·392 syf.··Beğendi
···Okunma: 29 Ekim 2022 23:24 Kitabın üç hikayeden oluştuğunu söyleyelim başta;
1- Séraphita
2- Jésus-Christ en Flandre
3- Louis Lambert
İsmini yayın evi "Buch der Mystik" koymuş, mistik kitap veya mistik hikayeler kitabi denebilir. İncelememe Louis Lambert ve Seraphita ile başlayacağım ve bu hikayeleri birlikte ele alacağım. Çünkü iki hikaye de Emanuel Swedenborg'un öte alem ile ilgili düşüncelerini ele alıyor. Louis Lambert Swedenborg'un fikirlerini ile dolu 15 yaşında bir delikanlı olarak çıkıyor karşımıza. Anlatıcı (Balzac) onunla okul döneminde 2 sene arkadaşlık ettiğini ve öğretmenlerden sürekli ceza aldıkları için, sürekli beraber olup kitap okuyup, sohbet ettiklerini söylüyor. Bu sohbet esnasında ve daha sonraları Balzac Louis Lambert'in akibeti ne oldu sorusunun peşine düştüğünde hep Swedenborg'un fikirleri ile muhtap oluyoruz. Balzac hikayeye Swedenborg'un fikirlerini iskelet olarak kullanmış ya da hikayeyi onun fikirlerini üzerimize boca etmek için kullanmış. Hikaye otobiyoğrafi tarzinda yazılmış, bu da Balzac'ın bunlari hakikaten yaşamış olduğu fikrine götürmüş ama ben emin değilim. Anlatım sanatı içerisinde de değerlendirilebilir.
Serpahita hikayesi Louis Lambert'ten sonra okunmalı bence, oysa ben malesef ilk hikaye o olduğu için başta okudum. Swedenborg'un fikileri Louis Lambert'te genel olarak anlatılıyorsa, Seraphita da önün öğretisinin özel bir konusuna parmak basılıyor. Bu konunun neliğine geçmeden önce Seraphita'nın ne anlama geldiğini açmamız gerekiyor biraz. İbranice kaynaklı seraf (tekil) ve serafim (çoğul) kelime anlamı itibari ile yanan/lar demek ve özel anlamda Tanrıya yakın melekler kastediliyor. Tanrıya yakınlıklarından dolayı yananlar ya da ona olan sevgilerinden dolayı yananlar anlamına geliyor.
Kasıt Tanrının tahtını taşıyan Hamele-i arş melaikesi veya Yüce Meclis anlamına gelen Mele-i Ala melekleri olabilir. Kitapta geçen Seraphita (dişil) ve Seraphitus (eril) bu seraf ve serafime atıf diyebiliriz. Hikayede Swedenborg'un hem yakın bir akrabası hem de yakın takipcilerinden birisinin Norveçte bir köyün üst kısmına nasıl gelip yerleştiği ve yerli halk tarafindan sayılıp sevildiğinden bahsedilir. Seraphita veya Seraphitus onun çocuğu. Neden iki isim ve oğlu veya kızı değil de çocuğu diyorum? Çünkü bu çocuk kız gibi narin ve kırılgan bir yapıya sahip, herkese göre Seraphita olarak bir kız gibi görünmesine rağmen köydeki yakın arkadaşı kıza (kız ona aşık) bir erkek gibi görünüyor. Başka bir aşığı daha var ama o da bir erkek ve onu kız görüyor. Seraphita/us ise onların cinsiyetçi hitaplarına olumsuz cevap vermiyor.
Seraphita (diye devam edelim) Swedenborg'un fikirlerine babası gibi sadık. Uzlet ve dünyadan uzak bir yaşam sürüyor, şatoda yaşlı bir hizmetkar ile kaliyor ve çok az çıkıyor dışarıya.
Swedenborg insanın içindeki tanrısal özün beslenmesi gerektiği, vücuttan güçlü olması gerektiği, ölüm anında yoksa onunla birlikte yok olup tekrar reenkarne olmaya mahkum olduğunu savunuyor. Fakat ölüm anında ruh tam olmuşsa, onu kapsayan kafes olan bedenin yok olmasıyla özgürlüğüne kavuşuyor, göğe çıkıyor ve melek oluyor. Swedenborg'a göre melekler yeryüzünde yasamis6ve reenkarne olma zincirini kırmış yüksek ruhlardan başkası değil. Hikaye Swedenborg'un bu fikrinie bir örnek verme üzerine tasarlanmış.
Üçüncü hikaye yine mistik bir olayı anlatıyor haliyle. Belçika'da bir köyün karşısında bulunan bir ada var. O ada ile köy arasında ufak bir gemi yolcu taşıyor. Bir akşam yine yolcular binerken yabancı birisi de biniyor son anda. Gemi köye yaklaşırken alabora olma tehlikesi geçiriyor. Geminin bir yarısında soylu kişiler, bir banker ve bir rahip var, diğer yanında ise kucağında çocuk olan bir anne, çiftçi ve yoksul ve fakir kişiler. Gizemli yabancı fakirlerin yanında oturuyor. Gemi batma tehlikesi geçirirken korkmayın, inanın diyor ve suyun üzerinde yürümeye başlıyor. Gemidekilerden kimler onu takip edecek, kimler batmaya mahkum olacak?
İnsanlık Komedyası'nda inanç ve inançlı insana dair hikayeler elbette olacak. Birçok olumlu ve olumsuz rahip ve dindar insan tiplemesi sunuyor bize Balzac. Bu iki hikayeyle bize Balzac önem verdiği anlaşılan Swedenborg'un fikirlerini tanıtıyor. Benim kesinlikle ilgimi çekti o isim ve üstüne düşüp araştıracağım. Swedenborg salt bir dini lider değil, onu ilginç kılan, birçok alanda çalışmış ve yenilik getirmeye muvafak olmuş başarılı bir bilim adamı. Sonraları astral yolculuklar yaptığını, ruhun uykuda bedeni nasıl terk ediyorsa, uyanık halde de yapabileceğini, bu yaptığı astral yolculuklarda meleklerle konuştuğunu, manevi dünyayı gördüğünü ve Cennet ve Cehennemi gezdiğini iddia ediyor.
Dünün muhteşem bilim adamının bugünün mistik tecrübeler yaşayan bir guru olması, bugüne kadar ilk kez karşılaştığım bir durum ve Swedenborg'u muhteşem ilginç kılıyor benim gözümde.
Biraz uzattım ama daha kısa anlatamazdım bu üç hikayeyi. Seraphita ve Louis Lambert'in Türkçe tercümesi var ve ayrı ayrı satılıyorlar.
Çok az okunan ve çok az anlaşılan özel iki hikaye. Ama belki size de hitap eder.
İyi okumalar...