Gönderi

Aşk Romanı???
Puan vermedi·163 syf.··
Beğendi
·
2021 1. kitabı
·
İnsanların okuduklarını anlamadıklarını söylerler. Ben inanmazdım ama buna aşk romanı olduğunu söyleyen arkadaşlar sayesinde inanasım geldi. Siz aşktan ne anlarsınız!? 1940'larda yayımlanmış bir roman olduğunu düşünürsek, Sabahattin Ali'nin tam bir Cumhuriyet çocuğu olduğunu söyleyebiliriz. Bir toplum düşünün Ataerkil bir yapıya sahip yani gerçek anlamda kadınlara çok farklı bir bakış var. Sonra birden okuduğunuz okullarda kadın-erkek eşittir deniliyor ama siz evinizde ve mahallenizde erkek olarak kadından daha üstün olduğunuza inandırılarak yetişmişsiniz. (Not: Burada bu durumu kötülemek için yazmıyorum. Sadece toplumun büyük çoğunluğu buna hazır değildi. Erkek erkekliğini birden yitirdi, kadın birden nerede nasıl kullanacağını bilemediği bir kraliyet kazandı.) Şimdi öğretmen mi yalancı toplum mu? Zaman ilerliyor ve fark ediyorsunuz ki pozitif ayrımcılık zırvalığıyla aslında kadından daha aşağılık bir yaratıksınız. Öyle ki; başınıza bir eza geldiğinde kadınsanız mağdur olup destekleniyor erkekseniz yuhalanıp toplumdan dışlanıyorsunuz. İş beğenmeyen kadınlar sırf istihdamda kadın olsun diyerek sizden ön planda duruyor, siz ise iş bulamıyor, toplumda yokluktan bile daha aşağılık konumlara itiliyorsunuz. Arthur Schopenhauer 1800'lü yıllarda "erkek, erkek olarak doğmaz. erkek olarak inşa edilir." diyor, kimse umursamıyor. 1900'lü yıllarda Simone de Beauvoir aynı lafı "kadın, kadın olarak doğmaz. kadın olarak inşa edilir." şeklinde yorumluyor ve toplumsal cinsiyet diyerek iş kolları açılıp kadınlar ön plana alınıyor. Daha sonra da modern toplum adına sürekli olarak erkeklerin erkekliğinden çalınmaya başlanıyor. Hatta, günümüz için söylüyorum, "kadının beyanı esastır" denilerek söylenilen yalanlar iftiralar gerçek kabul ediliyor ve bu kadınlarca korkunç derecede istismar ediliyor (bkz. youtube.com/watch?v=ICWRuTB...). Ya da düğün, gelenek görenek adına insanlar dolandırılıyorlar, sonra istenmeyen durumlar yaşandığında cinsiyetçi söylemlerle durum başka taraflara çekiliyor. Burada da erkekliğin yapısı DNA'sı değişmek zorunda kalıyor. Ya bir hayat acemisiysen? Bunu yaparken sahip olduğunuz bir mentor, bir baba figürü yoksa? İşte o zaman "Kürk Mantolu Madonna" oluyor... Kimdir kürk mantolu madonna? Hikaye işsiz kalmış bir adamın gözünden anlatılıyor. İşsiz kaldıktan ve toplum tarafından dışlandıktan sonra bir de kendisi toplumdan kaçıyor anlatıcımız. Zira Raif Efendiyi ancak o zaman tanıyor. Daha öncesinde Raif Efendinin toplumda yerinin olmadığını ancak oksijen israfı yapan bir parazit organizma olduğunu savunuyor. Daha sonra tanıyoruz Raif Efendi'yi. Raif Efendi babası tarafından ilgilenilmemiş okuması için gurbete yollanmış, deyim yerindeyse yemi suyu verilmiş ama hiç ilgilenilmemiş bir çocuk. Sevmeyi bile bilmeyen, nasıl sevileceğini, sevdiğinde nasıl ifade edeceğini anlayamayan bir genç haline geldiğinde gördüğü rüyalara benzer bir resim görüyor ama ne yapacağını da bilemiyor. Resmin ressamının ilgisi ona tanımadığı dünyaları açıyor. Ressam kadın ona erkek olmayı öğretmeye çalışsa da olmuyor. Bir kere erkek olmayı beceremeyen Raif Efendi'ye bu durum çok güzel bir eşten, çok güzel bir çocuktan ve babasından kalan mirastan olmasına yol açıyor. En kötüsü de bunların sonuna kadar farkına varmadan, içine acısı sinmeden ölemiyor. Kitabın yazım dili güzel olmamakla birlikte, 80 küsur yıl önce yazılan bir eserin günümüzde popüler bir konu olan toplumsal cinsiyete büyük atıfta bulunması Sabahattin Ali'nin füturizmin kitabını yazdığını kanıtlıyor.
Edebiyat
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376bin okunma
·
61 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.