Puan vermedi·144 syf.··Beğendi
···Okunma: 06 Ekim 2022 23:54 El Salvador, on yıldan fazla süren bir iç savaşın ardından barışa geri dönerken işsiz bir sosyolog olan Eduardo Sosa’dan daha önemli işleri vardı kuşkusuz. Ama yapacak işi olmayan Sosa’nın kız kardeşinin dairesinin karşısına park etmiş eski bir sarı Chevrolet'te yaşayan evsiz bir adama kafayı takmak için oldukça bol zamanı vardı. Sadece birkaç sayfa sonra Sosa artık sarı Chevrolet'in ve içindeki dört dişi yılanın yeni efendisi. Ve artık El Salvador’un düşünecek daha önemli bir işi yok.
Toplumun kıyısında kalmış, sosyal anlamda dışlanmış bir karakterin yozlaşmış devlet kurumlarından, siyasi bağnazlıktan, bağımlı medya kuruluşlarından, suçun asıl timsali haline gelmiş polis teşkilatından öcünü almasının hikayesini okuyoruz. Kesintisiz şiddet ve gerilimle komedinin ayırt edilemez biçimde bir arada olduğu bir anlatıya gerçeküstü öğeler sırt veriyor. Moya da, madem ki gerçeğin üstüne çıktık, tepinelim burda, aşağıdaki her şeyin maskesi düşene kadar tepinelim diye düşünüyor zahir.
Sanki aşılamaz hiçbir duvar, önemli hiçbir kavram kalmamış gibi yazıyor. Dilini okuyanı bile rahatsız edecek kadar kışkırtıcı olsun diye tembihleyerek yazıyor. Ahlak, hassasiyet, sağduyu, herbiri küçük parçalara bölünüp gaddarca zehirli yılanların önüne atılıyor sanki. Ve bu hatırına çiğ tavuk yenecek bir absürtlükle taçlandırılıyor ki, benim edebiyatta en sevdiğim şeydir kendisi.
Bu kitaba kesintiye uğramayacak bir zaman diliminde başlamanızı öneririm. Çünkü nabzının hızlı atışı saniye bile durmayan bir kitap. Elinizden bırakamıyorsunuz.
Bununla birlikte, kitabı bitirdikten sonra hızı hiç düşmeyen bir gerilimin beni yorgun düşürdüğünü itiraf etmeliyim. Ve polisiye türüne elimi aslında niye uzatmadığımı bir kez daha bilince çıkardığımı..Ama işte Horacio Castellanos Moya’nın dünyada Emel diye birinin yaşadığından bile haberi yok. Niye benim keyfimi düşünsün ki?