Puan vermedi·124 syf.··Beğendi
· Mustafa Kutlu'nun kitaplarını gerçekten severim ama kolay anlayabildiğimi söyleyemeyeceğim. Konudan konuya hızlı geçişleri, konuları sona doğru birbirine bağlaması yani kısa kısa ama bir bütünde toplanan öykülerinin olması bence biraz bulmaca havası katıyor ve zevkte veriyor.
Ya tahammül ya sefer..
Davası olan bir grup gencin zamanla menfaatleri uğruna dünyaya evrilişlerini ve maneviyattan nasıl uzaklaştıklarını anlatıyor. Kutlu, günümüzde yitirdiğimiz ahiret-dünya dengesine güzel değinmiş kitabında.
Davası büyük bir adam Murat Bey. Bu uğurda arkadaşlarıyla bir dernek kurmuş. Hayatın zaruretlerine uzun süre direnmiş, davasını bırakmamış ama yalnız bırakılmış. Dostlarına “Sabahı beklemeyiniz dostum , geceden yola çıkınız “ yazıp göndermiş, o ertelemeyin dedikçe dostları dünyaya kapılmış. Ama dava aynı dava şimdi gelecek nesillerin omuzlarında…
İnsanlar büyüdükçe idealleri artar ve değişir işin içine makam, mevki ve para girince sırf menfaatler uğruna dava adamlığı ve maneviyat maalesef önemini yitiriyor. İnandığı gibi yaşamayanlar yaşadığı gibi inanmaya başlıyorlar anlayacağınız.
•Bizim hareketimiz, mesuliyet hareketidir : Davamız hayata uymak değil, hayatımızı Hakk'a uydurmaktır...
İnsan inançlarının yabancılaştığını hissettiğinde ne yapacağını bilemez halde etrafa savruluyor. Biz genelde tahammül etmeyi seçiyoruz ve sessiz kalıyoruz, seferi sürekli erteliyoruz.
İnsanlar nedense kendilerini çağa kurban olmak zorunda gibi hissediyorlar? Bahanelerin arkasına sığınmak kolay.
Bizler ne zaman bizi İslam’dan uzaklaştıran şeylerin önüne geçmeyi öğreneceğiz?
• Ne kaçıp gitmek, ne ekip biçmek. Sefer de içimde, tahammül de.