Bazen zehri taşımak daha zehirlidir zehirlemekten." der @ece.temelkuran İç Kitabında.. Sadık Hidayet de böyle bir şahıs kendi zehri ile kendini zehirleyenlerden...
Her bir cümlesini ilmek ilmek nakış nakış işleyerek yazdığı kitabını büyük bir keyifle ve merak ile okudum arkadaşımın..
Kalemine aşina olduğum yazarı Sadık Hidayet 'i bir kez daha tanıma fırsatı buldum. Meğer cahilmişim bu konuda.. Çocukluk yıllarından başlayıp ölümüne değin bilmediğimiz bir çok detayı bize kaynakları ile okutan yazarımıza teşekkür etmek boynumuzun borcu..
Hidayet doğunun Kafkası, kendini hiç bir zaman yeterli bulamayan bir masalıcı.. Bendenine hapsolmuş narin bir ruh.. Gölgesini kendisine kafes etmiş bir yaralı kuş..
Sadık Hidayet okumuş veya okumamış herkese bu kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum. Okumamış olanlar Hidayet ile tanışma fırsatı bulacaklar okumuş olanlar ise aslında ne kadar eksik olduklarını anlayıp bir daha okuyacaklar..
Benim için Sadık Hidayet 'i kitapta tanımlayan cümle şu oldu. "Sesimi boğazımda işitiyorum ama sözcüklerin anlamlarını çıkaramıyorum." Hidayet bu dünyayı kavrayıp dillendiremediği için kedisi ile bu kadar kavgalı idi belkide. İçindeki çığlığı haykırabilmek için doğru kelimeleri bulamadığı için..
Kitapla kalın...