Bugün sizlerle okuyup bitirdiğim 210 sayfalık, öykü kitabından söz edeceğiz. Aslında yazarımız buna farklı bir şekilde bakıyor; yani, kendi söylemiyle bu, roman ile hikâye arasında bir kitap. Kutlu'nun eserlerini genel olarak seviyorum. Şimdiye kadar iki hikâye kitabını okudum. Arada kafa dağıtmak, günlük koşturmaca ve meşgalenin içerisinde bazen ne okuyacağıma karar veremiyorum. İşte böyle anlarda Mustafa Kutlu'nun hikâyeleri imdadıma yetişiyor. Eserimiz mavi kuş adlı otobüsün, yolcularını tren istasyonuna götürürken yolda yaşadıklarını konu alıyor. Tren istasyonu demişken, Aytmatov' u anmadan geçemeyeceğim çünkü Gün Olur Asra Bedel adlı romanda da tren istasyonu çok fazla olaya, acıya, işkenceye, vuslata ve direnişe tanıklık ediyor. Kitapta yazar okur ile sık sık iletişim halinde olup, bizlerle samimi bir bağ kuruyor. Hikayenin akışına karışıp, okuyucuyla muhabbet etmeyi de unutmuyor sağ olsun. Bu durumun ilerleyen sayfalarda da karşımıza çıktığını söyleyebilirim. Kitabın ilerleyen sayfalarında, göze batan başka bir husus ise mekan tasviri, samimi ve bir o kadar da şirin bir taşra, kasaba çiziyor bize Mustafa Kutlu. Hikâyenin öne çıkan unsurları arasında, sade ve akıcı bir anlatımın da olduğunu görebilirsiniz. Şoför Kenan(nam-ı diğer Deli Kenan), Muavin Seyfi, Doktor Yahya,Beşir Ağa, Kuyumcu Nazım, Avcı Bilal, Kotto Bayram ve Öğretmen Murat sizlere bu yol boyunca eşlik edecek kitabımızda ki kahramanlardan birkaçı. Kenan'ın kucağında pinekleyen kedisini de unutmayalım. Zira Kenan onsuz yola koyulmaz. Kitabımızda ki karakterler güzel insanlar, inanın bana hepsini çok seveceksiniz. Mustafa Kutlu'nun usta kaleminden çıkan bu kitab bize ; önemli olan yolda olmaktır, varmak değil, diyor belki de. Kitabın sonuna doğru araya kurşun sesleri girdi. Yaklaşırken sona doğru,