Cumhuriyet' in eğitim projesinin özlü bir ifadesi olan ITK, "Milli Eğitim Bakan
lığı'nın, dinsel hizmetleri sağlayacak 'kamu görevlilerini' eğirmek üzere özel okullar kuracağını" özel olarak belirtmiştir (Madde 4). Din eğitiminin "din hizmetleri için eğitim" biçiminde sınırlanmasına yönelik bu girişim, ilk günlerde itiraz görmese bile o zamanlardan bu yana tartışmalı bir konu olarak gündemde kalmıştır. 1945 yılında çok partili siyasete geçilmesiyle birlikte, ITK'nın ilk dönemlere özgü ödünsüz uygulamasından önemli sapmalar ortaya çıkmıştır. Bunlardan biri, aslında 1924 tarihli Tevhidi Tedrisat Kanunu uyarınca kurulan İmam Hatip okullarının 1973 tarihli Milli Eğitim Temel Kanunu ile birlikte orta öğretim sistemine dahil edilmesidir. Yeni yasayla birlikte söz konusu okullar, öğrencileri dinsel hizmetler verebilecekleri biçimde eğitmenin ötesinde, onları yüksek öğrenime de hazırlayacaktı. Bu değişiklik sonucunda o dönemde var olan 29 İmam Hatip okulu önemli yapısal değişiklikler geçirerek İmam Hatip liselerine dönüşmüştür1 (Akşit, 1991).