Gönderi

Yılbaşı Hediyesi
Merhaba, Her sene yapmış olduğum gibi, bu sene de 3 kişiye kitap hediye etmek istiyorum. Bu sene bir değişiklik yapıp fiziki kitap yerine, online hediye çeki göndereceğim. Böylelikle dilediğiniz kitabı almanıza katkıda bulunmuş olabilmenin mutluluğunu da yaşayabileceğim. Katılım fazla olursa kişi sayısını yükseltebilirim. Dileğim öğrenci arkadaşların katılması. Katılım için bu gönderinin altına bir kitap alıntısı eklemeniz yeterli. Daha çok kişiye ulaşabilmemiz adına iletiyi paylaşabilirsiniz. Herkese bol şans.
1000Kitap
··2 alıntı·
31bin Gösterim
291 Yorum
Adil oyun diye bir şey yoktu. Bir kere yere düştün mü sonun geldi demekti. Jack London öğenciyim
Gorki'nin Ana kitabında dediği gibi "İnsanlar güzel şeyler bekleyerek yaşar. Bekleyecekleri güzel bir şey yoksa bu berbat bir yaşam olur." Bu da güzel bir şey değerli Yasemin. Ben talip değilim fakat listemdeki öğrenci arkadaşlar sevdikleri alıntıları ayrı bir yorum olarak bu ileti altına yazarsa belki de şanslı olan onlar olur. İleti için takip etme/takla atma tarzı şeyler de güdülmüyor hem. Hadi yorumlara 🤓
#187826873 Öğrenciyim 🙏🏻🌼
Bu yorum görüntülenemiyor
#188228626 "Yarin cefası, cümle safâdır, cefa değil Yâri 'cefa kılar' diyen, ehl-i vefa değildir."
Reklam
İnsanlarla oynamamalı. Bir yerleri var, bir ince yerleri, işte oraya değmemeli. İnce memed
“Bir kez sözcüklere döküldüğünde klişe görünüyor, ama o zamanlar bunu sözcükler değil, içimden bir düğüm olarak hissediyordum. Ölüm, kağıt ağırlığının içinde de vardı, bilardo masasının üstünde sıralanmış kırmızı-beyaz dört topun içinde de. Ve hayatımız boyunca onu ince bir toz gibi ciğerlerimize çekip duruyorduk. O zamana kadar ölümü hep bağımsız, yaşamdan tümüyle ayrı olarak kabul etmiştim. Ölüm, elbette günü gelince bulacak bizi, diye düşünüyordum, ama o güne kadar bizi rahat bırakır. Bu, bana basit ve mantıklı bir gerçek gibi görünürdü. Yaşam, bu yandaydı; ölüm ise öte yanda. Oysa Kizuki’nin öldüğü geceden itibaren artık ölümü (ve yaşamı) böylesine basit bir biçimde düşünemez oldum. Ölüm, yaşamın karşıtı değildi artık. Ölüm, daha hayatımın başlangıcından itibaren yaşamın bir parçasıydı, istesem de istemesem de bunu hiçbir çaba unutturamazdı. O, mayıs gecesinde on yedi yaşındaki Kizuki’yi aldığında ölüm beni de ele geçirmişti. On sekiz yaşımın ilkbaharını, göğsümdeki o düğümlenmeyle ve bunu ciddiye almamaya çabalamakla geçirdim. Belli belirsiz de olsa, bir şeyleri ciddiye almanın, insanı ille de gerçeğe götürmediğini hissediyordum. Ama sorunu, ne kadar evirip çevirsem de, doğrusu şuydu: ‘’Ölüm, bir hakikatti. Bu boğucu çelişkiye kendimi kaptırınca, sonsuz bir kısırdöngüye gömüldüm. Şimdi geriye dönüp bakınca, o günlerin çok garip olduğunu görüyorum. Tam yaşamın ortasında her şey ölümün çevresinde dönüyordu.’’ Haruki Murakami - İmkânsızın Şarkısı, sy 38
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.