10/10
·1025 syf.··
Beğendi
·
2022 145. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 29 Ağustos 2022 12:00
İncelemeyi bitirdikten sonra başlangıcı yazmadığımı fark ettim, şu an da yazacak bir şeyler bulamıyorum. O sebeple hemen başlıyorum, daha çok tavsiye ağırlıklı bir inceleme olacak. Konuyu en basit haliyle Karamazov ailesinin içinde işlenen bir cinayet diyerek özetleyebilirim. Yüzlerce sayfa bu cinayete giden süreci okuyoruz, aynı Raskolnikov'un cinayetinden önceki tasarıları gibi. Tabii burada işin içine birsürü farklı zihin ve onlarca karakter de giriyor, cinayetten sonra da olan oluyor zaten. Kitabı neden okumanız gerektiğini bir paragraf ile açıklayabilirim sanırım. İnsancıklar ile başlayıp Dostoyevski'nin çoğu kitabında yer bulmuş kanı hızlı akan, hevesli rus insanını; Öteki'deki kişilik bölünmesini, psikolojik rahatsızlıkları; Ölüler Evinden Anılar'da başlayıp Suç ve Ceza ile devam eden adalet sorgulamalarını; en önemlisi de Suç ve Ceza'da ucundan dokunulmuş olan din konusu hakkında onlarca sayfa dolduran diyalogları okuyoruz. Kısaca bu kitapta Dostoyevski'yi okuyoruz; her yönüyle, eksiksiz şekilde. Başlamadan önceki aylarda, birkaç gün kala, hatta kitaba başladığımda bile "Zorlanır mıyım, anlayabilir miyim, kaçırdığım yerler olur mu?" gibi soruları zihnimde tekrarlayıp duruyordum. İlerledikçe buna hiç de gerek olmadığını fark ettim aslında; her kitapta birikimimize ve hayat tecrübemize bağlı olarak zorlanabiliyoruz, bunda da bu durumu yaşadım. Çok fazla karakter var, çok fazla olay var, çok fazla düşünce var fakat bunlar ne beni ne sizi korkutmamalı; su gibi akmasa bile her bölümünde keyif alarak okuyabileceğiniz bir roman. Şahsen eksik kaldığımı fazlasıyla hissettiğim yerler oldu. Özellikle İncil'e ve Hristiyanlığa olan atıflarda "keşke bunları bilip okusaydım" dedim. Aynı şekilde dönemin Rusları, yazarları, siyasi durumu hakkında bilgim olsa çok daha iyi olurdu. Fakat hiçbirini engel olarak görmüyorum; belki yıllar, belki on yıllar sonra kitabı tekrardan okuduğumda ilk okumamla oluşturduğum temelime oldukça katkı yapacağım. Tavsiyem ise Dostoyevski'yi az çok okuyup tanıdıktan sonra bu kitabın okunması, ben birkaç ay devam eden süreçten sonra hazır olduğumu düşünüyordum fakat Budala ve Ecinniler gibi eserleriyle bağlantıları okuduktan sonra onları okumadığım için yine eksik kaldığımı hissettim. Temennim ikinci okumada daha hazırlıklı olmak, kitaptan alabileceğim birikimi ve zevki de maksimuma çıkarmak yönünde. Psikolojik roman mı dersiniz, felsefi roman mı dersiniz, Dostoyevski'nin en iyi eseri mi dersiniz; hepsinin altından bir şekilde kalkabiliyor kitap. Özellikle İvan'ın yaşadıkları ve düşünceleri, benim açımdan kitabın psikolojik ve felsefi yönüne büyük katkı sağladı. Büyük Engizisyoncu veya şeytanla konuştuğu bölüm başta olmak üzere kitabın anlam olarak en yüklü yerlerinin İvan sayesinde olduğunu düşünüyorum, her düşüncesine katılmasam bile çoğu yerde beni etkiledi. Başlarda batı özentisi, sahte bir tip gibi görünse de ilerledikçe karakterle bütünleşip neler hissettiğini anlayabiliyorsunuz. Aynı şekilde Dmitri, Smerdyakov gibi karakterlerin psikolojisi de harika şekilde anlatılıyor. Dostoyevski'nin en iyi eseri konusuna da girmek istiyorum. Daha birkaç kitabını okumuş halimle tabii ki bunun hakkında kesin bir yargı veremem, ama okuduklarım arasında en iyi bulduğum kitap bu oldu. Yeraltından Notlar'a bayılırım mesela, o ilk kırk sayfasını onlarca kez okuyabilirim. Keza Suç ve Ceza'yı da çok severim, bu kitabı okurken bile aklımdan kaç kez tekrardan okumak geçti. Fakat dönüp bakınca ikisi de bana Karamazov Kardeşler'in o ilginç atmosferini, mükemmel diyaloglarını ve nicesini yaşatamadı; o sebeple bu kitabı birkaç adım öteye koymam lazım. "Dostoyevski'nin bütün eserleri okunduktan sonra Karamazov okunmalı" bakışına da kitabı bitirdikten sonra pek katılmadığımı fark ettim, aksine bunu okuduktan sonra diğer eserlerinin daha iyi anlaşılacağını ve sevileceğini düşünüyorum. Sonuç olarak üç haftalık okuma sürecinde beni zaman zaman zorlasa, sıksa bile rahatlıkla en sevdiklerim arasına giren bir eser oldu. İncelemeyi de zar zor yazabildim, en sonunda olaylardan bahsetmemeye karar verdim. Normalde az da olsa yazmayı seviyorum fakat bu kitapta sizin okuyup deneyimlemeniz en iyisi olur, her sayfasına değecek bir kitap. Son bölüme de bolca spoilerlı birkaç paragraf ekliyorum, şimdiden uyarayım. Dostoyevski okumaya kesinlikle devam edeceğim, benim için kendisine ikinci başlangıç olacak diyebilirim. Sıramda Ezilenler var şimdilik, çok ertelemeden okurum. Spoilerlı kısma geçiyorum artık, buraya gelenlerle başka kitaplarla görüşmek üzere. - - - - - - - - - - spoiler - - - - - - - - - - Fyodor'dan, baba Karamazov'dan bahsetmek istiyorum öncelikle. Hiçbir okurun onu sevdiğini görmedim henüz, ben de haliyle adama pek bayılmadım. Ama üzerine tekrar düşününce Karamazovların trajedisi diyebileceğimiz bu kitapta yine en çok acı çeken o. Dört oğlunun adama bakışlarını sıralarsam; Dmitri öldürmek istiyor ve dövüyor, İvan içten içe ölmesini diliyor, Smerdyakov neredeyse bir hiç uğruna öldürüyor ve kitapta kimseye kötü davranmamış Alyoşa, babasına her zaman soğuk davranıyor ve asla ona yakın hissedemiyor. Her ne kadar aşağılık, umursamaz, bencil bir adam olsa da bunları düşündükten sonra biraz acıdım sanırım. Dmitri'ye gelirsem beni bazen ikileme düşürse de sevdiğim bir karakter olduğunu söyleyebilirim. Dostoyevski'nin klasik "deli"lerinden sayabileceğimiz bir adam, okurken oldukça eğlendim. Sonu onun açısından güzel bitmese de emin değiliz, belki sürgünden kaçırdılar, belki de yeraltında şarkılarını söyleyerek hayatına devam ediyor; orası okurun hayal gücüne bırakılmış. İvan hakkında ilk bölümde de görüşlerimi söyledim zaten, bayıldım. Tavırları çoğu yerde hoşuma gitmese bile kardeşler arasında öyle birinin varlığı kesinlikle lazımdı, kitaptaki iyi diyalogların neredeyse hepsi onun sayesinde çıktı. Alyoşa'yı da çok sevdim fakat hakkı verildi mi verilmedi mi emin olamıyorum. Dostoyevski'nin onu çok sevdiği, önsözde de romanının baş karakteri olduğunu ısrarla söylemesine rağmen sönük kaldığını söyleyen yorumlar gördüm; katılıyorum da aslında. Yine de o hafif saflığı ve her şeye rağmen insanlara sevgiyle yaklaşması gözümde değerini arttırdı, belki bize çok imkansız geliyor ama böyle birinin hayali bile güzel. Kitabın son sayfalarında da ekstradan iyiydi, mutlu bir duygulanmayla bitirdim. Smerdyakov'dan nefret etmem lazım gibi duruyor fakat öyle olduğunu düşünmüyorum, hep görmezden gelinmiş ve ezilmiş bir çocuğun eninde sonuna öyle bir cinayete kalkışacağı belliydi. İntiharı da benim için çok ani oldu, en azından mahkemeye çıkar diye düşünmüştüm. Detaylı incelense psikolojisinde neler neler yatan bir karakter ama o detaylara ben giremiyorum maalesef. Son olarak babasını gururla savunan ve dolaylı yoldan onun için ölüme giden İlyuşa'yı da çok sevdim. Karamazov ailesindeki baba-oğul sorunlarına rağmen kitapta bize çok iyi bir örnekti kendisi, onların gerçekleştiremediği potansiyellerini gösteriyordu bile diyebiliriz. Daha çok söylenebilecek şey var ama burada bitirmek istiyorum, görüşlerimi az ve öz şekilde açıklayabildiysem ne mutlu. Buraya kadar okuyanlara ayrıca teşekkür ederim, zaten size kitabı önermeme gerek yok. Başka kitaplarla görüşmek üzere.
Edebiyat
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202545,3bin okunma
··
1.793 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
tatlı
bora
Gönderi Sahibi
ivan dmitri alyoşa ilyuşa diye ilerler bence