Puan vermedi·531 syf.····Okunma: 15 Eylül 2022 00:00 İnsanların yaptıklarında ahlaksal bozukluk görenler, en fazla ahlaki çöküntü içinde olanlardır. Toplumların dayattığı ahlak baskısıyla yaşamak zorunda bırakılan insanlar eğitim yönünden de zayıfsa yanlış yollara daha çok sapabiliyorlar.
Hayat mücadelesinin getirdiği girdap içinde sıkışan bu insanlar, daha fazla eğlence ve keyif düşkünü olabiliyor. Haz duygusunun peşinden koşmaktan başka mutluluk olamayacağının bir delili olan bu insanları eleştirmek ne kadar doğru? Bilgelik ve erdem peşinde koşmanın insanı daha mutlu ve verimli hissettireceğini en başından beri öğretemediğimiz bu topluluktan ne kadar uzak kalabiliriz?
Zola harika bir gözlemci ve toplumsal gerçekçi bir yazar olarak yine hem ders verici hem de insanı düşündürebilen, duygularına dokunabilen bir klasik eser yaratmış. Kitabın varoş kesimlerdeki kokuşmuşluğu, eğitimsizliği, ayyaşlığı ve tembelliği bu kadar gerçekçi anlatması sebebiyle rahatsız edici bulanlar o dönem eleştirmiş olabilir. Fakat bu Zola'nın gerçekleri ve var olanı etkileyici bir şekilde anlattığı gerçeğini değiştirmez. Karakterlerin başına gelen olaylar nefsi olan, hataları bulunan insanoğlunda doğal olarak eğreti durmayan zaafi durumlardır. Elbette ahlaki çöküntü içine düşmemek için insanlar elinden gelen kişisel gelişimleri sağlamalı ama insanı içine doğduğu toplum ve yozlaşmışlıktan çok da uzakta değerlendiremeyiz.
Karakterleri kurgu boyunca hem çok sevip hem de yadırgadım. Hoşuma gitmeyen ve beni rahatsız eden karakterler de olmadı değil. Çünkü toplum içinde o tarz insanlarla karşılaşma olasılığım hep oldu. Kitabın sonlarına doğru ise, boğazıma dayanan yumruk, göğsüme oturan öküz ile birlikte insanlığımı tekrar tekrar sorguladım. Teşekkürler Zola