Puan vermedi·272 syf.····Okunma: 01 Eylül 2022 19:08 Bir çırpıda okuyup tüketmemek için 1 koca yıla böldüğüm serinin son kitabı. İlhami, derya, eda ve boradan sonra sıra bir diğer yapayalnız karakterimiz olan handana geldi. Ve an itibariyle de özleyeceğim bu isimlerin hayatlarını okuyup, damarlarıma işlemiş oldum.
Serinin diğer 3 romanında mesaj kimi zaman açık kimi zaman gizli bir şekilde verilmişti. Akıcı bir dil yardımıyla bazen kızıp bazen gülerken bazen de ağladığımız oldu. Ancak tüm bu 3 romanda da sonunda farklı bakış açısı kazanmış ve empati yeteneğimizi geliştirebilmiştik.
Handan'da ise meraklıydım. 3 eşarbın en kenara atılmış olanıydı handan. Yoksayılan, merak edilmeyen, unutulan ve en kızılan karakterdi. Handan'ın hikayesine merakla başladığımda yazarın kaleminin farklı bir yönünü gördüm. Geçmiş ve gelecek, modern istanbul kadını ve modernleşen osmanlı kadını olmak üzere iki handan karşımıza çıkmıştı. Belli ki yazar alışık olduğumuz üslubunda değişikliğe giderek bizlere heyecan katmak istiyordu. Ancak fikrimce akıcılığından puan kaybetmiş oldu. Sonrasında bir edebiyatçı olarak vermek istediği mesajı ve desteği pat diye karşımıza çıkardı. Ancak bu mesajla o kadar hızlı çarpıştık ki ana karakterimiz Handan'ı yine arka plana atıp yoksayılan karakter ilan ettik. Sayfalar ilerledikçe Handan'ı görmekte zorlanıyorduk. Romanımız son karakterimizi, serinin diğer romanlarında olduğu gibi geride bırakmıştı. Biz de bu sıralarda uzun bir geziye çıkmıştık. Ancak bu gezinti öyle uzundu ki son 30 sayfada handanı tekrar yakalayıp elinden tutmayı başardık. Hatta artık ona kızgın da değildik. O da artık ilhamiye ve boraya kızgın değildi. Çünkü onun yaşadığı son bir sene ve annelik duygusu, onun empati yeteneğini tamamen tazelemişti. Karakterlerimiz mutluluktan ziyade huzura kavuşmuştu. Hepsi ait olduğu yerdeydi. Yazarımız ise vermek istediği mesajı açıkça vermişti. Bu mesajı, güçlü bir kadınla ve güçlü bir gençle bizim serinin son romanı handanla vermek istemesinin yanı sıra fikrimce serimize değinmeden, bambaşka bir konu ve olay örgüsüyle vermeliydi. Handanı da handan olarak görmeliydik.
Serinin diğer kitaplarını da bildiğim için okurken handanı tekrar dışladığımıza çok üzüldüm. Aynı zamanda yazarı, mesajını sırf tüm çıplaklığıyla verme çabasına girişmesinden ötürü, yazarlıkta sanki daha ilk yıllarındaymış gibi görmekten kendimi alıkoyamadım. Arka kapağıyla bile ilişkisini pek kuramadığım Handan'ı sırf bizim handan olduğu için yarıda bırakmamaya çabalayarak güçle okudum. Sonunda ise tüm karakterlere huzurlu bir şekilde veda ettiğimiz için kendimi mutlu hissediyorum. Yüm bu seriyi koca 1 seneye yayarak okumanızı öneriyorum. Ve lütfen Handanı her zamanki gibi arkamızda bırakmayıp, yarım bırakmamaya özen gösterelim.
Not: sanırsam yazar seri olarak bahsettiğim bu 4 kitabı seri olarak yazmamış. Her bir kitap birbiriyle derinden bağlantılı ve birbirinin devamı niteliğindeyken, aynı zamanda diğer romanlardan haberdar olmayıp okunduğunda da olaylar gayet anlaşılır bir şekilde ana karakterle aralara serpiştirilmiş durumda. Ancak serinin ilk kitabının adının, serinin son kitabının son sayfalarında geçmesinden anlıyoruz ki, bu 4 kitap birbirleriyle bir bütün olmuş durumda. O yüzden seri demekte bir sıkıntı duymadım. Bu 4 kitabı Gizli Anların Yolcusu, Bora'nın Kitabı, Dönüş ve Handan sıralamasıyla okumanızı tavsiye ediyorum. Bu şekilde okunursa sanki sevdiğiniz bir filmin 4 sezonluk tadından yenmeyen bir dizisini izlemiş gibi heyecanlı olacak, ve son bölümde karakterlere veda ederken tamamlanmış olacaksanız. Tabi bu bir vedaysa...