Öğretmenim Bir Bakar mısın?
Buradaki ilk kitap incelememi yazmak istiyorum. Beni derinden etkileyen böylesi bir kitabı yazmak bir öğretmen olarak son derece mutlu etmektedir. Kitap, önsözünde de belirtildiği üzere Denetim Odaklı Korku Kültürü ve Gelişim Odaklı Değerler Kültürü çerçevesinde yaklaşık 3 bin tane mektubun detaylı bir şekilde incelenerek Doğan Cüceloğlu hocamızın veritabanında hummalı bir şekilde işlenerek okuyucularına sunulmuştur. Peki iki taraflı kültür çerçevesinde işlenen bu mektupların içeriğinde ne var? Bakış, Bilgi ve Değerler bölümü olarak ayrılan bu eser, öncelikle öğretmenin kendi niyetini keşfetmesinin ve bu vesileyle öğrencisine sadece dersine girdiği bir kişi olarak değil, aynı zamanda ona kitabın tabiriyle " insan öğrenci" olarak bakılmasını ele almaktadır. Öğretmenlerin kendi niyetini keşfetmesini de kendini tanıması, kendini Denetim O. Korku kültüründe bir düzen koruyucusu olarak değil, Gelişim O. Değerler kültürü içerisinde öğrencisine değer veren, onu her daim koruyan, ona hata yaparak hayatını bu doğrultuda şekilendirmesini öğütleyen anne ve babadan sonra gelen birincil kişidir. Öğretmen olan birey, sadece kendi içinde bir birey olmakla kalmayıp öğrencisine gerek sınıf içinde gerekse de dış dünyada ona kol kanat geren bir bireydir. Kitapta çoğunlukla öğretmenlerin gerek geçmiş yaşamlarında gerekse de günümüz dünyasında yaşadığı olayları konu edinen mektuplarda öğrencileri için ne kadar fedakârca işler yaptığı, onları tabiri caizse bir sanatçı dokunuşuyla nasıl şekillendirdiğini konu edinmektedir. Son olarak cümlelerimi bitirmeden önce kitapta başta da belirttiğim üzere beni derinden etkileyen o mektuplardan sadece birini her branşa saygım sonsuz olmakla birlikte her mektubu buraya almam mümkün olmadığı için kendi branşım da olduğu için kalbî bir yakınlık hissettiğimden kasıt ilkokul Türkçe dersine giren bir öğretmenin öğrencisi üzerinde bıraktığı etkiyi anlatan bu mektubu buraya almak isterim izninizle.
Daha yeni ilkokula başlayacak olan bir öğrencimiz, ders tanışma dersinde öğretmenlerinin "Babanızın mesleği nedir?" sorusu karşısında kendi babasının bir tır şoförü olduğunu söylemek konusunda bir çekimser tavır içinde durduğu ve ne diyeceğini tam olarak kestirebilmiş durumda değildir. Öncesinde bunu annesine anlatan öğrencimiz, babanın bir nakliyeci olduğunu söyleyebilirsin demesi üzerine o günden sonra her bu soruyu aldığında "Babam nakliyeci" diye söylemiştir. Aslında bu meslek, diğer öğrenciler arasında pek de bilinmeyen bir meslek olduğu için asıl mesele bundan sonra başlamaktadır. Derken bir gün, dersine Türkçe derslerine giren yeni bir öğretmen gelmiştir. Diğer öğretmenlerden farklı olarak bu öğretmen, " Evet, babalarınızın ve annelerinizin mesleklerini merak etmiyorum. Ben önce isminizi, sonra da ileride ne olmak istediğinizi ve hedeflerinizi merak ediyorum." demesi üzerine bahsi geçen öğrencimiz hayatının şokunu yaşamıştır. Daha sonra öğretmenn gözü, en arka sıralarda oturan ismi F. isimli o öğrenciye takılarak öğretmen onu işaret ederek ne olmak istediğini sorarak öğrencinin de heyecan ve mutlulukla kendinden emin bir şekilde ağzından " Türkçe öğretmeni olmak istiyorum." cümlesi çıkmıştır. Tüm sınıf ona gülerek karşılık verdikten sonra öğretmen bunun sebebinin onların daha mesleklerine karar vermediğini belirtmiştir. O günden sonra şu an o öğrenci, öğretmenin üzerinde bıraktığı derin izle meslekte 11.yılını bitiren, mesleğine son derece inanan ve tıpkı o günkü gibi öğrencilerinin anne ve babasını hiç merak etmeyen; onları ait oldukları geleceğe taşıma yolunda hep çaba harcayan; çocuklara, yaşama ve güzelliklere inanan idealist bir Türkçe öğretmeni oldu. Unutulmamalıdır ki öğretmen, öğrencisinin gönlünün muradına keşfetmesine yardımcı olur. Sonuna kadar okuduğunuz için sizlere çok teşekkür ederim :) Kitabı bana hediye olarak gönderen kıymetli zümreme de sevgiler
Doğan Cüceloğlu