Daha önce hiç on iki yaşında bir çocuğun ağzından anlatılan bir yetişkin kitabı okumuş muydunuz? Büyürken neler hissettiğinizi, neleri sorguladığınızı, başınıza nelerin geldiğini ve bu olaylar bağlamında nasıl tepki verdiğinizi hatırlıyor musunuz? Ya büyük bir kayıpla yıkıldığınızı veya umudunuzu kaybettiğinizi? Belki de “Akşamlar Rahatsız Edicidir” size daha önce düşündüğünüzü bile hatırlamadığınız düşünceleri hatırlatacak, belki de büyürken yaşadığınız karmaşayı fark etmenize olanak sağlayacak.
Kitabımız karakter bakış açısıyla yazılmış ve bu bakış açısı da henüz on iki yaşında olan Jas’e ait. Jas’in ve ailesinin hikayesi ailedeki büyük çocuk olan Matthies’in ölümü ile anlatılmaya başlıyor ve özellikle de bu ölümden sonra Jas ve kardeşlerinde oluşan sıkıntılardan bahsediliyor. Kitap küçük bir çocuğun ağzından anlatılmasına rağmen ismi gibi oldukça rahatsız edici bir havaya sahip. Jas ve kardeşlerinde süreç içerisinde oluşan kişilik bozuklukları olsun, Jas’in tanrıya, ölüme, hayvanlara ve kendi benliğine bakışı olsun okuru düşünmeye itiyor diyebiliriz. Aynı zamanda Jas’in kardeşlerinin çevreden bağımsız olarak büyürken yaşadıklarını da okumuş oluyoruz. Kısacası büyük kardeşinin ölümünden sonra Jas, hayatı ve tanrıyı sorgulamaya yöneldiğinden ve ebeveynleri ona ve kardeşlerine gerekli ilgiyi gösteremediğinden garip bir batağa düşüyor; en az zararı alarak bu bataktan çıkmaya çalışıyor.
Kitabı yazarken yazar okuru rahatsız edebilecek ama karakterleri daha iyi anlamamızı sağlayacak detaylar vermekten çekinmemiş. Örneğin Jas, içinden bir parça gitsin istemediğinden dışkısını içinde tutma eğilimindeydi; aynı şekilde ebeveynler insanları ve kelimeleri dindeki yerlerine veya dine verdikleri değere göre ayırıyorlardı ki bu da çocukları daha derin bir sorgulamaya