Gabriel Garcia Marquez 'in 1982 Nobel Edebiyat Ödülü alan işleneceğini herkesin bildiği fakat engel olmak için kimsenin bir şey yapmadığı bir cinayetin öyküsü olduğundan kitap kapağında bahsedilsede kitabın akışı,olay örgüsü insanda merak uyandırıyor. Yazarın okuduğum ilk ve diğer kitaplarını kesinlikle okumam gerektiğini düşündürten kitabı.Kitabın başında "Santiago Nasar,onu öldürecekleri gün,piskoposun geleceği gemiyi karşılamak için sabah saat 05.30 da kalkmıştı." Cümlesiyle kitabın sonundan ve olacaklardan bahsetmiş gibi görünse de ve dili akıcı olmasa da bu durum asla kitabın tadından bir şey kaybettirmiyor.Namus cinayeti, töre, önyargı gibi birçok derin konudan bahsetmesine rağmen kitap çok uzun tutulmamış ve tadında bırakılmış.Kitabın çoğu yerinde insanlara öfke duyup neden umursamaz davrandıklarını ve cinayete engel olmadıklarını ya da Nasar'ı korumadıkları için sinirleniyorsaniz kitabın dünyasıyla bütünleşmişsiniz demektir.
Kitaptan bahsedilince çoğu kişinin aklinda cinayet kalmış olsa da ben aklımda bu sözlerle kitaba veda ettim:
"BANA BİR ÖNYARGI VERİN DÜNYAYI YERİNDEN OYNATAYIM. Kırmızı Pazartesi "