Puan vermedi·520 syf.····Okunma: 14 Ekim 2022 21:27 Martin Eden... Hayatın bağrından çıkmış,henüz yirmisinde, "çakı" gibi delikanlı. Vücudu akranlarına göre epey ileri bir gelişmişlikte ama "zihni bomboş bir levha" yani ne versen o girecek zihnine. Hayatını denizde geçirmiş,hep ağır işlerde çalışmış kendi değişiyle bir "köle" idi.
Ruth ise Martin'in olabilecek en zıt tasviri. Edebiyat bölümünü bitirmeye hazırlanan,müzik,resim,şiir aklınıza gelebilecek türlü entel kavramlarla haşır neşir ve daha aşkı tatmamış bir kişilik.(bir o kadar da güzel tabi)
Ana karakterleri tasvir ettim genel kanılarımca. Yoruma gelecek olursak:
Burjuvaziye tokat gibi cümleler, argümanlar savuşturan; sosyalizmden,anarşizmden , cumhuriyetten, iktitardan,kurulu düzenden yermeler barındıran Kant, Nietzsche, Freud,Schopenhauer,Darvin, Locke ve daha nicesinin düşünsel devrimlerinden sıkça bahsedilen ve bunları ana karakterlerin birbirleri,aileleri, toplumsal sınıfları üzerinden anlatan, kannımca muazzam bir kitap olmuş. Bu kadar kavramın beraber işlenip ortaya sıkıcı, anlaşılmayan bir kitap olmamasını sağlayan elbette Jack London'un harika üslubu. Başta Martin, Ruth'u ve ait olduğu sınıfı Nirvana gibi görüyor.Ama gel gör ki Martin kazıya kazıya bir seviyeye gelince aslında hepsinin "entel görünen bir sürü vasıfsız" olduklarını anlıyor. Jack London , Martin Eden ile okura çok değerli mesajlar vermiş ve dışardan gördüğümüz o kibirli insanların aslında o resimli kağıt parçalarına,üne, hiyerarşik düzende bulunduğun basamağa tapılası bir samimiyesizlik gösterisinde bulunan içi boş tenekelerden farksız olduklarını Martin ve Ruth'un ihtirasları üzerinden gözler önüne seriyor.okuyup okutulması taraftarı oldum şimdiden.