Yaşar Kemal...
Bu yılın bana kazandırdığı en büyük değer. Defalarca kez "iyi ki tanıştık" dedim, demeye devam edeceğim. Tanışmak sadece iki kişinin karşılıklı birbirlerini tanıması değil ki. Onu okumak, anlamak da bir tanışma şekli değil midir? Hayatımın devamında da iki sıkı dost olacağız, inanıyorum.
Gelelim kitabımız Üç Anadolu Efsanesine...
Köroğlu, Karacaoğlan ve Alageyik destanları ile okuyanını farklı yolculuklara çıkarıyor. Kitapta; hayata ve insanlara dair, ders çıkarmalık o kadar güzel cümleler var ki, şu ana kadar en çok alıntı paylaştığım eser oldu sanırım. Zaten Yaşar Kemal de hayatın ta kendisi.
Köroğlu ismini bir çoğumuz duymuş ya da biliyoruzdur. Küçükken Cüneyt Arkın'ın oynadığı o meşhur "Köroğlu" filmini de unutmak olmaz. Filmi bilenler için, kitabın; içinde daha farklı şeyler barındırdığını söylemek gerekir. Her ikisinin de çok ayrı lezzetleri var. Herkese Kırat gibi dostlar, yoldaşlar lazım. Köroğlu'nun merhametinden ders çıkarmak lazım. Efsanenin sonu ise beklediğim (veya filmden bildiğim) gibi olmadı. Bolu Beyinden intikam alabildi mi Köroğlu? Burası biraz havada kaldı açıkçası. Kitaptan bağımsız olarak; Köroğlu gibi bir yiğide aman vermeyen, atı, Kıratı yerle bir eden Kiziroğlu Mustafa Bey'i hatırladım. Değerli ozanımız Murat Çobanoğlu'nun, halk müziğimize kazandırdığı "Kiziroğlu Mustafa Bey" türküsünü de dinlemenizi tavsiye ederim.
Karacaoğlan efsanesinde de en çok türküleri sevdim. Bazı türküleri araştırdım ama güzel yorumlar bulamadım. Elimizde böylesi kaynaklar varken Halk Müziğine kazandırmamış olmamız da milletçe bir eksikliğimiz. Yaşanan olaylar ise, Yaşar Kemal'in Ağrıdağı Efsanesi kitabındaki olaylar ile benzerdi. Benzer kaderler, benzer acılar, benzer son. İnat ve gururun engel olduğu bütün o güzelliklerin acısını derinlerde bir yerlerde hissettim. Ben, insanın başında bir felaket varsa, birinden bir zarar görüyorsa bunu saklamanın (koşullar ne olursa olsun) anlamsız olduğunu düşünürüm her zaman. Keşke Elif de kendisine musallat olanı saklamak yerine, Karaca'ya bildirseydi. Keşke...
Ve Alageyik...
Bir tutkuya sahip olmak iyidir ama asıl iyi olan da her şeyi dozunda tutabilmektir. Tutkularının esiri olmuş insan, mantıktan ve vicdandan uzaklaşmış demektir. Halil de Ali de böyleydi aslında. Biri mantıktan uzak, biri vicdandan. Ee bizde bir atasözü vardır: "Su testisi su yolunda kırılır." Boşa dememişler.
Okunmaya değer, muhteşem bir eser. Yaşar Kemal iyi ki yazmış, iyi ki okumuşum.
Yoksa siz hâlâ Yaşar Kemal okumadınız mı? Ne bekliyorsunuz o halde?