Hᥱsᥒᥲ Hypatia

Hᥱsᥒᥲ Hypatia
@HesnaHypatia
︎ Felsefe - Psikoloji - Atlar - Kitaplar ︎ Gelişi Güzel Notlar... yazıyorum.
30 kütüphaneci puanı
712 okur puanı
Mart 2017 tarihinde katıldı
atıma atlayıp düşlerime döndüm o gece
Sayfa 133 - Sel Yayıncılık·Kitabı okudu
Şiir
Reklam
Puan vermedi·315 syf.··
2026 12. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 00:00
Alman atasözüyle: Einmal ist keinmal - "Bir kere olan şey, hiç olmamış sayılır." Ancak yaşamlarımız da bir kere yaşanır. O zaman koca bir hiçlik mi?Kitap Nietzsche'nin ebedi dönüş mitiyle açılış yapıyor. ​Her şey aslında sonsuz bir döngüyle tekrarlanır. Nietzsche bize şu soruyu sordurur: Şu an yaptığın şeyi, sonsuz kez tekrar etmeye razı olacak kadar büyük bir arzuyla mı yapıyorsun? Eğer bu düşünce seni eziyorsa, hayatını yanlış yaşıyorsun demektir. Eğer bu düşünce seni coşturuyorsa, hayatının hakkını veriyorsun demektir. ​Kundera da der ki: Nietzsche’nin ebedi dönüş miti doğru olsaydı, hayatımız çok ağır ve anlamlı olurdu. Ama ne yazık ki doğru değil. Biz sadece bir kez yaşıyoruz. Birçok şey sonsuz döngüde tekrarlanıyor olsa da her tekrarda başka başka kişileriz. Belki de her seferinde başka kişilere dönüşebilme cesaretini gösterdiğimiz ölçüde anlamlı bir şekilde var olabiliyoruz. Kitap her ne kadar aralara felsefi düşünceler sıçratsa da aslında dört karakterin hayatından kesitler veren bir roman. Hayatı, varoluşun hafiflik ve ağırlık cephesiyle ele alıyor. Hafiflik; kök salmayı reddetmek, sorumluluklardan kaçmak, bağ kurmayı istememek, anı yaşamaktır. Ağırlık ise; sadakat, sorumluluk, hayata anlam yüklemek, açıklık ve net karar alabilmektir. Bu çerçevede bu dört karakterin ilişkileri, çatışmaların yaşandığı bir alan haline gelir. Hele ki işin içine kelimelere yüklenilen farklı anlamlar, felsefi düşünce farklılıkları, travmalar vs girince ortam iyice savaş alanına döner. Peki - hafiflik ve ağırlık cephesinden bakacak olursak- Kundera şunu sorgular: Hayat provası olmayan bir oyunsa, doğru seçim hangisidir? Ben birçok konuda olduğu gibi bu konuda da dengeyi savunacağım. DENGE Hangi uca gidersek gidelim, o uç kendi iç çelişkisinde boğuluyor çünkü. Keyifli okumalar
Felsefe
Varolmanın Dayanılmaz HafifliğiMilan Kundera · İletişim Yayınları · 198613,2bin okunma
Puan vermedi·315 syf.··
9 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 00:00
·
2026 12. kitabı
Milan Kundera
7.6/10 · 13,2bin okunma
Sanatçının kendi yarattığı dünyayı yok etme hakkı var mıdır?
Puan vermedi·504 syf.··
2026 8. kitabı
·
40 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2026 23:36
Kafka veremden ölüm döşeğinde yatarken en yakın arkadaşından yazdığı her şeyi yakmasını istemişti. Bu onun son vasiyetiydi ama arkadaşı ihanet etti. Bütün yazdıkları ölümünden sonra basıldı. Bu sayede onu tanıdık ve Kafkaesk kavramı edebiyata girmiş oldu. Vergilius Maro ise Romalı bir şairdir. Topluma mal olmuş ünlü şiiri Aeneis'in öldükten sonra yakılmasını ister. Aslında her iki yazarda da benzer olan tamamlanmamışlık hissiyatı ve yazdıklarının mükemmel olmaması inancıydı. Vergilius sanatın ve yazdığı şiirin, topluma bir katkısı olmayacağını düşünmüştür. Kafka ise yazının bireysel olarak onu dünyadan kopardığına inanır. Hem yazısız yapamaz hem de tükenir. Ortak paydada bir eser yaratıcısını tükettiği anda, yaratıcısı giderken eserini de yanında götürmek ister. Hermann Broch bize Vergilius'un son 18 saatini anlatır. İmparator Augustus ve dostları, eserini yakmaması konusunda onu ikna etmeye çalışır. Yazar bunu bize aktarırken bilinçakışı tekniğiyle bizi uzun ve sarmal cümlelere maruz bırakır. Ölüm döşeğindeki yaratıcı bir şairin beyninden ve ruhundan dökülenleri şiirsel bir boyutta verir. Okuması ve takip etmesi zor ama bana göre her nitelikli okurun deneyimlemesi gereken bir kitap. Yazar, şairin ölüme doğru olan yolculuğunu aktarırken sanatı ve eseriyle ilgili düşüncelerini dört bölüme ayırarak vermiştir. SU (Varış ve Akış): Vergilius son saatlerini geçireceği Brindisi kentine su üzerinde bir gemiyle gelir. Su hem yolculuktur hem de şiirinin o zamana kadarki akışıdır. ATEŞ (Yıkım ve Arınma): Ateş, Aeneis'in yok edilme arzusudur. Mükemmeliyetçiliğin getirdiği o yakıcı "yetersizlik" hissi. Vergilius sanatın, ölümün gerçeği karşısında "yanıp kül olması" gerektiğini düşünür. TOPRAK (Mülkiyet ve Kalıcılık): Eserin sanatçıdan kopup "dünyaya" ve topluma kök saldığı
Felsefe
Vergilius'un ÖlümüHermann Broch · İthaki Yayınları · 2012470 okunma