Büyük bir heves ve heyecanla okumaya başladığım bir kitap. Yıllardır adını sık sık duyduğum, insanların nobel ödülü almış diye övdüğü kitap. Benim için hiçbir şey ifade etmeyen ve büyük bir hayal kırıklığı olan kitap. Baş karakterimiz Kemal ve onun aşık olduğu Füsun üzerine temellendirilmiş… Aşık olduğu demek bile fazla geliyor bana. Saplantılı, takıntılı ve rahatsız edici düzeyde merak desek daha doğru olur. Kitap Kemal’in sosyeteden bir kızla nişanlanma arefesindeyken Füsun ile karşılaşmasıyla başlıyor. Kemal nişanlısını Füsun ile aldatıyor ve bunun adına aşk diyor. Füsun’a da sadece tensel zevklerini tatmin ettiği için başta takıntı haline getiriyor. Sonrasında sosyeteden kız ile nişanlandığı için Füsun ondan uzaklaşıyor. Bunu hazmedemeyen Kemal, tüm hayatını Füsun’u aramaya adıyor ve nişanlısından, arkadaşlarından ve zamanla ailesinden kopuyor. Dışardan bakınca çok aşık gibi duran Kemal aslında Füsun’unun sadece tensel zevklerini tatmin etmesini özlüyor sürekli geçmişte yaşadıkları o anları düşünüyor. Bir yıl sonra Füsun’u bulan Kemal, kızın evlendiğini öğreniyor. Buna rağmen 8 yıl boyunca, evet yanlış okumadınız 8 yıl boyunca kızın ailesinin evine, kocasıyla, annesiyle babasıyla yaşadığı eve haftanın 4-5 günü gidiyor ve gece yarılarına kadar oturuyor. Evlerinden sürekli Füsun ile alakalı eşyaları alıp başka bir eve götürüyor, o eşyalarla farklı bir hayal dünyasına dalıp eski zevklerini düşünüyor. Şimdi dönüp bakıyorum ve bunun neresi AŞK diye sorguluyorum. Gerçek hayatta böyle bir insanla karşılaşsak pedofili, yüksek seviyede psikolojisi bozuk deyip hastaneye yatırırız. Oldukça rahatsız edici bu durumun hiçbir yerinde aşk göremedim ben. Bana göre aşk bu değil, bu kadar tensel zevklere odaklanacak seviyede yaşanmamalı veya normalleştirilmemeli. Hiç etkilenmediğim için de benim için aşk romanı kesinlikle değil. Kısacası kitabı hiç beğenmedim. Kimseye de tavsiye etmem, özellikle belli bir yaşın altındaki okumayı düşünen arkadaşlarıma hiç tavsiye etmem. Kendilerine çok şey katacak başka kitaplar okusunlar.