·216 syf.····Okunma: 09 Haziran 2017 05:08 İKİNCİ BASKIYA ÖNSÖZ
Benim kalemim gururla karışık bir kıvançla bu sayfalar üzerinde geziyor. Çünkü bu hikayede çizdiği kahraman, dans pistinde, izleyicilerini şehvetle coşturmaya çalışan bir dansöz değildir. Bir meyhanenin kokuşmuş havasında ya da bir mangalın yanı başında kaim duman kümelerini tavana doğru üfleyen bir şâir değildir. Pierre Louis'nin kurguladığı oyuncak bebeklerden değildir.
Paris'in kötü şöhretli semtlerinin bodrum katlarında, arka sokaklarda bulunan kabarelerin sadık dostlarından değildir. Hollywood'dan ilham alan kokuşmuş aşkların hikayesi, her birinin altında şehvet foseptiğinin bağlı olduğu mideleri dünyanın her yanından kendisine davet eden Capri Adası'nın şuh ve cilveli güzellerinin macerası değildir.
Her sabah süt banyosunda dinlenen yumuşak tenli, mermer bedenli, kokulu Kremlerin yüzüne yağlı bir ışıltı kattığı, göğüslerinin ve kalçalarının arzulu titreyişi yüzlerce yazara ekmek ve şöhret kazandırmış şuh ve cilveli bir yıldız değildir.
Bu hikayenin kahramanı çölün cesur çocuğudur; elinin darlığı ve sıkıntısına rağmen her zaman ar sahibi olmuş, gökyüzünün bile üzerine merhamet gözyaşı döktüğü mağrur bir çöl çocuğu... Denizlerin kıyısına oturmuş, yüzyıllardır güneşin ateşi altında susuz kalmış, ama gururu yüzünden su içmek için denize baş eğmemiş bir çöl çocuğu...
Güneş yanığı, buğday renkli çehresine çölün sertliği işlemiştir. Kırışık derisi Arabistan güneşinin altında kavrulup kararmış bir deri parçası gibidir. Çölün sıkıntılarının ve zorluklarının biraz büktüğü ince uzun bir boyu vardır. Zayıf ve kemikli göğsünden yiğitlik ve kararlılık akmaktadır. Çölün yakıcı ateşinin kendisi için iki bakış var ettiği aslana benzeyen iki cesur göze sahiptir.
Bu hikaye, bir kabilenin içinden kopup ıssız bir çölde dinen fırtınanın serüvenidir... Gıfârlı bir adamın macerasıdır...
Ali Şeriati