·207 syf.····Okunma: 30 Aralık 2022 17:52 Elbette kimsede sihirli bir değnek yok. Bu işin tam anlamıyla bilimsel bir formülü yok. Ama sağ olsun Montessori Abla deneysel olarak deneyimlerini, başardıklarını anlatmış. İnsan fıtratı önemli, çevre önemli, toplum önemli. Yoksa Türkiye'de yaşasa Montessori Abla'ya "Çok biliyon sen, çocukları şımartıyon." derlerdi. Bu kitapları falan yazamazdı. Kaldı ki okuduklarımı çevreme anlattığımda, saçma diyorlar. Montessori özellikle anaokulunda sırf reklam amaçlı yazıyorlar, insanlar kanıp bu okullara çocuğunu gönderiyor. "Okulumuzda Montessori programı uygulanmaktadır." diyor ama Montessori'nin ne olduğunu sorsan veli bile bilemez.
Ne kadar uygulamaya kalksan da en sonunda anam babam yöntemlerine dönüyor insanlar, zaten çalışma koşullarından gerekse masraftan insanlar anne babalarına emanet ediyorlar. Onlar da açıyorlar televizyonu, veriyorlar eline tableti geçiyorlar kenara. Azıcık bilinçli olan da tabir-i caizse hani amiyane tabirle eziyete katlanıyorlar. Profesör bile olsa, basıyor kalayı.
Çocuk yetiştirmek incelik isteyen bir iş. Ama mevcut şartlarda çocukta travma yaratmasan en yararlı şeyi yapmış olursun çocuğun için. Gerisi hikaye.
Bu Montessori oyuncakları, eşyaları iyi para ediyor yalnız. Montessori yatak, Montessori, Askı, Montessori çocuk odası vs. Tabi kimsenin çocukları salladığı yok, ceplerini dolduruyorlar ama bu ürünleri alanlar değerlendirebiliyorsa önemi yok.
Kitap 0-6 yaş çocukların gelişimiyle ilgili, "her işini kendi yapsın, bağımsızlaşsın, yetişkinler gibi bir hayatı olsun." gibi vir mantık var. Sorumluluk alsınlar, kendi oyuncaklarını kendisi toplasın, tabağını, çatalını kendi koyup kaldırsın falan. Genelde fakir ailelerin çocuklarıyla çalışmışlar. Bu çocuklar aslında bizim tabirimizle "şımartılıyorlar." ve "adam yerine koyuluyorlar."
Tabi sonuçta bu kutsal kitap değil, bir büyü kitabı da değil, harfiyen tüm dediklerini yapmak zorunda değilsiniz, zaten anlatılanlar gerçekten olması gereken şeyler de olmayabilir. Aklına yatanları uygularsın, yatmayanları ya da uygulamak elinden gelmeyenleri uygulamazsın. Yine de ders çıkarmak, kendini bir gözden geçirmek gerek. Gerek öğretmen olarak , gerek ebeveyn olarak değiştirebilecek çok şey olsa da ülkemiz hala bu bakış açısının uzağında. Kaldı ki kitap 1936'da yazılmış. Öylesine mükemmel bir eser ki günümüze bile hitap ediyor.
Öyle bir şey ki, çocuğun her istediğini yaparsanız şımarık, hiçbir dediğini yapmazsanız pısırık, bazı istediğini yapıp bazı isteklerini yapmazsanız dengesiz olur. Önerdiği şeyler de mutlaka işe yarayacak şeyler değil. Kaldı ki "işe yarama" durumu da göreceli, yine amiyane tabirle çocuk bana salça olmasın, bir kçşede sessiz sakin oynasın ise dünyanın en işe yaramayacak yöntemleri. Sağlıklı ve dengeli bir şekilde büyümesi için yetişkin için meşakkatli hatta hadi gelin biraz daha abartalım ebeveyn için işkenceli yöntemler. Japonların dediği gibi "Kuru pantolonla balık tutulmaz." En azından ilk 3-4 yıl çocuğunuza özeneceksiniz.
Ama ne olsursa olsun, ister adına mizaç, ister fıtrat, isterse huy diyin o iyi olmadı mı olmuyor gibi. Yine de olması gereken, yapılması gereken şeyleri yapmak gerekir.
İşin en zor kısmı çocuğu (güzel bir tabir olmasa da)