"Gecenin Sonuna Yolculuk" Kitap Yorumu
8/10
·574 syf.··
2022 23. kitabı
Çalkantılı bir dönemde çalkantılı bir ruh haline sahip olan karakter Bardamu ve onun dünyası… Bu dünyayla tanışmak benim için zorlayıcı olduğu kadar güzel bir deneyim de oldu. Kitabın her bir bölümüne yepyeni bir felsefik bakış açısı diyebiliriz çünkü kitap boyunca anlatıcı okura belirli konular hakkında fikirlerini ve dönemin özelliklerine karşı gözlemlerini aktarıyor. Hatta fikrimce kitabın asıl kaleme alınma nedeni olayların anlatımından çok anlatıcının düşüncelerini anlayabilip onunla empati kurabilmemizdir. Her düşünceye katılmak zorunda değilsiniz, bu nedenle bu yorumumda gerekli yerlerde “yazar” yerine “anlatıcı” demeyi tercih edeceğim, sonuçta kitap karakter bakış açısıyla anlatılıyor ve muhtemel ihtimalle yazarın fikirlerini okuyor olsak da bir kısmının yalnızca karaktere ait olduğu belli oluyor. Kitapta ilgimi çeken bir noktadan bahsetmek istiyorum. Kitaba ait “Felsefe yapmak denen şey, korkmanın başka bir çeşidinden ibarettir ve insanı olsa olsa alçakça düzmecelere sürükler.” alıntısında anlatıcı felsefeye bakış açısının ne kadar kötü olduğundan bahsetmesine rağmen sürekli bir sorgulama içerisinde, yani bir nevi felsefe yapıyor. Oysaki Bardamu, bu alıntıda olduğu gibi kendini “bir korkak” olarak tanımlıyor, bu nedenle savaştan bile kaçıyor ama kitapta yalnızca korkakların hayatta kalacağını da belirtiyor. Eser boyu bu ve bunun gibi kontrast oluşturan sorgulamalar mevcut, bu noktada yazarın kitabı yazarken biraz da bu fikirlere son noktayı okuyucuya koydurmak istediğini düşünüyorum. Kitap boyunca uzam çok sık değişiyor ve buna bağlı olarak kişiler de değişime uğruyor, bu durumda sürekli olarak karakterlerin de değişime uğramasına ve okuyucunun yeni birileriyle tanışmasına sebep oluyor öyle ki kitaptaki tek karaktere Bardamu ve diğerlerine birer “tipleme” dersek yanılmış olmayız. Kısacası kitap yalnızca Bardamu’ya odaklanıyor. Yazar anlatıcımız Bardamu’yu Fransadaki bir akıl hastanesine, Afrika’ya, Fransa’ya götürüyor ve bu süreçte okura yaşam, ölüm, hastalık, sağlık, mental sağlık, düşünmek, sorgulamak, varoluş, acı, savaş, barış, vatan sevgisi gibi derin konularda güzel alıntılar ve akılda kalıcı olaylar sunuyor. Uzun süredir en çok altını çizdiğim ve bu alıntıları en çok beğendiğim kitap olduğunu düşünüyorum bu kitabın. Kitapta aynı zamanda çok zekice kurgulanmış olaylar da mevcut, tesadüfler, ölümler insanı çabucak etkileyebilecek cinsten. Çok karanlık bir havası olduğundan ve ciddi bir dikkat ile okuma disiplini gerektirdiğinden her okurun çok severek okuyacağını düşünmüyorum ama ben de uzun sürede bitirdiğim bu kitabı bitirdiğimde tatmin olmuş durumdaydım ve kitabın sayfalarını açıp altını çizdiğim yerleri teker teker okuyup bu zevki tekrar yaşamaktan kendimi alamadım. Kitaptaki özel isimlerin çoğu kitabın orijinal dilindeki bazı kelimeleri çağrıştırıyor ve çevirmenin notlarını da okuyarak ilerlerse eğer bu özel isimler okura, anlatıcının o tipleme hakkındaki düşüncelerini daha iyi anlayabilmek açısından güzel bir fırsat oluşturuyor; anlatıcının haz etmediği karakterlerin adı “kötü” sıfatlardan oluşurken sevdikleri “iyi” sıfatlardan oluşuyor. Bu da zaten anlatıcıyla empati kurdurmayı hedefleyen bir eserde şık bir detay oluşturuyor. Bu noktada çevirinin zekice yapıldığını düşündüğümü belirtmemde fayda var. Kitap, betimlemeleri ve duygusal durumlara odaklanıyor olması açısından bana rus edebiyatını da anımsattı ama bu yalnızca bana böyle gelmiş olabilir, böyle düşünmemin ana sebebinin ciddi olaylara ulaşabilmek için bütün detayları okumuş olmamız gerektiği ve böylece detaylar arasında yitip gitmiş gibi hissetsek de olayların eninde sonunda detaylara bağlandığı olduğunu düşünüyorum. Asla eserin “Modern Klasik” özelliklerini taşımadığını da iddia edemem, okuduğum güzel modern klasiklerden olduğunu düşünüyorum. Kitabın sonlarına doğru anlatımın düşüncelerden çok olaylara kaydığını fark ettim, bu bazı okurlar için bir “artı” olabilir çünkü kitap sonlarının hep daha etkileyici olması beklenir ve olay sıklığının giderek artmasıyla hikayeyi asıl etkileyecek karakterlerle sonlara doğru tanışmamız hikayenin akılda kalıcılığını artırabilir. Ben yine de bu kitaptaki öne çıkarılmak istenen şeyin açık ara düşünce ve tartışmalı diyaloglar olduğunu düşünüyorum, bunlar aktarılırken de edebi kaygıdan çok anlama önem verildiğinden bazı okurlar tarafından bu kitap “yeraltı edebiyatı”ndan bir örnek olarak görülüyor sanırsam. Kısacası “Gecenin Sonuna Yolculuk” okura çerezlik, kolay bir okuma deneyimi sunmuyor ama okuduktan sonra oturup düşünmenizi sağlayabiliyor. Uzun soluklu bir okuma deneyimine hazırsanız ve karanlık havasıyla dikkat çeken, ana karakteriyle bağ kurabileceğiniz kadar nefret de edebileceğiniz, bol bol betimleme okuyabileceğiniz bir kitap okumak istiyorsanız bu kitabı size önerebilirim. Görüşümce kitabı yalnız başına okumak yerine yanında başka bir eser daha okurken sıkıldıkça bu esere dönerek okursanız daha zevkli bir okuma deneyimi yakalayabilirsiniz. Şimdilik herkese bol kitaplı günler diliyorum!
Edebiyat
Gecenin Sonuna YolculukLouis Ferdinand Celine · Yapı Kredi Yayınları · 20265,1bin okunma
·
5,1bin Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.