Gönderi

10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2022 1. kitabı
ZAMAN ÇATLAĞI “Gerçek bazen her şeyin yalan olduğunu gösterir. Tek, bir tek gerçek, tüm yaşamını yalana çevirir.” Saniyeleri sayarak beklediğim öykü kitabı Zaman Çatlağı, sevgili Gönül Malat’ın sabırla, titizlikle çıtırdattığı zamanlardan süzülüp sarsıcı çatırdamalarla aklımın başucuna konuşlandı. Savaşın çocukluklarını çaldığı çocukları, savaştan kaçarken “Şeytan Uçurtması”na asılı kalan umutlarını, asimile edilen kimliklerini, istismarla baş edebilmek uğruna “unutuşa sığınmış,” çocukluğunda kalmış yetişkinleri, kendi neyse de çocuğu söz konusuysa cellada dönüşen kadınları anlatmış yazar. Her yazan yazdıklarında kendini ele verir ya; Gönül Malat’ın da kahramanlarına duyumsadığı şefkat ve anlayış derinden hissediliyor öykülerinde. Didaktik olmak, yol göstermek gibi bir ereği yok. Kendisi gibi okurunun da sadece anlamasını istiyor. Anlamak, çözümün başlangıcı olacak belki de. Gözümüzün önüne düşen mezalime, yüzümüzü dönmeden, başımızı öne eğmeden bakabilirsek, baktığımızı görebilirsek, gördüğümüzü anlayabilirsek karşı durabiliriz belki de. Kahramanlarına gösterdiği şefkati okurundan da esirgemiyor yazar. İlk öyküsü “Büyük Köşeli Düğme” de zalimin zulmünü büyülendireceğinin, gerçekleri anlatmayı ancak bu şekilde yüreğinin kaldırdığının, okuyucusunu da bu şekilde sakınacağının ipuçlarını veriyor. Gerçekler netamelidir doktor hanım. Taşıması pek zor¬dur. O yüzden gerçekleri büyülerler. Gerçekleri daha kolay taşıyabilelim diye kitaplarını büyülü gerçeklikle kaleme alır yazarlar. (s.20) Öykülerinin Goya’nın “Çocuklarını Yiyen Satürn” tablosu üzerine çatıldığını ilan etmiş yazar son deyişinde. Bir öykü kitabının da tıpkı bir roman gibi tema bütünlüğüyle kurgulanması gerektiğini öğütledi bu açıklama bana. Kitaptaki bütün öykülerin algoritmi, harmonisi var. Zamanın çatlağından geçen, incecik şelaleye dönüp içimizdeki kirli boşlukları yıkayan, suya sabuna dokunan, yazarın o muazzam duygu ve düşünce dünyasından çırpınarak düşen öyküler. Mademki bütün kötülüklerin babası Satürn, yazar da onun oburca yediği evlatlarının iş birlikçisi Gaia ana rolünü üstlenmiş o vakit. Bu işbirlikçi tanrıça, kahramanlarını güçlü ve direngen olmaya da zorluyor zaman zaman. En acımasız gaga darbeleriyle itekliyor yavrularını çareler evrenine. Büyük Köşeli Düğme’de en büyük zorbalığı kendine yapan Suna’nın ağusunu akıtan psikiyatrist, Çırpınarak Düşen Yapraklar’da babayı öldüren anne, Aklın Uykusu’nda Keje’nin başlık parasını baba Satürn’ün obur midesine dolduran öğretmen, Yola Çıkmanın Mucizevi Anı’nda yapraklar gibi, öpüşler gibi, köpükler gibi gülen o çocuk yüze ayna tutamayan hemşire kılığına bürünüyor Gaia ana. “Sevmiş bulunmuş” Şeker Osman’ın sırtındaki yaralara panzehir olsun diye Ferhat’ı yoldaş katıyor yanına. Aborjinlerle çölü geçmek isteyen Özgür’ün maceralı yolculuğuna merakla ve tatlı bir tebessümle eşlik ederken, ülkemizin çocuk ruhları iğdiş eden sınavlarında ebeveyn tutumumuzu sorguluyoruz. Derken kardan adamın burnuyla doğum gününü kutlayan Polonyalı Zbigniew’in aç ve korkulu sığınağında Nazilere enseleniyoruz. Kemanının ve sanatın gücüyle, ama asimile olmak şartıyla yaşamı bağışlanan Zbigniew, unutmamaya ant içerek tutunuyor hayata. Gerçek adımı ve soyadımı, Polonya’yı, annemi, babamı unutmayacağıma, savaş biter bitmez ülkeme döneceğime dair kendime söz veriyorum. Aynı anneme yaşayacağıma söz verdiğim gibi. (Yağmurun Melodisi s.45) Gamze hiç bilmeden, farkında olmadan yıllarca babasının çukurunda yaşayan bir gamzedeymiş meğer! Peki, affettiği babasına, babasızlığın hesabını nasıl soracak? Ay’ın önüne geçecek bulutların ortalığı daha da karartma¬sını bekliyorlardı. (Şeytan Uçurtmasına Takılan Umutlar, s. 61) Ay’ın ışığını bulutlar kesmese o zifirî yolculuğa çıkamazlardı zaten. Aylan’ın takıldığı sevdalı bulut, tıpkı yazar gibi, duyduğum utanç ve suçluluğu sağaltamıyor. “Gerçek bazen her şeyin yalan olduğunu gösterir. Tek, bir tek gerçek, tüm yaşamını yalana çevirir.” (Zaman Çatlağı, s. 56) Çatı katı ile bodrum arasında zamanı çatlatmak isteyen Kerem ve diğer kahramanlarla birlikte gönlümün en derinlerinden çatırdarken, tek ve birçok gerçekliğe, her şeyin yalan olduğunu işaretleyen hikâyeleri, “zaman”a zaman tanımadan çatlattıkları için teşekkür etmeliyim yazar Gönül Malat’a. Eski ben gibi değilim bu yolculuktan sonra.
Edebiyat
Zaman ÇatlağıGönül Malat · Metinlerarası Kitap · 016 okunma
·
175 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.