Mistik bir dünya görüşünü benimsetmeye çalışan bir kitapla karşı karşıyayız. Bu amaçta Ferit adında bir genç kullanılıyor. Birtakım gizemli olayların ardından Ferit’in mistik bir düşünceyi kucaklaması gözler önüne serilmiş.
Ferit babasının yolunda ilerleyen şüpheci, dinsiz hatta nihilist bir genç. Annesi yok. Bir kız kardeşi var. Ferit’in tahsili kitabın vermek istediği mesaja uygun seçilmiş. Tıp okuyan Ferit bölümü yarıda bırakıp Felsefe okumaya başlamış. Çokça ruhsal bunalımları mevcut. Hatta delilik korkusu var. Bir de kız arkadaşı var. Adı Selma. İlk başlarda Selma’nın vücudunu bir metaa olarak görüyor. Hatta bunu bir ileri boyuta taşıyıp apartman köşesinde Selma’yı öpmeye kalktığı için Selma ile tartışırlar. Selma bir ruhu olduğunu anlatmaya çalışsa da Ferit maddeci düşünce yapısı ile bunu anlamaz ve “ sen böyle giyinirsen senin ruhunu değil vücudunu arzularım.” diyerek kızın kalbini fena halde kırar. İlerleyen zamanlarda göreceğiz bu olay tam tersine dönecektir. Ferit ruh isteyen, Selma ise arzulayan bir hale dönüşecektir.
Roman iki bölümden oluşuyor. İlk bölüm karanlık, buhranlı , dehlizleri derin. Bir pansiyonda konakladığı 6 günlük sürede art arda yaşadığı parapsikolojik olaylar anlatılır bu bölümde.Bu olayları aklı ve mantığı ile yorumlamaya çalışır; bilimin ışığından ayrılmadan,
ilahi bir güce kendini teslim etmeden yorumlamalar yapar. Fakat bir türlü işin içinden çıkamaz ve bocalar. Zaten kendisi normal değil. Eski hastalıklı kriz halleri de nükseder ve Ferit çılgına dönmek üzeredir.
Kitabın ikinci bölümü aydınlık… Teyzesinin ölümü ardından yüklü bir mirasa kavuşan Ferit adaya taşınır. Ve bu hal onda delirmenin huzura dönüşmesini sağlar. Matmazel Noraliya’nın koltuğu onda ilahi bir dünyanın kapılarını aralar.
İşin aslı ikinci bölümde Ferit’in iç dünyasını tam anlamıyla yakalayamıyoruz. Aziz Bey devreye giriyor ve yazarın vermek istediği mesajı iletmekle görevlendiriliyor. Bence ikinci bölümde Ferit biraz geri plana itilmiş. Bu durum da inandırıcılığı sarsmış. Dinsiz, nihilist Ferit’in bi anda dine yönelmesi noktasında keşke onun iç dünyasını daha çok görebilseydik. Geçişi daha yavaş ve sindire sindire Ferit’in ağzından dinleseydik daha güzel olurdu sanki.