*spoiler içeren bir serzeniştir*
8/10
·408 syf.··
2022 69. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 02 Ekim 2022 00:12
Kirke doğduğu ilk andan itibaren sesi ve dünyaya bakış açısıyla bir insandı. Ölümsüz bir insan. Kitabı okurken çoğu zaman kendi içimde Kirke'yle tartıştım, olması gerekenle olan arasındaki bağlantıyı anlamasını sağlamak istedim ama kafamı kitabın son sayfasından kaldırınca geriye yalnızca bu incelemeden ibaret olan somut gerçeklik kaldı. O yüzden inceleme yazımın serzeniş yerine geçtiğini söylemek istiyorum. Kirke, hayatımın çoğu anında beni ürperten o soğuk gerçekliği başta kavrayamadın, sana yabancıydı. Ama bizlere kısa süre için vadedilen bu hayatın ne kadar acınası ve üzücü olduğunun farkındaydın. Bir baş ağrısının zaten kısıtlı olan günlerimizden bir günü acımasızca çalacağını ya da uğruna savaşlar verdiğimiz bir şeyin gerçekleştiğinde sanki hiç var olmamışız gibi bizden habersiz peydahlanabildiğini gördün. Bizler geçip giden gölgeleriz. Yaşadığımızı hissediyoruz ama tadını çıkaracak kadar uzun bir ömrümüz yok. Ölümün tam olarak ne demek olduğunu anladığında hissettiğin şey, ölümsüz olsaydık böyle mi hissettirirdi, dedirtti. Büyük bir kıskançlık duydum. Ama bütün kötücül hislerim orada kaldı çünkü insanlığın aciz taraflarını çok önceden kabullenmiştim. Mitolojik ögelerde bile kadın-erkek baskınlığının bu denli ön planda olması o kadar içimi sıktı ki. Kirke'ye çoğu zaman bu nedenle üzüldüm. Bizler zaman geçtikçe başkaldırılar ve en önemlisi Fareler ve İnsanlar 'de mükemmel bir şekilde ele alınan "zeka salt gücün üstündedir" gerçeğiyle toplumdaki yerimizi olması gereken yere çekmeye başladık ve bunu devam ettireceğiz ama onun bunu yapacak gücünün olmayışı ve bunun bilincinde olması beni derinden üzdü. Sanırım bu nedenle ölümsüz bir boyun eğen olmaktansa güçlü bir kadın olarak ölmeyi yeğlerim. Bunca şeye rağmen sırf biricik oğlunu koruyabilmek için her şeyi göze almasıyla -bu beni en çok etkileyen kısımdı- aslında Kirke'nin aşktan doğan gücünün katbekat fazlasını çocuğuna olan sevgisinden kazandı. Bu noktada onu durdurabilecek çok az şey vardı ve buna bayıldım. Eminim okuyan kişiler de benimle hemfikirdir. Güçlü kadınlar her zaman hayran olunası bir duruş sergilerler ve Kirke oğlu için bunun hakkını fazlasıyla verdi. Kitabın sonu için en büyük isyanımı ortaya koyuyorum. Farmakis hünerlerinden artık emin olduğumuzu düşünerek böyle bir sonla karşılaştık sanırım. "..bir ölümlünün sesine sahibim, geri kalanları da alayım." (s.392) Belki de gerçekten olması gereken oydu, kızgınlığımı bir köşeye atayım. Son olarak söylemeden edemeyeceğim çünkü sonuna kadar Prometheus için bir şeyler yapılır ya da durumunda bir değişim olur diye bekledim. Birkaç sayfalık olay anlatımından ibaretti ama Kirke'nin hayatında olan en etkileyici şeylerden ikinci sırada yer alıyordu o yüzden etkisi benim için bütün kitap boyunca devam etti. Kirke de öyle düşünmüş olacak ki devamında sürekli Prometheus'u düşünmüş ve sormuştu. (Benim gibi sonuna kadar onu merak edenler için yazmak istedim, insanlara ateşi armağan eden Prometheus mite göre Herakles tarafından kurtarılmıştır.) Ayrıca Kirke ona yardım ettiğinde Prometheus hafifçe gülümsemişti. O an Kirke hakkında geleceğe dair ne gördüğünü çok merak etmiştim.. Sanırım tebessümü Kirke'nin çiçek özünü içerken kurduğu hayallerin gerçekleşmesineydi. İçimizi böyle rahatlatalım..
Roman
Ben, KirkeMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202444,3bin okunma
·
100 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.