Tolkien de dahil, en az, tanıtımında bahsedilenlerin sayısı kadar yazar etkilemiş hatta büyük olasılıkla etkilenmiş yazarlardan büyük bir ordu kurmuş, birçok fantastik akımın öncüsü bir kitapla karşı karşıyayız. Strugatsky'lerin ve Tarkovsky'nin bir nevi bilimkurguda "İsa Golgotha'ya haçını taşıyor"'u olan "STALKER" tarzı hikayelerinin şeklen öncüsü de diyebiliriz. Ruslar tarza tam yakışacak ismi 50 yıl sonra koymuş. Amerika'dansa etkilenenlerden bir örnek Conan'ın yaratıcısı Robert E. Howard'ın fantastik "ALMURIC" gezegeninde geçen, gezegenle aynı isimdeki 1939 kökenli romanıdır. Neyse konumuza dönersek; kitabı okurken başlarda, kendi dönemi 1910'ların spiritüalizm akımını UFO'lara bağlıyor Lindsay derken, kitap ilerledikçe, adeta 1960'ların saykodelik akımının tasvirleriyle, ziyaret ettiği uzaktaki bir gezegeni kişileriyle, yaratıklarıyla betimlemeye başladığını görüyoruz. Öyle ki "Tormance" isimli o gezegende, bir sahne diğer bir sahneyi yıkıp geçerken, bir karakter bir önceki karakteri unutturacak derecede baskınlaşıyor, kitabın ortalara doğru, turuncu güneş Arcturus'un arkasından doğan ikizi mavi güneş Arcturus ile çok farklı hislerin, acıların, oluşumların, dönüşümlerin furyası içerisinde yüzüyorsunuz. Kitap daha da ilerledikçe Tolkien'in, uçan teknesiyle Silmaril mücevherini taşıyan Eärendil kahramanını yaratırken direk bu kitaptan esinlendiğine şahit oluyorsunuz. Ki Eärendil ismi, JWST teleskopuyla bu yıl yeni keşfedilen en kadim yıldıza verilip astronomide de kendisine yaraşır bir seçkinliğe kavuştu. Fakat isim en azından tabiyki Prof. Tolkien'e ait. Birebir esinlenmelerden başka en nihayetinde, kitabın ana temasının da Tolkien'in Orta Dünyasında geçen öykülerin ana eksenini esinlendirdiğini hissediyorsunuz: Aydınlığın karanlığı yenmesi için çok acı ve