Yalnızlık, duygular, ölüm, yaşam, sevgi, arkadaşlık, şarkılar, mektuplar, umut, sağlık, pişmanlık, hüzün, mutluluk… Hepsi bir kitapta toplanmış olabilir mi?
Kitap, hayata ne yazık ki tutunamayan Selim’in intiharı ile başlıyor. Selim’in arkadaşı Turgut bu ölümden doğal olarak çok etkileniyor ve zaman zaman düşündüğü tek şeyin Selim olduğu bile oluyor. Bu süreçte kitabı okurken hem Turgut’un duygularını tüm çıplaklığıyla okuyoruz hem de Selim’in kaleme aldığı günlükleri, şarkıları okuyoruz. Genel anlamda epey yıkıcı, sizi düşünmeye iten; belki de size içinden çıkamayacağınız duygular hissettirecek bir kitap “Tutunamayanlar”. Kitap kasvetli havası, umutsuz atmosferine rağmen intihar güzellemesi gördüğümüz bir eser değil, daha çok hayatın zorluklarına rağmen yaşamanın ne kadar değerli olduğuna dair bir kitap diyebilirim. Elbette her okurun fikri farklı olabilir ama arkadaşının ölümünden sonra Turgut’un bu kadar etkilenmesi bile insana intiharın aslında ne kadar yıkıcı bir süreç olduğunu anlatabilen cinsten.
Kitapta Selim de Turgut da çok düşünen, özel bir zekaya sahip insanlar olarak gösteriliyor ve başka yazarların eserlerinden alıntılar da yapılıyor. Yirmi bölümden oluşan kitapta birçok edebi teknik aynı anda kullanılmış, bu durum her ne kadar deneyimli olsa da okuyucuyu zorlayabilir. Örneğin bir bölümde Selim’in yazdığı şarkılar ve bu şarkıların analizi yapılıyor ki analiz yapma işini anlatıcının okura bırakmamış olması Selim’in yanlış anlaşılmasını engellemek amacıyla yapılmış bir seçim olabilir. Bir başka ilgimi çeken bölümde noktalama işareti ve yazım kurallarına asla önem verilmiyor, cümleler tamamlanmıyor, noktalama işaretlerinin eksikliği ve Turgut’un düşüncelerinin bilinç akışı tekniğiyle aktarılması tekrardan okuru biraz zorluyor. Okuru zorlamasına