·224 syf.····Okunma: 12 Ekim 2022 13:24 Yazarın Ankara, Erzurum, Konya, Bursa ve İstanbul’u anlattığı bu kitapta belirgin bir olay örgüsü olmaması, okuma sürecimi bir hayli zorlaştırdı. Zaman zaman kendimi şu duygunun içinde buldum: Uzun bir süre okuduktan sonra “Herhalde 50 sayfa okumuşumdur” diye düşünüp sayfa sayısını kontrol edince, sadece 12-13 sayfa ilerlemiş olduğumu görmek moral bozucu oldu…
Kitabın diline gelecek olursak; kelimeler aslında yabancı değil, çok ağır bir sözlükle yazılmamış. Ancak cümlelerin yapısı, anlatım biçimi ve genel atmosferi oldukça ağır. Sizi adeta duraksatıyor, sindirerek okumaya zorluyor. Bunu şöyle anlatabilirim: Gün görmüş, pir-i fani bir ihtiyarın tok sesiyle size ağır ağır bir mevzuyu anlattığını düşünün. Lafını kesemezsiniz, araya giremezsiniz; sadece söz bitene kadar onu dinlemek zorunda kalırsınız. İşte bu kitap da tam olarak böyle bir his bırakıyor. Ne kadar hızlı okuma beceriniz olursa olsun, bu kitap sizi yavaşlatıyor. Sanki yazar, okuma hızınızı büyülemiş gibi…
Özetle söylemek gerekirse: Kitap, her şehrin kısa tarihini, önemli şahsiyetlerini ve olaylarını kendine has bir üslupla ele alıyor. Ancak bu anlatım tarzı, her okuyucunun sabrına hitap etmeyebilir.