Öncelikle ilk olarak şunu belirtmeliyim, güzel ve keyifli bir romanı bitirmenin keyfi gerçekten efsana :))
Alamut Fedailerin Kalesi Alamut kolayca okunan, hayal gücünün, heyecanın, kışkırtıcılığın, hırsları evrensel olarak hepimizce çok rahatlıkla anlaşılabilecek karakterlerin ve bu karakterlerin hayallerinin, kusurlarının büyük bir başarıyla anlatıldığı bir eserdir.
Romandaki bazı karakterler sanki gerçek hayattan birebir kopyalanmış gibi. Ancak görünüş itibarıyla popüler edebiyata ait bir eser olarak görülse de içerdiği ayrıntılar, sembolik anlamlar olarak tanımlanabilir.
Efsane 11. yüzyıl İranı'nda, kendini peygamber ilan eden Hasan Sabbah'ın, seçilmiş bir grup insanı intihar suikastçısına dönüştürerek bölgede hakimiyet kurmak için çılgınca ve aynı zamanda zekice bir plan tasarladığı Alamut Kalesi'nde geçmektedir.
Sabbah kendi deyimiyle insanların saflığını kullanıp dine adanmışlığı politik emellerine alet eder.
Alamut ideolojilerin İnsan sağduyusuna meydan okuyan, hayatın Tanrı'nın krallığına ulaşma hedefi uğruna feda edilmesini öneren ideolojilerle yargılama özgürlüğü ve karar verme hürriyeti sunan görüşlerin çatışması metne yedirilmiştir. Aslında metinde Hasan uzun uzun İslam düşüncesine yönelttiği itirazları sıralayıp, diğer dinî alternatifler üzerinde durarak kendi yaşam deneyimlerini anlatırken, tüm bu süreci genç bir insanın hakikat arayışı ve neticesinde de gözündeki perdeden sıyrılarak gerçekleri görmeye başlaması çerçevesinde izah etmektedir.
Vladimir Bartol "Bartol'un okuduğum ilk kitabı . Okura hangi karakterin hareketlerinin onaylanması hangilerinin yerilmesi hususlarında yol gösteren herhangi bir otoriter ses yoktur. Okur roman boyunca kendi yolunu kendi bulmalı, şaşırmalı, karmakarışık duygularla boğuşmalıdır. Zaten böyle gizemli bir eser yazmayı planlamıştır Bartol. Alamut'taki en büyük başarısı, hikâye anlatıcısı olarak ortadan kaybolmayı başarıp hikâyeyi karakterlerinin sürdürmesine olanak vermesinde gizlidir. "