Bir sahafta rastladım esere.
Kenarları sararmış, okunmuş, uygun fiyatlı... (En sevdiğim özellikler)
Bugün olmazsa yarın başlarım deyip aylar sonra başladım.
Her zaman okumaktan keyif almışımdır otobiyografi tarzı kitapları.
Hayatta başarılı bulduğum insanların yolculuğu hep ilgimi çekmiştir.
Yılın son kitabı olarak okuyacaktım ama yetişmeyince yeni yılın ilk kitabı oldu.
Öğrencilik yılları,
Birtakım iş denemeleri,
Sanatçılarla kesişen yollar,
Akıp giden yıllar...
Kimler gelip kimler geçiyor hayatımızdan. Söz konusu sanatçılar olunca hayatlarından geçenler de sanata gönlünü vermiş insanlar oluyor. Tuncel Kurtiz, Gülten Dayıoğlu, Yiğit Özşener... Eserde isimlerini görmek bile heyecan verdi.
Bir Tuncel Kurtiz, başlı başına bir sanat...
Herkese hitap etmez Nejat İşler
Bunda Barda, Kaybedenler Kulübü gibi filmlerin de etkisi olsa gerek.
Ben oldukça başarılı buluyorum oyunculuğunu. Hani rolünün hakkını vermek derler ya, tam olarak bunu yapıyor. Bir Ercüment Çözer karakteri mesela... Ondan başka kimsede düşünemiyorum o karakteri. Eserde bu filmlere de ayrı başlıklar açmış. İzlediğim filmlerin arka planını görmek güzel bir deneyimdi. (Kaybedenler Kulübü cümle cümle ezberimdedir.)
Eser yazarın farklı dönemlerdeki fotoğrafları ile desteklenmiş ve bölüm sonlarına yazarın aforizma niteliğinde sözleri eklenmiş. Edebi beklenti yüksek tutulmadan okunabilir diye düşünüyorum. Ama şunu belirteyim: Kuşkusuz herkese hitap etmeyecek...
"Birini kaybetmeye alıştırırsan, artık hiçbir şeyden korkmaz. Senden hiç." (s. 39)
Sanırım yavaş yavaş hepimiz bu evreye dönüyoruz. Yeni yıla girdik ama çok azımızın beklentileri var. Kaybede kaybede bağışıklık kazandık. Ne korkumuz ne isteğimiz kaldı. Yaşamın akışına bıraktık kendimizi. Olabildiğince korkusuz ve olabildiğince beklentisiz...
Biraz otobiyografi, biraz anı, biraz deneme... Bir çırpıda bitebilecek bir eser. Yazarla anne tarafından toprak olduğumu da öğrenmiş oldum. Doğup büyüdüğümüz yerlerin de aynı olması sebebiyle ayrı bir yakınlık duydum. Yine de Nejat İŞLER benim için sanatın sinema tarafında kalır.
Eserde sonuna kadar katıldığım bir cümleyle incelememe son vermek istiyorum:
"Bu memlekette kadın olmak bizatihi devrimci bir durum." (s. 119)
Filmlerindeki beklentiye kapılmadan okuyabilirsiniz.
Keyifli okumalar dileklerimle...