Gönderi

Semerkant Kitap İncelemesi
Puan vermedi·318 syf.··
Beğendi
·
2019 4. kitabı
Özet: Kitap dört bölümden oluşuyor. İlk iki bölümde Ömer Hayyam’ın 1072 yılında başlayan serüveni ele alınıyor. Ömer Hayyam olunca Hasan Sabbah ve Nizamülmülk de karşımıza çıkıyor. Son iki bölümde de Ömer Hayyam’ın hayatı ve Rubai’si (Ömer Hayyam’ın tek el yazması) peşine Benjamin Omar Lesage karşımıza çıkıyor. Ömer Hayyam’ın hayatına ve el yazmasına duyduğu ilgi onu yeni serüvenleri sürükleyip karşısına Şirin’i çıkartıyor. Eleştiri: İlk bölüm ve İkinci bölüm itibariyle Selçukluları ve Selçuklu Hükümdarlarını çok küçük gösteren cümleler sarfediliyor. Alparslan ve özellikle Melikşah’ı tanımasak, vasıfsız kişiler olarak tanıtıyor bize. Özellikle Melikşahla alakalı inanılmaz ezici cümleler kullanmış yazar. Koskoca Selçuklu hanedanlığını en geniş sınırına ulaştırmış adamdan bahsediyoruz burada. İkinci olarak sayfa 51’de şöyle bir cümle geçiyor; Şu Türk’e de bak sen! Daha çadırından yeni çıktı! Düne kadar babası atası kim bilir hangi putun önünde secdeye varıp sancaklarına da hangi domuz suratlarını çiziyorlardı! İslam öncesi türklerde domuz uğursuz hayvan olarak görülürdü, domuzun yanından geçen bir türk göremezdiniz. Ayrıca yine tarihe bakarsak islam öncesi türklerde puta tapma yoktu göktanrı inancı vardı. Totale gelecek olursak kitapta, ciddi bir arap-türk düşmanlığı sezdim ve bu beni inanılmaz rahatsız etti. Ekstra olarak kitabın ikinci bölümüne geçtiğinizde yazarımız Rusları ve İngilizleri gömüyorda gömüyor, Amerikalıları poh pohluyor. Yazdıklarıma belki kızıp karşı çıkacak olacaktır ama tarihteki gerçekleri değiştirmeye çalışmak, geçmişi bilmeyen insanlara tarihi böyle anlatmak bana göre yanlış. Kitabı dikkatli okumanızı tavsiye ederim. :)
Edebiyat
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,7bin okunma
·
413 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Perihan Baştagül
Gönderi Sahibi
Dipnot: Hayyam-Nizamülmülk-Hasan Sabbah üçlüsünün arkadaşlığı üzerine de bir iki eleştiride bulunabilirdim de kitabın büyük bir bölümünün temasını oluşturan bu üçlünün arkadaşlığının, bir rivayet hatta yalan olduğunu söyleyeyip; insanların hevesini kırmayalım :) Sadece bu konu üzerine de mantıklı bir açıklama yaparak, insanları aydınlatmakta fayda var sanırım. Nizam, Ömer’den 30 yaş daha büyük ve Hasan eğitimini Rey’de yapmıştır. Nişabur’da mektebe, medreseye gitmemiştir. Yazar. bu üçlünün arkadaşlık rivayetini, hikayeleştirerek romanı okunur kılmak için elbette kullanabilir; burdaki eleştirimde romanı okuyup, yazılan her şeye inanan okuyucuya.
Tarihi karakterler ile ilgili yazılan romanlar da tarihi gerçeklere sadık kalmalı yazar. Evet tarihi romanlar da bir kurgu ve eklemeler ile oluşturuluyor ama romanın bilgi bölümü gerçeklerden oluşmalı. Böyle olmadığı zaman da yazarın iyi niyetinden şüphe duyarız. İncelemeniz de yazdığınız gibi okuyucunun eğer bahsi geçen tarihi konuda bilgisi yoksa yanlış bilgilendirilmiş ve yönlendirilmiş olarak kitabı bitirecek. Bu da insanların kitap okuma amacına ihanet olur bence. Biz roman da olsa öğrenmek için okuyoruz sonuçta. Bilgilendirici incelemeniz için de emeğinize sağlık.