlâ onu arıyoruz.
Keyifli okumalar dilerim. PaltoNikolay Gogol
Palto, bir oturuşta bitirebileceğiniz çok kısa bir kitap fakat bu kadar kısa olmasına rağmen o dönemdeki Rus toplumunu net bir şekilde gözler önüne seriyor. Anlatımı, hitabı da çok güçlü ve Rus edebiyatı için önemi olan bir kitap.
Hikaye, karakterimiz Akakiyeviç'in sıradan hayatını; çevresindeki onu ezen, alay eden kişilerin gözüyle bakıldığında da "ezik" karakterini anlatmasıyla başlıyor. Bunları okurken Rusya'nın soğuğunu düşününce değil de bir insanın ezilmişliğinde üşüyorsunuz adeta.
Hikayenin devamı paltosunu daha doğrusu "sabahlığını" onarması için bir terziye gitmesi ve burda paltosunun onarılamayacak kadar yıpranmış olmasını öğrenmesiyle devam ediyor. Yeni bir palto diktirmenin önce korkulu rüyası olması hatta bunu düşündüğü anda gözlerinin kararması fakat sonrasında; bunun, karakterin sıradan hayatındaki tek amacı, tek hayali haline gelmesini anlatıyor. Öyle ki hasta düştüğünde bile sayıkladığı şeylerin tamamı bu yeni paltosu hakkında oluyor.
"Sanki yaşamında eksik olan bir şeyin yarattığı boşluk doldurulmuştu..sanki yanında, yaşamakta olduğu anı paylaşan biri vardı..bu hoş hayat arkadaşı paltosundan başkası değildi."
Kitabın sonu beklemediğim bir şekilde fantastik olarak bitse de güzel bir son oldu.
PaltoNikolay Gogol · Bordo Siyah Yayınları · 201246,2bin okunma
Kitapla ilgili uzun uzadıya yazacağım çok şey yok aslında.Daha önce Gogol'a ait hiçbir kitabı okumadığım için bu kitap sayesinde Gogol ile tanışma fırsatım oldu.Gerçekten bu zamana değin okuduğum kitaplar arasında dili en sade,en samimi ve en içten olanıydı.O kadar çok beğendim ki,25.sayfada kitabın bitmemesi için bir iki saat oyalandım.Kitap çok samimiydi.Kimi yerlerde okuyucuya açıklamalarda bulunulmuştu bu da bende hoşnutsuzluk yaratmadı veya sırıtmadı.Kitabın sonlarındayken içimden "Gece ruyamda Akakiy Akakiyeviç'in hayaletini görür müyüm?" diye geçirdim.Korkmadım değill.
Okuyan her bir insanın beğeneceğinden şüphem yok.Gogol ile tanışmak isteyen okurlarımıza tavsiye edebileceğim güzel bir kitap.Keyifli okumalar.
PaltoNikolay Gogol · Bordo Siyah Yayınları · 201246,2bin okunma
Fikrimce Palto’nun bir başyapıt niteliği kazanmasının nedenlerinden biri fantastik bir sonla bitmesidir. Ölmüş olan memurun hayalet olarak şehrin belirli yerlerinde görülmesi ve insanların sırtlarından paltolarını alması dikkat çekici bir finaldir. Bu fantastik son bana şu gerçekliği çağrıştırdı: biz insanların zor şartlarda edindikleri şeylerin hayatımızda çok önemli bir yere sahip olduğu ve kaybedildiğinde adeta gözlerimizin arkada kalacağı...
Akakiy Akakiyeviç’in ruhu ancak kendisini sıkı biçimde azarlayan “mühim adam”ın paltosunu aldığı zaman huzura kavuşmuştur.Hatta kitapta şu benzeri bir cümle geçiyor 'son olarak mühim adamın paltosuna ona tam olmuştu' Burada bir çaresizlik vardır,en son mühim adamdan yardım dilemişti ve ölmeden önce gözünü arkada bırakacak son olay mühim adam ile var olmuştu.
Çözümü olmayan bir durum ya da sorunun fantastik bir sona dayanılarak çözüme kavuşmuştur bu kitapta, ki bu adaletsizliğin hüküm sürdüğünün basbaya göstergesidir.
Hikayede gerçekçi bir şekilde insanlığa ve kamu kurumlarına yapılan ustaca ve zekice eleştiriler okuyucuyu etkiliyor gerçekten.
Yoksul insanların hayat mücadelesi devam ettiği ve madde ruhtan daha değerli olmaya devam ettikçe ''Palto'' okunmaya ve değer görmeye devam edecektir.
Öncelikle bu kadar enfes bir eseri okumak için bu kadar beklediğime çok pişmanım. Rus Edebiyatının Gogol'un paltosundan çıktığı söylenir. Kitabı iyi ki Ayrıntı Yayınlarından okumuşum çünkü hem önsöz de hikayeyi nasıl yorumlayacağınız yönde size bilgi verilirken hikaye sonrasında da Gogol'un aldığı en büyük eleştiri mektubu yer alıyor. Eleştiri mektubu Belinski tarafından ele alınmış. Bence saçmalamış :) kitabın hemen unutulacağını söylüyor ama kitap 1842 yılında kalem alınmış. Sanırım Belinski yaşasa karşısına geçer gülerdim :) Kitabın çevirisi de harika olmuş bunu da söylemeden geçemeyeceğim.
PaltoNikolay Gogol · Bordo Siyah Yayınları · 201246,2bin okunma
Biliyorum üzerine çokça inceleme yazılmış bu novellanın. Her zamanki gibi bana duygu katan kitaplardan birine herhangi bir psikolojik-felsefik bir analiz yazmaktan ziyade, hislerimi aktararak profilimde yer edinmesini istiyorum.
Yüreğime bu kadar dokunan, bu kadar kısa ve basit bir anlatımla; içerisinde aşk romantizm ve abartılı-bayağı, dramatik kelimeler içermeyen bir kalemle okuyucuya bu kadar çok duygu aktarabilen bir eser okumamıştım.
Bir solukta okuyabilirsiniz "küçük adam"*ın uzun öyküsününü.
"Hepimiz Gogol'un Palto'sundan çıktık."
diyen,
*Dostoyevski'nin; Öteki'sinden Petersburglu Bay Goldaykin'e de selamlar...
Ve elbette Gogol'un bu sözleriyle bitirmek istiyorum aktarımımı:
“Tanrı’nın emriyle şu tuhaf kahramanlarımla sürüp giden
koca hayatı, herkesin görebileceği alay ve kimsenin göremeyeceği gözyaşlarıyla daha ne kadar seyredeceğim?”
Ölü Canlar, 1842
Hala arada dönüp dönüp tekrar okuduğum beni en etkileyen kitaplardan bir tanesi. Ahh Akakiy Akakiyeviç.. Nice Akakiy Akakiyeviçler var çevremizde kıymetleri yaşarken değil öldükten sonra anlaşılan.
60 sayfalık bi kitap insanı ne kadar içine çekebilirse o kadar içine çekti bu kitap beni. Etkileyici ve dili sade bu kitap toplumun önemli sorunlarından birini ele alıyo, mutlaka okunmalı bence.
PaltoNikolay Gogol · Bordo Siyah Yayınları · 201246,2bin okunma
Yazar, gerçekçi bir üslupla kaleme aldığı bu hikâyesinde küçük adam temasını ele almaktadır. Sıradan insanların çektiği sıkıntıları, maruz kaldığı eşitsizlikleri ve çektikleri acıları, hikâyesinin baş kahramanı olan Akakiy Akakiyeviç'in yaşantısıyla tüm çıplaklığı ile gözler önüne serilir.
Gogol'un, Rusya'da yaşanılan sosyal sınıf baskısının alt sınıf insanların üzerinde bıraktığı etkiyi anlattığı bu hikâyesinde, kahramanımız Akakiy Akakiyeviç binbir zorlukla yeni bir palto alır ve kısa zamanda paltosu çalınır. Bunun üzerine Akakiyeviç, nüfuzlu bir bakandan yardım ister. Bu yardım üzerine işittiği azar, onun üzerinde büyük bir etki yapar. Akakiyeviç'in hastalanıp ölmesine kadar giden bu hikâye, aslında bitmemiştir. Akakiyeviç'in ölümünden sonra hayalet olarak kasabada görüldüğüne ve geceleri insanların paltolarını aldığına dair çıkan söylentiler, en son olarak bakanın paltosunun çalınmasıyla sona erecektir. Akakiy Akakiyeviç biraz da olsa huzura ermiştir.
PaltoNikolay Gogol · Bordo Siyah Yayınları · 201246,2bin okunma
Nikolay Vasilyeviç Gogol (Rusça: Николай Васильевич Гоголь) (31 Mart 1809 - 4 Mart 1852), Ukrayna asıllı Rus roman ve oyun yazarı. En çok tanınan eserleri Palto, Bir Delinin Hatıra Defteri ve Ölü Canlar’dır.
Gogol orta hâlli toprak sahibi bir ailenin çocuğu olarak Ukrayna’da Soroçinski köyünde dünyaya gelir. Gogol’ün çocukluğu köy hayatı ile ve yoğun Kazak kültürü etkisinde geçer. Bu hayatın etkisi ileride yazacağı eserlere de yansıyacaktır.
Gogol, gençlik yıllarında şiir ve edebiyata ilgi duyar. 1828'de Petersburg’a gider. Orada memur olmayı ve bir şekilde geçinmeyi umar ancak işler umduğu gibi gitmez. Gogol, Petersburg’dan Almanya’ya gider ancak orada da parası bitene kadar kalabilir. Tekrar Petersburg’a dönüp iş arayan Gogol bu sefer çok düşük bir maaşla da olsa devlet memuru olarak çalışmaya başlar. Bu görevden de bir sene sonra ayrılır.
1809 yılında günümüz Ukrayna topraklarında yer alan Veliki Soroçintsi’de doğmuştur. Gogol, 1836’da Puşkin’in çıkardığı Sovremennik adlı dergide, yergili öykülerinin en neşelilerinden biri olan Araba’yı ve eğlenceli ve iğneleyici bir üslûpla yazılmış gerçeküstücü öyküsü Burun’u yayınlar.
Yazar, yazı sanatında büyük ölçüde Puşkin’in etkisi altındadır. Öyle ki, onun eleştirileri ve telkinleri olmadan yazamayacağını düşünür. Yazarın Puşkin’le olan arkadaşlığı, onu aldığı acımasız eleştirilerden de koruyan en büyük güçtür.
Gogol’un ilk ciddi ve dikkat çeken eserleri Ukrayna hayatı ile, halk deyişleri ile süslü halk hikâyeleridir.
Gogol 1831 – 1832 yıllarında yazdığı bu hikâyeleri, Dilanka Yakınlarındaki Çiftlikte Akşam Toplantıları adlı kitapta toplar. Bu öyküler Rus edebiyat dünyasında Gogol’ün bir anda parlamasına yol açar. 1835 yılında Mirgorod ve Arabeski adlı eserlerini de yayımladı. Bu kitaplarında da halk hikâyeleri, özellikle Kazak geçmişi işlenmiştir.
Hikâyelerinde günlük hayatı ve bayağı kişilikleri zaman zaman mizahi zaman zaman öfkeye varan bir şekilde yeriyordu.
Eski Zaman Beyleri, Arabeski bu yergi kitaplarının ilkleridir. Arabeski kitabındaki hikâyelerinden biri olan Bir Delinin Hatıra Defteri bir memurun rutin hayatını ve işi yüzünden nasıl sıkıldığını anlatır. Hikayenin sonunda memur akıl hastanesine yatırılır. Portre adlı eseri ise dünyanın kötülüklerden kurtulamayacağı vurgusu ile sonlanır.
Büyük komedisi Müfettiş adlı eseri ile bürokrasiyi alay derecesinde yeren Gogol, eserinin sahnelenmesi ile tüm şimşekleri üzerine çeker. Tepkiler yüzünden Rusya’dan ayrılmak zorunda kalır. Roma’da Puşkin’in tavsiyesi ile en büyük eseri olan Ölü Canlar’ı yazarken Puşkin’in öldüğü haberini alır. Bu haber onun için “Rusya’dan gelebilecek en kötü haber”dir. O zamana kadar Puşkin’i düşünmeden dikkate almadan hiçbir şey yazmayan Gogol için bu haber gerçekten bir yıkım olmuştur. Puşkin’in ölümünün yıkıcı etkisine karşın 1842 yılında iki önemli eseri olan Ölü Canlar’ın 1. cildi ve uzun hikâyesi Palto’yu bitirir ve yayınlar. Ölü Canlar dönemin Rusya’sının çürümüşlüğünü gerçekçi bir biçimde gözler önüne sererken Palto’da sıradan insanların yaşadıkları acılar, maruz kaldıkları haksızlıklar, ve yaşadıkları yoksulluk tüm gerçeklikleriyle, okuyucuyu sarsacak bir ustalıkla gözler önüne serilmektedir. Bu eser de dönemin en büyük eserlerinden biri olarak nitelendirilecektir. Rus edebiyatına sıradan insanların gerçekçi bir girişi olarak da nitelendirilebilir Palto. Öyle ki Dostoyevski hikâyeye hitaben “Hepimiz Gogol’ün Palto’sundan çıktık.” diyecektir. Ancak öykü yayınlaması ile soylu kesimin tepkisini tekrar Gogol üzerine çeker. Dönem aydınlar üzerinde büyük baskıların uygulandığı karanlık I.Nikola dönemidir. Gogol düzen savunucuları tarafından Rus insanını aşağılamakla onun kötü yönlerini göstermekle, halkına ihanetle suçlanır. Ancak onun yapmak istediği halkını aşağılamak değil onu bu hale sokan yozlaşmış düzeni tüm gerçekliği ile gözler önüne sermektir. Maruz kaldığı bu suçlamalar yazarın ruhsal sağlığına da ciddi zararlar vermiştir.
Puşkin’in ölümünden sonra Gogol’ün popülaritesi daha da artar. Bu ilgi Gogol’da bir öncülük hissi yaratır ve kendine toplumu değiştirmek, insanlara yol göstermek gibi misyonlar edinir. Bu dönemde eski yaratıcılığını kaybettiği söylenebilir. Dine karşı ilgisi artar ve daha önce eleştirdiği kiliseyi dahi övmeye başlar. Bu davranış hayranlarının tepkisini çeker ancak o bu tepkilere dinsel yorumlar katar ve Tanrı’nın gönlünü almak için ona daha da yakınlaşır. 1848’de kutsal toprakları ziyaret etmek için Filistin'e gider. Moskova’ya geri dönen Gogol, orada Matvey Konstantinovski adlı gerici bir rahibin etkisi ile 1852 yılında Ölü Canlar romanının ikinci bölümünün el yazmalarını yakarak imha eder. Bu davranışından 10 gün sonra 42 yaşında Moskova’da ölür.
Eserleri
İki Soylu Kişinin Öyküsü
Masallar
Müfettiş
Palto
Ölü Canlar
Burun
Bir Delinin Hatıra Defteri
Portre
Eski Zaman Beyleri
Taras Bulba
Fayton
Kumarbazlar
Dava
Evlenme
Petersburg Hikayeleri
Dikanka Yakınlarındaki Bir Çiftlikte Akşam Toplantıları