Çocukluğumda okuduğum birkaç kitap ve lisede okuduğum Alacakaranlık serisi dışında, kitap okumamış biriydim. Üniversiteye 2016'da başladım ve birinci sınıfın sonlarına doğru "ben neden kitap okumuyorum ki?" diye bir farkındalık oluştu. O zamanlar sıkı bir twitter kullanıcısıydım ve takip ettiklerim arasında Serdar Tuncer de vardı. Serdar Tuncer, bir tweetinde Düş Kesiği'ni paylaşıp bir şeyler yazmıştı. Nedendir bilmiyorum ama "bunu benim de okumam lazım" dedim kendi kendime. Ve sonraki birkaç gün içinde kitabı aldım. Kitabın ilk cümlesini okudum ve sonra bir baktım ki ilk 150 küsür sayfasını okuyuvermişim. Kitabı okumaya başladığım sıralar tam vize dönemiydi. Herkes harıl harıl vizelere çalışırken ben elimden Düş Kesiği'ni bırakamıyordum adeta kitapla bütünleşmiş gibi sürekli elimde, yanımdaydı. E tabi böyle olunca kitabı bitirmem 3-4 gün sürdü. Kitabı bitirdiğimde Güray Süngü'nün bütün kitaplarını okumaya karar vermiştim. Güray Süngü'nün kitapları, Güray Süngü'nün okuduğu kitaplar, Güray Süngü'nün okuduğu yazarlar, Güray Süngü' nün okuduğu yazarların okuduğu kitaplar ve yazarlar derken kendimi bir kitaplar döngüsünün içinde buldum. Ve 2017 yılının sonlarına doğru artık kendime bir kitaplık almam gerekiyordu :) Evet, hâlâ elinden kitap düşürmeyen biriyim. Yani kısaca, Allah Serdar Tuncer' den ve Güray Süngü'den razı olsun :)
Düş KesiğiGüray SüngüSerdar Tuncer